• BIST 81.618
  • Altın 145,694
  • Dolar 3,7670
  • Euro 3,9908
  • İstanbul 6 °C
  • Diyarbakır 5 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 11 °C
  • Berlin -4 °C

Duvarlar ve kapılar kimin için?

Ferda Çetin

Geçen hafta basına açıklamalarda bulunan Kemal Burkay, büyük müjde(!)yi veriyordu: “Hewlêr’de Mesud Barzani ile görüştüm. Barzani, PKK ile birlikte, ortak bir ulusal kongre yapmayacaklarını, PKK’nin tek başına, Hewlêr’de bir konferans gerçekleştirmesine de müsaade etmeyeceklerini belirtti” diyordu büyük bir keyif ve mutluluk içinde.

Ulusal kongre çalışmaları yürütülürken ortada görünmeyen Burkay, kongrenin toplanması ertelenir ve sorunlar açığa çıkarken, çözümü için değil, çelişkileri derinleşmek için kolları sıvıyor. Bu aktif “görev”i nedeniyle ve uzun bir aradan sonra, Türk televizyonlarında onu daha çok sık göreceğiz demektir.

Burkay, Yalçın Akdoğan ve benzerlerinin sevinçle karşılayacağı başka haberler de var.

Rojava’da Kürt halkı, başta savunma olmak üzere yaşamın tüm alanlarında kendi yönetimini inşa eder ve bu meşruiyet dünya kamuoyunca da kabul görmüşken, PYD Eşbaşkanı Salih Muslim’in Avrupa’ya çıkışı KDP yönetimi tarafından engellendi.

Salih Muslim, Rojava halkının kabul görmüş meşru temsilcisi sıfatıyla Rusya, Fransa, İsviçre, Belçika, İngiltere, İsveç, Mısır, Irak, Türkiye ve İran devlet yetkilileri ile görüşmeler yapıyor. Onun için de sık sık ülke dışına çıkması gerekiyor. Cenevre’de toplanacak uluslararası “Suriye toplantısı”na da katılması bekleniyor.

Salih Muslim 17 Ekim günü, her zaman geçtiği Semelka Kapısı’na gittiğinde geçişi engellendi. Kapıdaki görevliler, engelleme emrinin “yüksek yer”den geldiği belirttiler.

Goran, YNK, Yekgurtiye İslami Kurdistan, KNK, KCK, BDP bu engellemeye yüksek sesle karşı çıktılar. Tepkilere karşı mantıklı ve makul olan, bu engelleme kararının kaldırılmasıydı. Ancak KDP yönetimi, resmi sözcüleri Hemid Derbendi aracılığıyla bu kararında ısrarlı olduğunu duyurdu. Derbendi; “Salih Muslim’in Güney Kürdistan üzerinden geçişine izin vermeyeceğiz” dedikten sonra bir lütufta (!) da bulundu: “Kendisi isterse Şam, Tahran veya Ankara üzerinden gidebilir” dedi.

Bu gerginliğin stratejik nedenleri var elbette. Ama yakın ve görüneni “Cenevre 2 -Suriye” konferansıdır. Konferansı düzenleyen uluslararası güçler, PYD’nin içinde yer aldığı konseyin de mutlaka konferansa katılması gerektiğini belirtiyorlar. Türk devleti ise bu katılımı engellemeye çalışarak, kendi denetimi altındaki muhaliflerin içinde yer aldığı, Suriye Ulusal Konseyi (SUK)’nin bu konferansa katılmasını istiyor. Hewlêr’de üstlenen KDP’ye bağlı Rojava partileri –ki Rojava’da hiçbir güçleri, mücadeleleri, etkileri olmayan aile örgütleridir- de yakın süreçte SUK’a dahil oldular.

Cengiz Çandar, 24 Ekim tarihli Radikal’de bu kutuplaşmanın nedenlerini daha detaylı bir şekilde yazarak, Türk devleti ile KDP arasında güçlü ve kesişen ekonomik çıkarların siyasi yansımalarından söz etti.

“Türkiye ile Kürdistan Bölge Yönetimi arasında ayrıntılı açıklanmayan önemli bir petrol anlaşması imzalandı ve Kürdistan petrolünü ve daha önemlisi Türkiye’nin yıllık ihtiyacının dörtte birini karşılayacak olan doğalgazı doğrudan Türkiye’ye taşıyacak olan boru hattı bitmek üzere… Yani, son dönemlerde, Türkiye-Suriye muhalefeti-Barzani yanlısı Suriyeli Kürtler gibi bir ‘eksen’ görüntüsüne karşılık, PYD’nin bir ‘karşı-eksen’de konuşlanmakta olduğunun ipuçları ortaya çıkıyor…Nusaybin-Kamişlo, en son Şenyurt-Derbesiyê arasında, Türkiye-Suriye sınırı boyunca Kürtler arasında ‘duvar’ örülmeye başlanmasını, yukarıdaki ‘bilgiler’e eklemekte yarar var. ‘Duvar’, İslamcı ya da El Kaide uzantısı grupların cirit attığı sınır boyuna örülmüyor. Türkiye ile Suriye Kürtlerini birbirinden uzaklaştıracak şekilde PKK’nın Suriye yansıması diye kabul edilen PYD’nin güçlü bulunduğu yerlerde örülüyor”.

Duvarlar, kapılar, gümrükler, tel örgüler bir halkın özgürlük inancını ve mücadele kararlılığını engelleyebilir mi? Kürdistan’ı baba mülkü, halkı da teba gören zihniyet payidar olur mu?

Bu sorunun cevabını, Ronahi TV’ye konuşan Qamişlo’lu, ak yazmalı köylü kadın veriyor: “Kürdistan kimsenin babasının malı değil. Türkiye ile işbirliği yapılarak irademiz kırılmak isteniyor. Salih Muslim’i mutlaka Cenevre konferansına göndereceğiz”. Konuşmanın tamamı bir manifesto. ( http://youtu.be/OdKh3UzYCns )

Yazı bitmek üzereyken Salih Muslim giriyor içeri. Şaşkınlık içinde olduğumuzu ve soracaklarımızı tahmin ederek; “esas sorun insanların kafasının içindeki duvarlar ve kapılar, yoksa aşılmayacak hiç bir engel yoktur” diyor gülümseyerek.

Bir şiirinde tarihe, zamana ve egemenlere isyanını dile getiren Murathan Mungan, Kürt halkının bir parçadan diğer parçaya zorunlu göçünü ve egemenlerin bu geçişleri engelleme çabalarını sorgular. Tam da bugünlerde olup bitenlere uygun: “Ey tarih, ey zaman / Kim kimi kimin toprağından sürerken / Kim kimi kimin toprağına kabul ediyor?”

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89