• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 3 °C
  • Diyarbakır 4 °C
  • Ankara -6 °C
  • İzmir 5 °C
  • Berlin 2 °C

Erbil Bağdat’tan uzaklaşıyor, İstanbul’a yakınlaşıyor

Şahin Alpay

“Family Mall” Erbil’in en büyük alışveriş merkezi; sanki Irak Kürdistan bölgesinin giderek yükselen satın alma gücünün timsali. Bölgede on yıl önce 300 dolar dolayında olan kişi başına gelir, resmî verilere göre bu yıl 4.000 doları aştı. (6.500 dolardan söz edenlere de rastladım.)

“Family Mall”daki mağazaların çoğu Türkiye kökenli. Bu, sanki bölgeye akın eden Türkiyeli şirketlerin Kürdistan’ın gelişen ekonomisinde oynadıkları rolün göstergesi.

Family Mall’daki “Mado”nun işletmecisi, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde master yapmakta olan Türkiye’nin ünlü Kürt şarkıcısı, sesi kadar güzel Rojin. Geçen cuma günü bir kahvesini içmek için uğradık. Çok şey anlattı. Ama söylediği en çarpıcı şey şuydu: “Burası Türkçe şarkı dinlemek istiyor… Erdoğan’ın çözeceğine inanıyor…” Rojin’in söyledikleri de, sanki Irak Kürdistanı ile Türkiye arasında ilerleyen “ruhsal” yakınlaşmanın simgesi.

Evet, burada çok çarpıcı bir tezat var. Daha geçen gün çıkan yazımda, Türkiye Kürdistanı ile Ankara arasında büyüyen “ruhsal” mesafeye değinmiştim. Irak Kürdistanı’nda hissedilen ise bunun tam tersi. Ankara’nın Kürtlerine hiç iyi davranmadığı malum. PKK ayaklanması devam ediyor. Peki, nasıl oluyor da Irak Kürtlerinin hepsi değilse de, çoğu Türkiye’ye yakınlık duyuyor?

Bu soruya en iyi cevap, Süleymaniye Üniversitesi’nde, doktorasını Batı’da yapmış (hem de psikolog) bir profesörden geldi: “Bu aslında yeni bir şey, Erdoğan’dan sonra gelişen bir eğilim. Kendimden misal vereyim. 2002 öncesinde Türkiye’ye gittiğimde pasaportumdaki Kürdistan ibaresini gören polislerden görmediğim kötü muamele kalmamıştı. Ama şimdi bambaşka… Saygı görüyorum ve bundan çok memnunum. İstanbul, bizim Batı’ya açılan kapımız…”

Irak’ın Arap yurttaşları Kürdistan bölgesini, yazın kavurucu sıcağından kaçmak için olduğu kadar, güven içinde rahat bir nefes almak için sığınacakları yer olarak görüyorlar. Bunun için Erbil’de olsun, Süleymaniye’de olsun oteller mantar gibi bitiyor. Muhakkak ki, Irak Kürtlerinin birçoğu da İstanbul’u rahat nefes aldıkları yer, insanların pekçoğuyla konuşup anlaşabildikleri yer olarak görüyor. Unutmayalım ki İstanbul, dünyanın en büyük Kürt şehri; ne Erbil, ne Süleymaniye, ne de Diyarbakır/Amed onunla boy ölçüşebilir.

1991’den bu yana özerk Kürdistan’da nüfusun yarısını oluşturan 20 yaş altındaki gençler, artık kendilerini Iraklı hissetmiyor. Bu durum esas olarak Kürtlere zulmeden, ülkenin zenginliklerini savaş için, vurup kırmak için harcayan Baas/Saddam diktatörlüğünün eseri. Irak’ın Şii Arap Başbakanı Nuri El Maliki, Kürt bölgesini giderek daha sıkı denetim altına alma hevesine girdikçe (yaygın deyimle “Saddamlaştıkça”) Erbil ile Bağdat arasındaki bağlar daha da gevşiyor, ilişkiler daha da geriliyor. Maliki’nin “Dicle Operasyon Komutanlığı” kurma girişimi bu gerginliğin son yansımasıydı.

İlginçtir, belki daha birkaç yıl öncesine kadar Türkiye, Irak’ın (dolayısıyla Türkiye’nin) bütünlüğünün korunması adına Erbil’den ziyade Bağdat’a yakın duruyordu. Şimdi durum tersine dönüyor; ekonomik, siyasi, kültürel, artan gerekçelerle. Bölgeyi iyi izleyen biri bana şöyle dedi: “Türkiye’nin Bağdat’ı Erbil’e tercih etmesi söz konusu olamaz. Zaten Esad da, Maliki de gidici...”

Irak Kürdistan’ına geçen yıl Duhok Üniversitesi’nin davetiyle gitmiştim. Geçen hafta sonu, kuruluşuna Hizmet hareketinin öncülük ettiği, İngilizce tedrisat yapan Ishik Üniversitesi’nin düzenlediği bir panel dolayısıyla oradaydım. Gözlemlerimi paylaşmayı sürdüreceğim.

  • Yorumlar 3
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89