• BIST 84.023
  • Altın 146,903
  • Dolar 3,7616
  • Euro 4,0431
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 9 °C
  • Ankara -1 °C
  • İzmir 9 °C
  • Berlin 0 °C

Erdoğan’ın bir ‘muhasebe’ ihtiyacı!

Hasan Cemal

Bali konuşması ve askeri andıç-sivil andıç...

Erdoğan’ın hapse düştüğü 28 Şubat döneminde ‘askeri andıçlar’ yaşandı. Bugün de ‘sivil andıçlar’ dönemi. Erdoğan, Bali konuşmasında demokrasiyle ilgili ‘bir muhasebe ihtiyacı’ndan söz ediyor. Acaba günümüzde de demokrasi ve insan haklarını katleden ‘sivil andıçlar’ konusunda bir muhasebe yapmayı düşünüyor mu? 

Endonezya’nın Bali kentine 12 Eylül’ün lideri Evren Paşa’yla gitmiştim.

1982 yılı olmalı.

Uzun bir geziydi.

Pakistan, Bangladeş, Güney Kore ve Endonezya duraklarında darbe liderinin bitmek bilmeyen nutuk ve konuşmalarını dinleyerek, haber yaparak iki hafta geçirmiştik.

Darbe anayasası referandumda yeni kabul edilmiş, Evren Paşa Cumhurbaşkanı olarak Çankaya’ya çıkmıştı.

Otuz yıl geride kalmış.

Ama bunca yıldır hâlâ darbe ürünü bir anayasanın yerine yenisini, sivil ve tam demokratik olanı koyabilmiş değiliz.

Elbette mesafe aldık.

Ama yetersiz.

Bazı temel meseleleri, bir Kürt sorununu, bir Alevi sorununu ya da örneğin din-devlet ilişkilerini doğru dürüst çözüm rayına oturtamadığımız için bu ülkede demokrasi teklemeye devam ediyor.

Daha yapacak çok iş var.

Bu konu, Başbakan Erdoğan’ın Endonezya’da, Bali Demokratik Forumu’nda yaptığı konuşmada da yeralıyor.

Daha ilginci, demokrasiyle ilgili yeni bir muhasebe ihtiyacından söz ediyor Tayyip Erdoğan.

Haklı!

Ama buna kendisinin de fazlasıyla ihtiyacı var.

Erdoğan uzun konuşmasında demokrasinin, insan haklarının, hukukun üstünlüğünün altını çizmiş.

Geniş katılımlı, çoğulcu toplum modelleri için yönetenlerle yönetilenler arasında yeni sosyal anlaşmalar gerekli demiş.

Azınlık-çoğunluk meselesine de değinmiş:

“Günümüzde demokratik süreçlerin kapsayıcı, şeffaf, hesap verilebilir, hukukun üstünlüğünü esas alan ve azınlıkların haklarını gözeten bir şekilde oluşturulması artık kaçınılmaz bir gerekliliktir.

Ama bu şu demek değildir, azınlıkların çoğunluklara tahakküm etmesi değildir. Çünkü demokrasinin tanımı bu olamaz.

Ancak bu, çoğunluğun da azınlığa tahakküm etme hakkını vermez.

(...)

Bireyin tek başına dahi önemli bir siyasi aktör haline gelebildiği bir dönem yaşanıyor. Ve bu gerçekler bizi, demokratik yapılarımızı daha eşitlikçi, çoğulcu ve insanı temel alan bir niceliğe kavuşturmaya yöneltiyor.”

İyi güzel.

İsabetli tespitler.

Başbakan Erdoğan’ın belirttiği demokrasiyle ilgili bu genel doğrulara aklı başında ve demokrasiyi benimsemiş kimse itiraz etmez.

Ama bu pencerelerden Türkiye’ye bakınca, pek çok haklı itiraz akla takılıyor. Sayın Başbakan’ın demokrasiye ilişkin ‘genel doğruları’ bizde ne kadar geçerli sorusu ister istemez gündeme geliyor.

Tekrarlamak istemiyorum.

Demokrasi ve hukuk devletinin bu ülkede nerelerde, neden teklediğini çok yazdım bu köşede.

Ama bu yazımda bir noktaya işaret etmekle yetinmek istiyorum:

Askeri andıç-sivil andıç!

Tayyip Erdoğan’ın hapse düştüğü 28 Şubat döneminde ‘askeri andıçlar’ yaşandı.

Dün böyleydi.

Bugün ‘sivil andıçlar’ dönemi.

Dün fikri zikri beğenilmeyenler andıçlanıyor, hedef gösteriliyor, linç kampanyalarıyla itibarsızlaştırılmaya, kişilik katline uğratılmaya çalışılıyordu.

Bugün de farklı değil.

Farklı olan, dün askeri yanı ağır basıyordu, bugün sivil yanı...

Başbakan Erdoğan, Bali konuşmasında demokrasiyle ilgili ‘bir muhasebe ihtiyacı’ndan söz etmiş.

Sormak lazım:

Acaba günümüzde de demokrasi ve insan haklarını katleden sivil andıçlar konusunda bir muhasebe yapmayı hiç düşündü mü, düşünüyor mü Sayın Başbakan?..

Milliyet

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89