• BIST 105.324
  • Altın 146,628
  • Dolar 3,4727
  • Euro 4,1687
  • İstanbul 30 °C
  • Diyarbakır 31 °C
  • Ankara 26 °C
  • İzmir 26 °C
  • Berlin 13 °C

Erdoğan ve Barzani’nin ana gündemi Rojava

Ruşen Çakır

Hafta sonu Diyarbakır’da ilginç şeyler yaşanacak. Irak’tan Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani, yıllardır Türkiye’ye gelemeyen Kürt sanatçı Şivan Perwer’le birlikte gelip Başbakan Erdoğan’a eşlik edecekler. Ayrıca İbrahim Tatlıses de onlara katılacak ve Şivan ile düet yapacaklar.

Bütün bu isimlerin bir araya gelmesinin birçok boyutu söz konusu. Şivan’dan başlayacak olursak: Genç yaşta Türkiye’yi terk etmek zorunda kalan sanatçı kısa sürede dünyanın dört bir yanındaki Kürtler nezdinde popüler bir isim hâline geldi. Zamanla Şivan ile PKK hareketi arasında sorunlar çıktığını biliyoruz. Öyle ki nisan ayında kendisiyle Erbil’de yaptığımız söyleşinin başlığına onun “Öcalan bir mesaj daha çıkarsın ve desin ki Şivan’ı rahat bırakın!” sözlerini çıkartmıştı.

(http://www.rusencakir.com/Sivan-Perwer-Ocalan-bir-mesaj-daha-cikarsin-ve-desin-ki-Sivani-rahat-birakin/2001 )

Kürt sanatçı daha önce Avrupa’da Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’la görüşünce (ki Arınç da hafta sonu Diyarbakır’a gideceğini açıkladı), yine PKK çevrelerinin eleştirilerine maruz kalmıştı. BDP sözcülerinin daha şimdiden “AKP’nin seçim propagandası” olarak tanımladığı faaliyetlerin bir parçası olması, ister istemez kendisini hükümete daha fazla yaklaştıracak, Kürt siyasi hareketinden de uzaklaştıracaktır.

PYD’nin önünü kesmek

BDP çevreleri Şivan’a, “AKP’nin kendi Kürtlerini yaratma programı”na dâhil olduğu için kızıyor ve ona Kemal Burkay örneğini hatırlatıyorlar. Ne var ki, eğer sahiden AKP’nin böyle bir planı varsa bunun en önemli parçası Mesut Barzani olsa gerek. 2012 eylül ayındaki AKP Kongresi’nde de bir konuşma yapan (hatta tam o konuşurken salonda “Türkiye seninle gurur duyuyor” sloganı atılınca kafalar karışmıştı) Barzani, çok kritik bir zamanda Diyarbakır’a geliyor.

Tabii ki ilkin akla yerel seçimler geliyor. Ardından Türkiye’nin yeniden iyileştirmeye çalıştığı Irak ile ilişkileri ve bu bağlamda Kürdistan’da çıkan petrolün durumu gibi ikili meseleler. Ne var ki Erdoğan-Barzani buluşmasının ana temasının Türkiye ve Irak değil de Suriye olacağı kesin gibi. Zira Suriye’deki “Rojava” diye adlandırılan Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı bölge, büyük ölçüde Abdullah Öcalan çizgisindeki PYD’nin kontrolüne geçti. PYD bunu Ankara ve Erbil’in karşısına çıkardığı bütün engellere rağmen başardı.

Görüldüğü kadarıyla Erdoğan ile Barzani, ayrı ayrı önünü kesemedikleri PYD’ye karşı birlikte ne tür stratejiler geliştirebileceklerini tartışacak ve zaman geçirmeden bunları devreye sokmaya çalışacaklar. Ancak bu tür ortak stratejilerin önünde ayrı ayrı engeller çıkacak. Örneğin Barzani, bazı Kürtlerin önünü kesmek için Türkiye ile anlaşma yapmakla suçlanacak ki çoktan bu tür itirazlar gelmeye başladı. Erdoğan da PKK’nın çözüm sürecini sonlandırma tehditlerine maruz kalacak.

İmralı’dan geçen yol

Önlerine çıkabilecek engeller bir yana, şu soruyu sormak şart: PYD’nin elinden, Ankara’ya ve Erbil’e rağmen, El Kaide unsurlarıyla çatışa çatışa elde etmiş olduğu gücü ve mevzileri almak nasıl mümkün olabilir? Türkiye’nin de destek verdiği, Suriye’de rejimi devirmeye yönelik planların hemen tümünün çöktüğü; buna bağlı olarak Ankara’nın Bağdat ve Tahran’la ilişkilerini normalleştirmeye çalıştığı bir konjonktürde PYD’nin elinin daha da güçlenmiş olduğunu söylemek yanlış olmaz. Dolayısıyla Erdoğan ve Barzani’nin PYD’yi köşeye sıkıştırmaya çalışmaktan ziyade onu kazanmaya çalışmaları daha akıl kârı olacaktır. Tabii böyle bir stratejinin yolunun İmralı’dan geçmek zorunda olduğu da açık. Öcalan’ın görüşmelerin “format”ını değiştirme talebini Suriye’yi göstererek meşrulaştırmaya çalıştığını unutmamak lazım.

Eğer birileri Öcalan’ın karşısına Barzani’yi çıkartmayı planlıyorsa bunun tutacağının sanmam. Kaldı ki Barzani de kendisi için son derece riskli olan bu öneriyi herhâlde benimsemeyecektir.

Gülen cemaati ve seçimler

Fethullah Gülen hareketinin “amiral gemisi” olarak tarif edebileceğimiz Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı (GYV) dün yazılı bir açıklamayla (http://www.gyv.org.tr/Aciklamalar/Detay/105/) cemaatin siyaset ve siyasi partilerle ilişkisini bir kez daha tarif etti. Bu açıklamanın hemen ardından yaptığımız bir değerlendirmeyi şu bağlantıdan okuyabilirsiniz: http://www.rusencakir.com/Gulen-cemaati-secimler-oncesi-hukumetle-arasindaki-mesafeyi-aciyor/2244

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89