• BIST 90.182
  • Altın 147,082
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • İstanbul 11 °C
  • Diyarbakır 10 °C
  • Ankara 7 °C
  • İzmir 12 °C
  • Berlin 16 °C

Endişenin esası: Büyük Kürdistan

Emre Aköz

Bugün Meclis'te oylanacak ve yüzde 99 geçecek olan tezkerenin, Hükümete ve Silahlı Kuvvetler'e verdiği yetkiler kadar, elbette bunların nasıl uygulanacağı da önemli.

Benim gördüğüm kadarıyla Hükümet ve Askeriye, çok temel bir noktada mutabık: İkisi de ABD'nin "IŞİD'e karşı mücadele" stratejisinin, Büyük Kürdistan'ın kurulması ile sonuçlanabileceğini düşünüyor.

Yani... Türkiye, Suriye, Irak ve ileride İran Kürtlerinin birleşmesiyle oluşacak olan bağımsız bir Kürt devleti...

Söz konusu devlet, ister istemez adı geçen ülkelerden toprak alarak kurulacak. Böylece Birinci Dünya Savaşı ertesinde İngiltere öncülüğünde sınırları çizilmiş olan Ortadoğu tarihe karışacak... Yerine ABD'nin tercih ettiği bir harita ortaya çıkacak.

O zamanlar İngiltere (ve Fransa), Kürtlere bağımsız bir devlet vermemeyi, bu halkı dağınık bırakmayı tercih etmişti. ABD ise oyununu Kürtler üzerinden kuruyor.

Bize dönersek... TSK ise ulus devlet ideolojisine sahip, yakın zamana kadar siyaseti vesayeti altında tutmuş bir kurum. Eylül 2011'den itibaren bir adım geri atarak meydanı sivil siyasetçilere bıraktı.

Ancak 90 küsur yıllık ideolojisini terk etmedi. Kısaca "ulusalcılık" dediğimiz, "dine ağırlık vermeyen ulus devlet milliyetçiliği" aynen sürmekte.

TSK'nin en büyük karabasanının, Türkiye'nin toprak kaybetmesi olduğunu söylersek, herhalde abartmış olmayız. Peki ya Hükümetin, "Türkiye Kürtleri" konusundaki temel fikri nedir?

Aynı fikirdeler

Geçenlerde Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi hocalarından Prof. Hakan Yılmaz ve arkadaşlarının Açık Toplum Vakfı için yaptığı "çözüm süreci" araştırmasından söz etmiştim.

O araştırmada halkının yüzde 57'si Çözüm Süreci'ni desteklerken... "Kürt sorunu nasıl çözülür" sorusuna çoğunluk şu cevabı veriyordu: "Kürtlerin ekonomik sıkıntıları giderilsin, bir miktar da kimlikle ilgili haklar verilsin... Kâfidir."

Bence, yıllardan beri çoğunluğun görüşüyle ters düşmemeye özen gösteren iktidar, bu konuda da farklı düşünmüyor:

"Güneydoğu ekonomisini güçlendirelim... Başta dil olmak üzere bazı haklar verelim... Hatta Avrupa Birliği çerçevesinde, kimi alanlarda özerklik de tanıyabiliriz... Daha ne?"

Ancak IŞİD sorunuyla birlikte ABD'nin tekrar Ortadoğu'ya dönmesi, denklemi değiştirdi. Eğer silahlı Kürt aktörler IŞİD ile savaştan başarılı çıkarlarsa... Tabiidir ki bugünkünden çok daha geniş haklar isteyecekler. Yani Büyük Kürdistan'a doğru biraz daha yaklaşmış olacaklar.

İşte tam bu noktada eskiden beri söylenen bir fikri hatırlatmak isterim: "Türkiye oyun kuruculuk yapacak kadar büyük bir ülke değil ama kurulan oyunu bozacak kadar da güçlü..."

Fikri bugüne uygularsak... Eğer ABD, "IŞİD'e karşı savaş" sürerken, Ortadoğu'nun haritasını, Bağımsız Kürdistan'ı kuracak şekilde çizmeye kalkışırsa... Türkiye'nin ciddi direnciyle karşılaşacak. Ankara hazırlıklarını buna göre yapıyor.

Türkiye'yi yönetenlerin, "IŞİD" dedikleri her cümlede "PKK" da demelerinin nedeni işte bu...

  • Yorumlar 4
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89