• BIST 82.779
  • Altın 146,779
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • İstanbul 6 °C
  • Diyarbakır 3 °C
  • Ankara -1 °C
  • İzmir 4 °C
  • Berlin -4 °C

Egemenlerin değil direnenlerin tarihi

Reyhan Yalçındağ

Evin semalarından Sine’ye, Saqız ufuklarından Tahran’a İran’daki Kürt tutsakların idam sehpasına giderkenki vakurları tarihe nakşedilmiş anlardır. İran gericiliğinin-faşizminin işkencesi, tecridi yetmedi, her biri 5 yıl, 6 yıldan sonra tutuldukları hücrelerden alınıp asıldılar. Üstelik kalplerinin başka birinin yüreğinde atmasına dahi izin verilmedi.

2010 Mayısında Kerec Cezaevinde idam edilen öğretmen Ferzad Kemenger, idamından sonra organlarının bağışlanmasını istedi ancak bu isteği bile kabul görmedi. İşte onun son mektubundan: "…kalbimin, ondaki bütün sevgi ve tutkuyla birlikte bir çocuğa bağışlanmasına izin verin. Nereden olacağı hiç fark etmez; Kaaron banklarında, Sabalaan Dağı yamaçlarında, Doğu Sahara kenarlarında veya Zagros Dağları'ndan güneşin doğuşunu seyreden bir çocuk. Tek istediğim isyankar, kıpır kıpır kalbimin, benden daha isyankarca kendi çocukluk arzularını aya ve yıldızlara ifşa edecek ve onlara sonradan bir yetişkin olarak ihanet etmeyeceğine dair onları tanık tutacak bir çocuğun göğsünde atmaya devam etmesidir.

Tek istediğim, kalbimin, yatağa aç giden çocuklar üzerine sabrını kaybeden birinin göğsünde; "bu yaşamda en küçük arzum bile gerçekleşmeyecek" diye yazan ve kendisini asan Haamed'in –benim on altı yaşındaki öğrencim- hatırasını kalbimde canlı tutacak birisinde atmaya devam edebilmesidir.

Hangi dili konuşuyor olursa olsun, kalbimin bir başkasının göğsünde atmasına izin verin. Tek istediğim, onun, nasırlı ellerinin kalınlığı eşitsizliklere karşı öfke kıvılcımlarını canlı tutacak bir işçinin çocuğu olmasıdır. Kalbimin, çok uzak olmayacak bir gelecekte, çocuklarının onu her sabah güzel gülümsemeleriyle selamlayacağı ve birlikte bütün neşe ve oyunları paylaşacakları bir köy öğretmeni olacak bir çocuğun göğsünde atmasına izin verin.

O zaman, çocuklar yoksulluk ve açlık gibi kelimelerin anlamını bilmeyecektir; "hapishane", "işkence", "baskı" ve "eşitsizlik" terimleri, onların dünyasında bütün anlamlarından yoksun olabilecektir. Uçsuz bucaksız dünyanızın ufak bir köşesinde kalbimin atmasına izin verin. Sadece ona özenli olun, çünkü o, tarihi acı ve eziyet ile dolu ülkesinin insanlarının anlatılmamış hikayeleriyle dolu bir kişinin kalbidir. Kalbimin bir çocuğun göğsünde atmasına izin verin ki bir sabah yapabildiğim kadar yüksek sesle ve anadilimde, haykırabileyim: Bu uçsuz bucaksız dünyanın bütün köşelerine, bütün insanlığı sevme mesajını taşıyan bir rüzgar olmak istiyorum...”

***

Sonra Ferhad Wekili, Eli Heyderiyan ve Şirin Elem Hulu. Şimdi de Habibullah Gulperipur, Rıza İsmaili-Mamedi ve diğerleri bir şafak vakti asıldılar. 15 yaşında, 16 yaşında yatağa aç giden Kürt çocuklarının "bu yaşamda en küçük arzum bile gerçekleşmeyecek” diyerek yaşamlarına son vermesinler diye direndikleri için idam edildiler. İnsanlık onurunu korudukları, ana dillerinde rüzgar olup çağıldamak istedikleri için asıldılar. Kürde reva görülen hep aynı oldu: Habibullah’ı astıkları gün, aynı cellat kafalılar, aynı insanlık düşmanları, bu defa da Batman’da 3 gün önce baba olan Özcan Temel’i katlettiler.

Tıpkı 1990’larda Silvan’da, Tatvan’da, Amed’de, bugün de Qamişlo’da, Afrin’de yaptıkları gibi naralar eşliğinde pisliklerini saçtılar orta yere. Bir kez daha hatırlatmakta yarar var: tarihe "Hizbulkontra” olarak geçen Hizbullah ana davasının "üst düzeyleri”, ciltler dolusu iddianamelerin ardından, bir gece yarısı "yasal düzenleme operasyonuyla” (CMK'nın 102. maddesinde yapılan değişiklik sonucu) 4 Ocak 2011'de tahliye edildiklerinde kamuoyunun kaygılarının yerinde olduğunu görmekteyiz. Bunlar, elerini kollarını sallayarak İran’daki Hizbullah kamplarına gittiklerini duyurmaktan bile çekinmediler; bu kamplara tatile değil; Ortadoğu’nun en kadim halklarından olan Kürtleri imha planları için gittikleri artık sır değil. El Kaidesi, El Nusrası, El Şebbab’ı bugün Rojava devrimine kan bulaştırıyor. Federal Kürdistan Bölgesi İçişleri Bakanlığının önünde patlayan bombaların adresi de aynı üstelik!

…Ama bütün bunlar sökmez artık! Eskiden egemenlerin yazdığı tarihi, artık direnenler yazmakta çünkü! O direniş ki, sadece mazlum Kürt halkının değil, tüm Ortadoğu kördüğümünü çözerek, ezilen tüm halkların özgürlüğünü getirecektir! Hem de çok geçmeden!

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89