• BIST 89.834
  • Altın 145,466
  • Dolar 3,6225
  • Euro 3,9067
  • İstanbul 13 °C
  • Diyarbakır 13 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 21 °C
  • Berlin 7 °C

Erdoğan, demokratik bir cephe oluşturma arayışında değil

Muzaffer Ayata

Türkiye normalinde seçim sürecine girdi. Ancak 17 Aralık’ta başlayan operasyonlar ve sonrası tatışmalarla seçim kampanyaları ve hazırlıkları geride kaldı. Kamuoyunda AKP ve Fethullahçılar çatışması olarak da geçen iktidar kavgasının nasıl sonuçlanacağı ve nerede duracağı da tam kestirilememektedir.

Hükümet açık ve ısrarla kendisine karşı bir darbe girişimi olduğunu ve devlete yerleşmiş çetelerin varolduğunu söylemektedir. Mevcut hiyerarşi dışında ayrı, paralel bir hiyerarşi dile getirilmektedir. Yolsuzluklar konusunda hükümete karşı harekete geçen daha doğrusu hamlesini yolsuzluklar üzerinden yapan güçler hükümeti en zayıf yanından vurmaya çalıştı. Çünkü Türkiye’de yolsuzluk olmadığını söyleyecek kimseyi bulmak zor. Hükümete karşı harekete geçenler ellerinde bilgi ve belgeler olmadan bu alana el atmazlardı. Bile bile ofsayta düşmeyi göze alamazlardı.

Hükümet, özellikle Erdoğan yolsuzluklar bahane, iftira, diyor. Esas sorun hükümete karşı darbe girişimi demekte ısrarlı. Bu açıdan soruşturmaları yapan ilgili savcılar, emniyet mensupları hızla etkisizleştirilmeye ve görevlerinden alınmaya başlandı.

Fethullahçıların devlete yerleştikleri, siyaset üzerinde farklı bir etkinlik ve vesayet oluşturdukları yeni farkedilen bir durum değildi. Özellikle KCK operasyonları ve tutuklamalar, basının harekete geçirilmesinde Fethullahçıların önde yürüdüğü biliniyordu. Bunlar çokça da dile getirildi. Ancak Erdoğan binlerce insanın mağduriyetinden ve itibarsızlaştırılmasından, bilgi ve belgelerin basına servis edilmesinden hiç de rahatsız olmadı. Oslo görüşmeleri basına sızdırıldığında harekete geçmedi. MİT müşteşarının tutuklanma ve kendisinin hedeflenmesi girişimlerinden sonra harekete geçip özel bir yasa çıkardı ama işi orada bıraktı. Paralel devlet ve ayrı hiyerarşi konusunda etkili bir girişimi olmadı. İttifakı bozmak istemedi.

Bu defa devlete yerleşen Fethullah hareketi daha kapsamlı bir operasyonla hükümeti işlemez hale getirmek istedi. Bakanların çocukları tutuklandı. Başka operasyonlar ise hükümetin müdahaleleriyle durduruldu. Hükümet seçim arefesinde hırsızlık ve yolsuzluklarla kamuoyuna sunuldu. Eğer hükümet bu operasyonları durduramasaydı deyim yerinde ise ipliği pazara çıkarılarak yönetemez hale getirilecekti.

İtibar kaybına uğramış, istifa ve tutuklamalarla sarsılmış bir hükümet doğal ki ciddi güç kaybına uğrayacaktı. CHP’deki ulusalcı kanat, MHP ve ordu içindeki önemli bir kesim darbe dahil AKP’den kurtulmak için siperde bekliyorlar. Fethullahçılar da devlet içindeki güçleriyle bilgi ve belgeleri servis ederek ve emrindeki paralel güçlerle ikili bir iktidar ve hiyerarşiyle hükümeti işlemez kılabileceklerdi. Türkiye ciddi biçimde bir darbe ortamına ve yönetilemez bir duruma sokulacaktı. Erdoğan’ın bu kadar bağırıp çağırması hiç de boşuna değildir.

Şimdi de devlet içinde adliye, polis, bürokrasi içinde onları görevden alarak, yerlerini değiştirerek darbeyi bertaraf etmeye çalışmaktadır. Bu kadar örgütlenmiş, kadrolaşmış ve palazlanmış bir hareketi bürokraside yer değiştirerek durdurmak ve önünü kesmek mümkün değildir. Örgütlenmeye, hükümete karşı farklı güçlerle ittifaklara girerek yine ülkeyi yönetilemez hale getirmeye çalışabilirler. İktidar oyunları ve bürokratik düzenlemelerle Türkiye darbe tehlikelerinden ve paralel devlet veya ayrı hiyerarşilerden kurtulamaz.

Sayın Öcalan uzun süredir hükümeti uyarıyordu. Barış sürecinin rayına oturması için yasal ve anayasal çerçeve oluşturulsun, demokratik düzenlemeler yapılsın, diyordu. Şimdi de aynı uyarıyı yapıyor. Türkiye’yi darbeler ateşine atanlara benzin taşıyan olmayacağız, demektedir. Açık ve net darbelerin karşısında duracaklarını vurgulamaktadır. Darbelerin önünü kesmek için demokratik bir hamlenin yapılması gerektiğini ısrarla önermektedir. Demokratik bir çıkış olmadıkça, halk etkili kılınmadıkça darbelerin zemini her zaman oluşturulabilir. Hükümetleri yönetemez hale getirmek çok zor değildir. Başta Kürt halkı olmak üzere demokrasi güçleriyle barışmak ve geniş bir demokrasi cephesi oluşturulmadan, demokratik reformlara hız vermeden hükümet ne kendisini ne de Türkiye’yi darbe ve kanlı oyunlardan kurtaramaz.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89