• BIST 107.554
  • Altın 151,594
  • Dolar 3,6571
  • Euro 4,3004
  • İstanbul 21 °C
  • Diyarbakır 21 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 25 °C
  • Berlin 20 °C

Düşünce özgürlüğü mü?

Hayrettin Karaman

İki milyara yakın Müslümanın göz bebeği, “anam babam sana feda olsun Efendim” hitabının yegâne muhatabı Peygamberimiz'e (s.a.), adam kılığındaki yaratık sözle veya karikatür çizerek hakaret ediyor, Müslümanlar buna tepki gösterince “hürriyetçiler, demokrasiciler”, “özgürlüğünü kullanıyor” diyerek hırsızın yanında yer alıyor, ev sahibini kınıyorlar. Evet, Müslümanlar da tepkinin dozunu kaçırmamalı, yıkmak istedikleri binaya yanlış davranışlarla payanda vermemeliler; ancak bu tepki ölçüsüz bile olsa bu hal, düşünce hürriyetini istismar ederek insanlara hakaret etmeyi ve milyarlarca inanç sahibini incitmeyi meşrulaştıramaz.

Biri çıkıyor devletin başına veya makam sahibi olsun olmasın bir başkasına hakaret ediyor, ağız dolusu küfrediyor; eğer bunu yapan mesela gazeteci veya akademisyen ise diplomalı ve diplomasız avukatlar çıkıp “haksız olarak düşünce özgürlüğü adına hareket eden bu edepsiz ve suçlu” kişiyi savunuyorlar.

Demokrat ile demokrasiciyi birbirinden ayırmak gerekiyor. Demokrat, demokrasinin olmazsa olmaz kural ve kurumları bulunduğu sürece ülkesindeki uygulamayı “normal demokrasi” olarak kabul eder, “bu ülkede demokrasi yok, diktatörlük var, insan hak ve özgürlükleri resmen çiğneniyor…” gibi abes sözler söylemez.

Demokrasici ise kendince “mükemmel olan demokrasiyi” esas alarak ülkesindeki demokrasiyi yok sayar, ona göre demokrasi insan toplumu için değil, insan toplumu demokrasi içindir, demokrasi adına ileri sürülen, ama onlarsız da demokrasi var olan düşünceler ve teklifler, toplumun faydası öyle gerektirdiği için uygulanmazsa buna isyan eder, mevcut demokrasiyi “faydacı” olarak itibarsızlaştırır, bazıları daha da ileri giderek “demokrasi böyle olacaksa olmasın daha iyi” diyebilir.

Akademisyenler bildirisine karşı ortaya konan tepkilerde bildiri sahiplerinden yana açıklamalar yapanlar, bu bildiriyi demokrasinin önemli bir unsuru olan “düşünce hürriyeti” çerçevesine sokanlar, ülkenin ve toplumun faydasını (bu bildiri sebebiyle içeride ve dışarıda uğradığı zararı) göz ardı edenler, bildiri açıkça devlete iftira ettiği, dünyada ülkemizin imajına zarar verdiği, bunlar da hukuka ve ahlaka aykırı olduğu, düşünce özgürlüğünün buna izin vermesinin mümkün bulunmadığı halde hala bu akademisyenleri savunanlar demokrat, insan hakları savunucusu filan değil, düpedüz “demokrasi meczupları ve demokrasicidirler”.

Adamlar iftira etmişler, teröre cesaret ve destek vermişler, içlerindeki kini ve nefreti düşünce özgürlüğü poşetini kullanarak kusmuşlardır. Bir defa bu gerçeğin tespit edilmesi ve aklını, vicdanını kiraya vermemiş aydınlar tarafından açıkça ifade edilmesi şarttır. Bundan sonda sıra suçu işleyenlere karşı takınılan tavrın dozu ile cezai işlemlere gelebilir. Bu konuda iyi niyetli insanlar, iç ve dış şartları göz önüne alarak daha hafif bir tepkiyi, ben katılmasam da savunabilirler.

Teröre destek veren, devleti katillikle suçlayan dokunulmazlık zırhını giymiş siyasetçiler için de diyeceğim aynıdır. Önce bu yapılanların bir suç, bir hiyanet, bir ahlaksızlık… olduğunda birleşilecek, sonra hak etseler bile kamusal fayda-zarar ilkesi bakımından hangi muamelenin hikmete daha uygun olduğu tartışılabilecektir.

  • Yorumlar 17
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89