• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 18 °C
  • Diyarbakır 20 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 18 °C
  • Berlin 18 °C

Durmak çözüm getirebilir

Nabi Yağcı

Yenme hedefi çözümsüzlüktür. Böyle bir hedef yok! Türk devleti Kandil’i ele geçirse Kürt özgürlük hareketi bitecek mi? PKK’yi bitirseniz de bitmez. Böyle düşünenler tarihten nasip almamış olanlardır. Kürt hareketinin tarihine bakın, dün bilinmiyordu bu tarih ama bugün biliniyor. Kaç kez yok ettik denmiştir ve kaç kez isyan yeniden parlamıştır. Bu kaçıncı isyan? Bu durumda devlet ne yapar? İsyancıları tenkil eder. Şimdi de öyle oluyor. Tenkil yine tenkil...

Tarih, bilmem kaçıncı kez tekerrür ediyor.

PKK açısından da yenme hedefi çözümsüzlüktür. PKK silahlı mücadeleyi sürdürdüğü durumda karşısında yenmeye odaklanmış devletin silahlı gücünü bulacaktır, çözüm arayanları değil. Ne yapacaksınız? Ankara işgal mi edilecek?

Büyük kentlerde sivillere yönelik terör eylemlerine bel bağlansa ne olur? Sivil halk acı duyar ama devlet acı duymaz. Aldırmaz. Bu eylemler sonucu AKP iktidarı devrilse ne olur? Yerine gelecek ve Kürt sorununu çözebilecek bir başka alternatif görebiliyor musunuz? Tersi olacaktır. Demokrasiyle birlikte Kürtler lehine varolan kazanımlar da yok olacaktır. Bu tabloda bir başka gerçek yok. Tek bir gerçek kalır geriye...

Ölene kadar savaş!

Da, nereye kadar ölüm?

Otuz yılda 40 bin ölüm... Yetmiyor mu?

İki gün içinde ölüm tarlasında açan Türk-Kürt; asker, PKK’li yeni gelincikler de yetmeyecek, daha fazla ölüm gelecek. Nereye kadar ama, nerede durulacak?

İki taraf için de stratejik hedeflerde hiçbir başarı şansı yoksa insanı piyon gören o lânet olası “taktiksel hesaplarla” bir sonuç alma ihtimali var mı? Buna “evet” diyemiyorum ne yazık ki.

Çukurca’da ölen askerler Türk tarafını ayağa kaldırdı, terörü lanet mitingleri yayılıyor. Fakat dikkat edilirse Güneydoğu’daki kentlerde yani AKP’nin Kürtlerden oy aldığı kentlerde Batı’ya göre sessizlik var. Bu sessizlik AKP’yi ciddi biçimde düşündürmeli, uyarıcı olmalı. Bu partiye oy vermiş olan Kürtlerin şiddet eylemleri karşısında Batı’daki tepkiyi vereceklerini düşünmek gerçekçi bir hesap değildir. Çünkü öldürülenler aynı halkın çocukları. Hatta kendi çocukları, yakınları, akrabaları... Ölenler arttıkça, acının dolaylı değil doğrudan vurduğu hane halkı sayısı da artacaktır. Böylece bugünkü sessizlik bozulacak yerini bu kez de Güneydoğu’dan askerî operasyonlara karşı yapılacak gösteriler alacaktır.

İki tarafta birbirine karşı sokağa dökülen halklar...

Bu tablonun üstüne anlam okuyan bir etiket yapıştırmam gerekli mi?

Gerekli! Çünkü basında soğukkanlı analizler yapanlar içinde dahi kendini savaş mantığına kaptıranlar artıyor. Ezcümle hepsinin paylaştığı ortak “taktiksel” hesap “PKK’yi bitirip, BDP ile anlaşmak” veya en kötü olasılıkla “PKK’yi yenilmiş olarak masaya oturtmak”. Bu hesaplar yeni değil. Az sayıdaki başkaları gibi ben de ta başından beri bu hesabın yanlış hesap olduğunu, hesabın Bağdat’tan döneceğini söyleyenlerdenim.

Bu nedenle yukarıdaki tablonun etiketini yapıştırmak zorundayız maalesef:

İç savaş...

İki halkın birbirine karşı ayağa kalktığı durumun adı, iç savaş ya da onun bir adım öncesidir. Bu uğursuz hesabın kaç kez denendiğini hepimiz bilmekteyiz. Hep kıyısından dönüldü. Şimdi bir kez daha deneniyor. Bu kez en ciddi olanıyla karşı karşıyayız. Zira bir kara harekâtı sürmekte ve ölümler artmakta. Her ölüm karşılıklı olarak ötekine karşı kin ve nefret tohumları ekiyor. Başka ne olabilir ki?

Türk-Kürt çatışmasına, yurttaş savaşına bir tarafta Kürt tarihinin “nihai zafere” giden devrimci silahlı halk savaşının kıvılcımı gözüyle bakacaklar olacak, öteki tarafta Türk devletinin Kürtlere karşı tarihteki nihaî zaferi.

İkisi de ham hayal...

Ham yani tarihten ve bugünden ders almadığı için de tehlikeli bir hayal.

Gerçek ise halkların büyüyen acıları ve küçülen Türkiye olacak.

İçerde ve dışarıda ekonomik ve siyasi çıkarlar nedeniyle kimler Türkiye’yi Türk’ü ile Kürt’ü ile; ekonomisiyle demokrasisiyle küçültmek istiyorsa bu taktiksel hesap onların hesabı olabilir. Ne Kürt özgürlük hareketinin ne de AK Parti iktidarının böyle bir hesabı olur. Öyleyse durulmalı. Savaş makineleri durdurulmalı.

Durmasını bilmek fazilettir.

Yaklaşan iç savaş tehlikesini görün ve durdurun bu tehlikeyi. Onun için de durun, durduğunuz yerde durun, daha fazla ölümler olmadan durun. Pirus zaferi istemiyorsanız durun...

Yaklaşan tehlikenin görülmesi, daha fazla büyümüş olan acılar belki de hızla masaya yönelme şansı getirebilir. Başlamış ama yarım kalmış müzakereler sonuca gidebilir.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89