• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 2 °C
  • Diyarbakır -1 °C
  • Ankara -7 °C
  • İzmir 2 °C
  • Berlin 1 °C

Dürümlü Katliamı

Bayram Bozyel

12 Mayıs 2016 tarihinde Diyarbakır Sur ilçesine bağlı Dürümlü mezrasında korkunç bir olay yaşandı. Yöre sakinlerinin civardaki yabancı bir araçtan şüphelenmeleri, daha sonra da aracı izleyerek önünü kesmeleri ile yaşanan (detayları pek netleşmeyen) arbede sonucunda “şüpheli” bomba yüklü aracın infilak etmesi korkunç bir katliama yol açtı.

Yaşanan patlama sonucunda ilk başta dört kişinin yaşamını yitirdiği bildirildi. Söz konusu patlamayla aynı zamanda 12 kişinin kayıp olduğu yönünde açıklamalar geldi. Korkunç faciadan günler sonra çevreden toplanan insan uzuvları üzerinde yapılan DNA testleri sayesinde, kayıp diye arananların söz konusu patlamanın etkisiyle yaşamlarını yitirdiği ancak anlaşılabildi.

PKK’ye ait olduğu anlaşılan kamyonda kimi iddialara göre 15 ton civarında patlayıcı bulunuyormuş ki bu miktarda bir patlayıcı ile bir kentin yerle bir olması işten bile değil. Zaten patlamanın şiddetiyle açılan çukurun derinliği, patlamanın 40-50 kilometre uzaklıkta duyulması ve patlamanın etkisiyle çevredeki 12 kişinin un ufak parçalara ayrılması söz konusu patlayıcının yıkıcı etkisinin büyüklüğünü açık bir biçimde ortaya koyuyor.

Ne yazık ki PKK’nin bu türden dehşet verici kayıplarla sonuçlanan eylemeleri yeni değil. Dürümlü faciasından sadece iki gün önce (10. 05.2016 tarihinde), Diyarbakır Batıkent semti civarında bir polis aracının geçişi sırasında bomba yüklü bir araç patlatılmış, bu saldırı sonucunda polis aracındaki üç kişi yaşamını yitirmiş, çoğunluğu sivil olmak üzere 45 kişi çeşitli yerlerinden yaralanmıştı. İşin ilginç olanı, polis aracında yaşamını yitiren üç kişinin gözaltından sağlık kontrolü için hastaneye götürülen BDP Bismil ilçe örgüt üye ve belediye meclis üyeleri olmalarıydı. Bu eylemden amaç neydi, işin içinde nasıl bir kirli hesap vardı, yoksa her şey bir dizi rastlantı eseri mi gelişmişti? Tabi şimdiye kadar gerçeği tam olarak anlamak mümkün olmadı.

13 Mart 2016’da Ankara Kızılay’da bir otobüs durağı yakınında gerçekleştirilen bomba yüklü intihar saldırısı ise hala hatıralarda. Söz konusu saldırıda 38 sivil vatandaş yaşamını yitirmiş 100’den fazla kişi ise yaralanmıştı.

Aynı çapta olmasa bile PKK’nin son dönemde bu türden bomba yüklü araçlarla birçok eylem yaptığı kamuoyunun bilgisi dâhilinde.

Peki, her biri katliam boyutundaki bu eylemler sonuçta kimin işine yarıyor? Kürt halkına yıkım ve ölüm dışında bir şey getirmeyen, onlarca Kürt yerleşim yerinin viran edilmesine yol açan hendek-barikat trajedisi devam ederken, bomba yüklü araçlarla eylem tarzının kime nasıl bir faydası olabilir?

Şurası bir gerçek. PKK’nin devreye soktuğu hendek savaşı en çok Kürtleri vurdu. Kürt toplumu, son altı ayda hiç olmadığı kadar ekonomik, sosyal ve toplumsal bir yıkım geçirdi. Ortada hiçbir dava, açık bir hedef, gidilecek bir amaç olmadığı halde gereksiz yere can ve mal kaybına uğradı. Yol açtığı maddi ve insani kayıpların yanı sıra, PKK’nin savaşı kent merkezlerine taşıma stratejisi devletin birçok açıdan hesaplarını kolaylaştırdı. Gelinen aşamada toplumdaki kutuplaşma ve yabancılaşma çok tehlikeli boyutlara ulaşmış durumda. Legal siyaset diye bir alan kalmadı. Savaş ve şiddet ortamının yol açtığı gerilim her türden tartışma ve diyalog ortamını boğdu. Son olarak HDP’lilerin dokunulmazlıklarını kaldırma girişimi, Türkiye’nin dipsiz bir karanlığa doğru hızla sürüklendiğini gösteriyor.

Bu tablo içinde, PKK’nin son dönemde başvurduğu bombalı araçlarla eylem tarzının, yukarıda kısaca işaret edilen kaos sürecine hizmet ettiğini söylemek abartı değil.

Kentlerde hendek savaşı başladığından bu yana, Kürdistan’da yaşan zaten bir cehenneme dönüşmüştü. Son bomba yüklü araç eylemlerinden sonra ise ortam tümüyle güvensiz bir hale geldi. İnsanların bir adım sonrasını öngörmesi artık zorlaştı. Bu durum aynı zamanda at izinin iti izin karıştığı, her isteyenin istediği provokasyon ve kirli planı hayata geçirmesi için de uygun bir zemin hazırlıyor. Ayrıca son gelişme ve veriler PKK’nin gerçekleştirdiği eylemlerden en çok sivillerin yaşamını yitirdiğini, Diyarbakır Batıkent olayında olduğu gibi bazen de kendisine yakın insanların yaşamını yitirdiğini gösteriyor.

Türkiye’nin batısında yapılan eylemlerin de yol açtığı sonuçlar farklı değil. Batıda patlatılan her bir bombanın Türk toplumunu güvenlikçi ve şoven bir eksende daha çok kenetlediğine kuşku yok. Bütün bu sürecin getirdiği nokta; Türkiye, Kürt sorununu diyalog ve barışçıl yöntemlerle çözme ufkundan her geçen gün biraz daha uzaklaşıyor.

Böyle bir süreçten herkes zarar görür elbet, ama şu bir gerçek; savaş, şiddet ve kaos yönündeki her gidişatın ceremesini esas olarak Kürtler çekti ve hala da çekiyor.

Yol yakınken PKK söz konusu kör şiddet ve çatışma anlayışını terk etmeli, siyasal zeminin, siyasal diyalog ve müzakere ikliminin yeniden işlemesine fırsat vermeli. Toplum olarak devletin her türlü anti demokratik, Kürt düşmanlığına dayalı politikalarına karşı mücadele ederken, PKK’nin onarılmaz sonuçlara yol açan yanlışlarına karşı da duruşumuzu daha da güçlendirerek sürdürmeliyiz. 

  • Yorumlar 3
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89