• BIST 84.208
  • Altın 147,005
  • Dolar 3,7769
  • Euro 4,0596
  • İstanbul 5 °C
  • Diyarbakır 1 °C
  • Ankara -3 °C
  • İzmir 7 °C
  • Berlin 0 °C

Dünya, Ortadoğu ve İslam

Ali Bulaç

Bugün Türkiye'nin de içinde yer aldığı bölge derin bir krizin içinden geçiyor.

Krizin küresel boyutlarda olduğunu, ana vatanındaki sarsıntının yol açması muhtemel yıkıcı etkilerinin şimdilik belli düzeylerde tutulduğunu unutmadan, asıl ölümcül etkilerinin bölgemizde yaşandığını söylemek mümkün. Daha önce bu köşede bölgenin sekiz alanda çatışma histerisine tutulduğunu yazmıştım. En yıkıcı ve öldürücü olanı hiç kuşkusuz mezhep ve etnik çatışma biçimleridir. Çatışmaların neredeyse ülkelerin tamamında her geçen gün biraz daha baskısını derinleştirip yaygınlaştıran otokrat, monarşik ve diktatörlüklerle yakın ilgisi var. Dikkatlice baktığımızda vicdanları infiale sürükleyen gelir adaletsizliklerinin yoksullukları ve sefaletleri beslediğini, yoksulluk ve sefaletin de baskıcı rejimleri ve çatışmaları sürdürülebilir kıldığını görebiliriz. Bu bölgede Marx'ın beklediği sınıf devrimleri olmayacak, çünkü yoksullar ve sefiller proleter bilince sahip sınıflar değiller. Avrupa'nın tarihinde sınıflar bir geleneğe dayanıyorlar, zihinsel arka planlarında materyalizm var ve aşina oldukları din ve hukuk hiçbir zaman onların eşitliğini ve adil paylaşım taleplerini kaale almamıştır.

Ancak tarihsel temeli ve felsefi kuramı olan bir materyalizm yoksa da, iktidarların adaletsiz paylaşımı, vahşi kalkınma planları ve sonradan görmelikleri Müslüman toplumlarda fiili bir materyalizmin gelişmesine yol açmaktadır.

Bölgenin önümüzde duran diğer acı gerçeği mevcut devletlerin, ne statüko ne gelecekle ilgili ortak bir perspektife sahip olmamaları ve kimi zaman açık kimi zaman üstü örtülü birbiriyle çatışmalarıdır. Ancak ister devletler ister devlet-hükümet dışı örgütler olsun, aktif unsurların tamamı kendileri ve bölgenin tamamı konusunda temel bir strateji belirleyip bunu yürütebilecek kapasite ve güçte değiller. Öyle olunca büyük güçlerin verili stratejileri içinde birbirlerine karşı operasyonlar yürütürlerken taktikler uygulayabilirler. Bölgenin trajik krizler yaşadığının apaçık iki göstergesi sorunların anası olarak kabul edilen Filistin ve şimdi sorunların babası olarak öne çıkan Kürt sorunudur.

Yukarıda entelektüel ve politik yetersizliğin kendini açığa vurduğu krizin modern ve postmodern kriz olduğuna, bunun da küresel ölçeklerde seyrettiğine değinmiştim. Krizin çatışma olarak beliren boyutlarının önemli bölümünü Ortadoğu'ya taşıdığınızda krizin tamamının bu bölgede başlayıp sürdüğünü ve asıl yetersizliğin bu bölgenin halkından, tarihinden ve kültüründen kaynaklandığını düşünebilirsiniz. Ama bu sadece modern ve postmodern anavatanın yürüttüğü bir algı operasyonudur. İstediğiniz kadar “terör”ü İslam ve Ortadoğu'yla ilişkilendirebilirsiniz ama terörün doğasında içkin modern şiddet, askeri işgal ve tahakküm ile sosyo-kültürel hegemonyayı görmezlikten gelemezsiniz. Terör devlet veya hükümet dışı yeni güçlerin tahrip edici savaş yöntemi ise, küresel ekonomiyi ve politik düzeni kontrol eden hükümet dışı lobiler, güçler, baskı ve çıkar grupları da var. Bunların terör yanında yoksulluk ve adaletsizliklerin derinleşmesinde payları hesaba katılmadığında sorun teşhis edilemez. Dünyamızın uğraşmak zorunda olduğu başka sorunlar da var.

Eski ve yeni tehditler bir arada düşünüldüğünde çözümü nerede arayacağız? Slovaj Zizek, haklı olarak Amerikan kültürü ile otoriter kapitalist modelin ülkesi Çin arasında sıkışıp kalmak zorunda olmadığımızı söylüyor. Ona göre tek alternatif Avrupa'dır. Çünkü İslam dünyasını da içine kattığı Üçüncü Dünya ona göre Amerikan rüyasına, ideolojisine ve güç gösterisine karşı koyabilecek durumda değil. Bu açıdan asıl çatışma Birinci Dünya (ABD) ile Üçüncü Dünya arasında değil, ABD ile Avrupa arasında yaşanıyor.

Peki, sahiden öyle mi? ABD ile Çin, Avrupa'nın tarihinden, Aydınlanma'dan ve moderniteden kopuk mudurlar? Ve çatışmaların körelttiği Müslüman dünya artık denklemde yer almıyor mu?

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89