• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 22 °C
  • Diyarbakır 28 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 23 °C
  • Berlin 27 °C

Erdoğan gider mi; giderse kavga biter mi?

Günay Aslan

Fethullah Gülen’in elden yolladığı ve 'güncel olaylarla oyalanmayalım; imanda derinleşmeye (!) hizmetlerimizi sürdürmeye (!) bakalım' teklifini yaptığı mektubuna rağmen hükümet-cemaat savaşı hız kesmiyor.

Kesmediği gibi bizi hayal bile edemeyeceğimiz sonuçlara sürükleme potansiyeli taşıyor.

Ok yaydan çıktı bir kere veya hedefine varacak ya da bumerang gibi dönüp onu atanı vuracak. Ama ondan sonra ortaya nasıl bir tablo çıkacağını kestirmek mümkün görünmüyor.

Türkiye 17 Aralık’la birlikte karanlık bir tünele girdi ve bu ülkenin nerede, ne zaman, nasıl duracağı bilinmiyor.

Küresel suikastle karşı karşıya kaldığını söyleyen Erdoğan’ın ilk işi Ergenekon sanıklarının huzurunda orduyla nikah tazelemek oldu. Şimdiye kadar sahne gerisinde tuttuğu orduyu yeniden sahneye davet ederek onun inisiyatifini güçlendirdi.

Dolayısıyla Türkiye’nin bundan böyle hangi yöne doğru gideceği; ordunun ülkenin iç ve dış siyasetinde neleri değiştireceğini tahmin etmek mümkün görünmüyor.

Geçmişte küresel sistemin istediği her liderin kellesini altın tepside sunan Türk ordusu şimdi Erdoğan’ın arkasında durduğu mesajını verse de yıllarca sürecek bu savaşın şiddetlendiği zaman ne yapacağını kimse bilmiyor.

Ordunun gücünün Erdoğan’ı korumaya yetip yetmeyeceği gibi bunun karşılığında Erdoğan ve hükümetinden neler istediği ya da aldığı da bilinmiyor.

Bazı yorumcular, özellikle de batı medyası, 'Erdoğan gider, sular durulur; Türkiye bu kaostan kurtulur' diyor ama, durum hiç de öyle görünmüyor. İş burada kalacağa; Erdoğan’ın gitmesiyle mesele hallolacağa benzemiyor.

Çünkü sorun Erdoğan’dan; onun hot-zotculuğundan, despotluğundan ya da yolsuzluklarından kaynaklanmıyor.

Sorunun küresel sistemin Türkiye'nin Lozan’da ele geçirdiği ipini bırakmak istememesinden kaynaklanıyor.

Sistem 100 yıl öncesinde olduğu Türkiye’nin yerini ve siyasetini yine kendisi belirlemek istiyor ancak, Türkiye buna yanaşmıyor.

Yanaşmadığı gibi Lozan’da boynuna geçirilen ipi çıkarmaya, imkanlarını kendisi için kullanmaya çalışıyor ki bu da çatışmaya yol açıyor.

Küresel sistem bölgesel dengeleri kökten değiştireceği için Türkiye’nin yörüngeden çıkmasına izin vermiyor. Hükümetle cemaat arasında yaşanıyor görünen savaş aslında küresel sistemle Türkiye arasında yaşanıyor.

Sitem çok önceden örgütlediği ve bu günler için hazır ettiği Gülen teşkilatını sadece tetikçi olarak kullanıyor.

Gülen’in teşkilatı kendisine verilen görevi yapıyor. Bağlantıları ve çıkarları nedeniyle kendini buna mecbur hissediyor. Aksi durumda kendi ipinin çekeceğini biliyor.

Sistem eskiden bu işi Türk ordusuna yaptırıyordu. Çıkarlarını 'korumak ve kollamak' adına orduyu harekete geçiriyor, maşa olarak generalleri kullanıyor, işini böyle hallediyordu.

Ne var ki Kürt direnişi sayesinde ordunun etkisi zayıfladı. Üstüne bir de Ergenekon ve Balyoz davaları binince ordu bu işi (darbe) yapamaz hale geldi.

Bu yüzden şimdi cemaati kullanıyor. Geçmişte orduya yaptırdığını şimdi Gülen’in polisine yaptırmaya çalışıyor fakat, polisin gücü buna yetmiyor.

Gözler bu nedenle orduya çevrilmiş bulunuyor. Savaş ordunun pozisyonunu güçlendirmiş durumda. Olup biten orduya yaradı ve belki de sistemin asıl amacı buydu! Bundan sonrasıysa karanlık.

Küresel sisteme göbekten bağımlı Türk ordusu günü geldiğinde –Mısır’da olduğu gibi – Erdoğan’ın ipini çekebilir ve bu da herşeyi altüst edebilir.

Erdoğan iç dinamikleri; Kürtleri, Alevileri, emekçileri ve bütün ezilenleri özgürlükçü yeni bir anayasa ve gelecek etrafında birleştirecek demokratik bir politika üretmemenin acısını çekeceğe, cezasını ödeyeceğe benziyor.

İç ve dış düşmanlardan dem vurması, küresel suikaste maruz kaldığını söyleyerek orduyla nikah tazelemesi ve ülkeyi ara rejimle yönetmeye yeltenmesi işe yarayacak gibi görünmüyor.

Aksine onun ve Türkiye’nin kurtuluşu için içerideki sorunları barışçıl bir biçimde ve özgürlükçü temelde çözmesi gerekiyor.

Kaderleri artık iç içe geçen Türklerle Kürtlerin ve diğer ezilenlerin barış içinde kardeşçe yaşamasının ve küresel sistemin kanlı oyunlarını bozmanın yolu buradan geçiyor.

Erdoğan gitse de kalsa da halkların –Lozan’da olduğu gibi- yeni bir yıkım yaşamaması gerekiyor…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89