• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 5 °C
  • Diyarbakır 3 °C
  • Ankara -2 °C
  • İzmir 5 °C
  • Berlin -1 °C

Erdoğan-Davutoğlu kavga mı, fesat mı?

Ergun Babahan

Nasuhi Güngör Ankara'nın, partinin önde gelenlerinin çok iyi bildiği, yakından takip ettiği bir gerçeği su yüzüne çıkardı: Recep Tayyip Erdoğan-Ahmet Davutoğlu çekişmesi. ‘Kral çıplak' dediği için, yen içinde kalması gereken kırık kolu ortaya çıkardığı için cezalandırıldı.

Konu önemli çünkü başkanlık sistemi, partinin ve ülkenin geleceğini yakından ilgilendiren bir çekişme söz konusu. Ahmet Davutoğlu'nun bilgi birikimi, yabancı liderlerle ilişki biçimi, ideolojik inanç konusunda kendini Erdoğan'dan daha donanımlı olarak gördüğü herkesin bildiği bir sır. Diplomasi kulisleri, daha dışişleri bakanlığı döneminden bu iddiasının kulisleriyle çalkalanırdı.

Bugün itibariyle Davutoğlu Saray'ın gözünde geleceğe dönük planlarını yavaşlatan bir fren fonksiyonunda. Anayasa meselesini demlendirmek istiyor, Washington'la doğrudan temas kurup kendisini daha etkin ve güvenilir bir müttefik olarak sunmaya çalışıyor, kendi medyasını oluşturmaya çabalıyor.

Erdoğan, Davutoğlu'nun kendisini yalnızlaştırmaya yönelik çabalarını muhtar toplantılarıyla televizyon üzerinden verdiği mesajlarla ve Saray'a davet ettiği AKP il ve ilçe başkanları üzerinden engellemeye çalışıyor.

Davutoğlu'nun teşkilatta ve Meclis Grubu'nda çok desteği olmadığı ortada. Ancak ‘Hoca' kimliğiyle kitleler üzerinde bir desteği olduğu açık. Eminim bu konuda kamuoyu yoklamaları yaptırıyor ve kendine yönelik teveccühü sürekli ölçtürüyordur.

Arkasına teşkilat ve medya desteğini alamamış bir liderin sadece halk desteğiyle ayakta kalması kolay değil. Hele, Erdoğan gibi bir lider karşısında. Erdoğan gerek halk desteği, gerek teşkilat hakimiyeti, gerekse medya açısından Davutoğlu karşısında tartışmasız bir üstünlüğe sahip.

Ancak, kişisel egoların devreye girdiği, yancıların gaza bastığı bir dönemde sadece soğukkanlı analizler girmiyor devreye. Her türlü psikolojik etkenin de göz önüne alınması gerekiyor.

Erdoğan'ın uzun vadede partinin başına damadı Berat Albayrak'ı hazırladığı anlaşılıyor. Her toplantıda Albayrak'ın bulunması, bölgenin stratejik ilişkileri açısından Dışişleri Bakanlığı'ndan daha önemli bir konumda olan Enerji Bakanlığı'na getirilmiş olması bunun göstergesi.

Binali Yıldırım, iş dünyası ve özellikle müteahhitlerle ilişkileri nedeniyle kritik önemde bir isim. Davutoğlu'nun son kongrede biraz diş gösterir gibi olması üzerine toplanan imzalarla öne çıkarılan isim. Köprü açılışında Başbakan Davutoğlu ile eş değere konulan ama kritik konularda ondan da önde olan bir isim.

Nasuhi Güngör'ün dile getirdiği bu kırılma, iktidarın çatlayıp bölünmesinden endişe eden kesimlerce ‘fesat' olarak değerlendirildi ve halı altına süpürülmeye çalışıldı. Ancak, özellikle AKP'nin direğini oluşturan Anadolu sermayesinin giderek artan rahatsızlığı, ilk gerilimde büyük bir çatlak yaşanmasına neden olacak gibi görünüyor.

AKP'nin ve Saray'ın geleceğine ilişkin önemli bir kavga bu. Erdoğan'ın Davutoğlu ilişkiler konusunda nasıl bir karar vereceği, yola Yıldırım mı, yoksa Albayrak ile mi devam edeceği muhalefetin yapabileceklerinden daha anlamlı bu aşamada.

Sıkışan Türkiye'de AKP alternatifinin yine bu parti içinden çıkması kaçınılmaz. Erdoğan'ın kendisini ‘Efsane Başkan' sıfatıyla emekli etmeye çalışan Davutoğlu ile bir noktada yolları ayırması kaçınılmaz. Ondan sonra ne olur, hep birlikte göreceğiz.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89