• BIST 82.130
  • Altın 147,965
  • Dolar 3,7924
  • Euro 4,0583
  • İstanbul 9 °C
  • Diyarbakır 8 °C
  • Ankara 4 °C
  • İzmir 9 °C
  • Berlin -2 °C

El Kaide’nin iki kolu: IŞİD ve Nusra

Ali Bulaç

El Kaide, Afganistan’ın Sovyet Rusya tarafından işgaline karşı başlayan cihad hareketinin ürünü olarak ortaya çıktı.

Bir yönüyle de yanlı, adaletsiz ve gaddar küresel sisteme verilen postmodern cevaptır. Bu, İslam’ın cevabı değildir, İslam dünyasının içinden çıkmış bir cevaptır. Bu yönüyle birçok gayrimüslim Batılının sempatisini ve katılımını sağlamıştır. El Kaide “cihad ve şehadet”i motive edici güç olarak kullanıp İslam dünyasının tamamını askerî işgallerden, zorba rejimlerden ve çürümüş toplumsal yapılardan arındırmayı hedefler. Cihadı kimse Abdullah Azzam gibi net yorumlamadı, Üsame bin Ladin kadar ruhen onu bekleyen potansiyel savaşçılara veya mücahid adaylarına bu kadar kolay ulaştıramadı. Bu açıdan El Kaide yöntemleri ve fikriyatı tartışmalı olsa bile, İslam ve Müslümanların din yorumuyla kritik edilmelidir.

IŞİD ve Nusra cephesi onu referans almaktadırlar. Fikriyatında ve yöntemlerinde El Kaide’yle yakın akrabalıkları olsa bile birebir hedefleri paylaştıkları söylenemez. Esasında Ebubekir El Bağdadi’nin başına geçtiği 2010’dan bu yana IŞİD ile El Kaide arasında ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Nusra ile de yaşanan sorunlardan biri, El Kaidenin küresel ve mobil bir cihad hareketi olmasına karşılık, IŞİD’in başlangıçta Irak ve Bilad-ı Şam’ı da içine alacak şekilde bir İslam devleti kurma hedefini ortaya koymuş olmasıdır. El Kaide yerleşik siyasi olguyu inkâr etmez ama küresel bir hareket olarak öncelikli hedefi Batılı güçlerin İslam ülkelerindeki askerî işgallerini sona erdirmektir. “Sürekli devrim” gibi “sürekli cihad” prensibini esas almaktadır. Merkezle uyumlu hareket eden Nusra Cephesi de öncelikli hedef olarak Esed’in devrilmesini amaçlamaktadır. Rejim çökerse Esed sonrası için şimdiden açık düşünceler ileri sürmek direnişi zayıflatır, çünkü muhalif güçler Esed’le savaşmayı bir kenara bırakır, aralarında hakimiyet kurma mücadelesine girişirler.

IŞİD aynı kanaatte değildir. Alan hakimiyeti sağlanan her yer Hilafet devletinin egemenliği altına girmiş sayılır, dolayısıyla alanda İslamî hükümlerin uygulanması lüzumu ortaya çıkar. Bu, merkezi temsil eden El Kaide ve Suriye versiyonu Nusra ile IŞİD arasında altı çizilen önemli ihtilaftır. Ve ihmal edilebilecek kadar basit bir ihtilaf da değildir. Meselenin modern devlet ve giderek ulusal yapıların hangi ölçeklerde modern zamanlarda İslam’la ilişkilendirilebileceği konusuyla yakından ilgilidir. El Kaide, onu ilk dizayn eden zihinlerin temel varsayımlarına uygun olarak ‘şu aşama’da teritoryal hakimiyeti ihmal ederken, IŞİD, teritoryal/toprağa bağlı hakimiyeti ve yerleşik İslami düzeni birinci derecede önemli saymaktadır. IŞİD’in hedeflediği Hilafet devlet doktrinine göre sürekli cihatla sürekli toprak kazanılacak ve bu süreç içinde tarihsel realiteye dönüşecektir.

Nusra cephesinin “devlet fikri”ni iki sebepten dolayı öne almadığını düşünebiliriz: Ya El Kaide gibi teritoryal egemenliği aşan bir egemenlik vizyonuna sahiptir veya pragmatik sebeplerle Esed devrilinceye kadar diğer muhaliflerle çatışmaya dönüşme potansiyeli olan siyasi polemiklere girişmek istememektedir. Her iki örgütün çatısı altında savaşan uluslararası mücahitler vardır ama mesela yıllardır Afganistan’dan Çeçenistan’a, Bosna’dan Cezayir’e savaşan bir Nusra’lı “Hayırlısıyla şu savaş bitsin, biz de evlenir Suriye’ye yerleşiriz, evlenmek için de cihad etmek lazım” demektedir. IŞİD için cihadın sonunu beklemek gerekmez, cihad süreklidir, kıyamete kadardır, bir hayat tarzıdır. Hakimiyet kurulan yerlerde İslamî hükümlerin hemen uygulamasına geçilir.

Değerlendirme hatasına düşme riskine rağmen, IŞİD ile Nusra arasında süren ve bazı mıntıkalarda şiddetli çatışmalara yol açan ihtilafın bir başka sebebi de olabilir ki, bu da maalesef tarih boyunca süren Şam merkezli Beni Ümeyye siyaseti ile Irak (Bağdat) merkezli Abbasi siyaset anlayışının günümüzde de aynı kaynaktan beslenen iki örgütte belli belirsiz ortaya çıkmış olmasıdır. El Kaide, İslam devleti idealini ilan edince IŞİD’den hemen bundan vazgeçmesini ve merkeze bağlanmasını istedi, Nusra da kesinlikle IŞİD’e bağlanmayacağını ilan etti. IŞİD’in üzerinde devlet kurmayı hedeflediği teritoryal alan hayli genişti, Irak yanında bugünkü Suriye, Ürdün, Filistin ve Lübnan’ı da içine almaktadır. Sivillerin korunması konularında da iki örgüt arasında fark vardır, sivillere karşı Nusra’nın daha duyarlı davrandığı gözleniyor.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89