• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 12 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 17 °C
  • Berlin 11 °C

Dün metro durağında oturdum ağladım

Balçiçek İlter

Sedef Ecer dünkü “Kemikler fışkırıyor” yazım için şöyle yazmış. “Bir yıl önce bir oyun yazmaya başladım. Ermenistan’da prömiyer yaptı. Bu mayıs ayında Paris’te sahnelenmeye başlanacak. İsmi Silsilename. Konuya gelince... Batılı arkeolog bir kadın, bir lahdi aramak için ülkesinden kalkarak bir Doğu ülkesine gelir. Bir barajın vanaları açılacak ve acele etmezse ‘Ağlayan Kadınlar Lahdi’ ebediyen barajın suları altında kalacak ve gözyaşlarıyla gömülecektir. Genç kadın kazılara başlar ve birtakım kemiklere ulaşır. Bir süre sonra anlaşılır ki bu kemikler antik dönem kemikleri değil, sadece 25 yıl öncesine ait kemiklerdir. Anlaşılan bölgede bir kırım olmuştur ve köyde yaklaşık 3 nesildir kimse bu konuda ağzını açmamaktadır. Herkesin bildiği ama kimsenin konuşmadığı bu sırrı avaz avaz bağırmak ister bu genç kadın. Tanıdık geldi mi? Yaklaşık bir yıl önce bu konuyu arkadaşlarıma anlattığımda, ‘Boş yere uğraşma, bu oyunun Türkiye’de oynanması mümkün değil, oynanırsa da hapse girersin’ demişlerdi. Bugün ise hakikatlerin bir oyun yazarının hayal gücünü çoktan solladığını üzülerek görüyorum.” 

Sedef Ecer başarılı bir oyun yazarı. Almadığı ödül kalmadı. Ama onu asıl özel kılan, uzaklarda büyük başarılar yakalamış olsa da hep ülkesi için endişelenen ve akıl yürüten bir aydın olması. Bugün eğer ortada bir sır varsa... Ki hepimiz sırlarla dolu bir ülke olduğumuzun farkındayız elbette, bu sırrı avaz avaz açıklaması gereken bizleriz! Yok heyelan olmuş, yok kemikler şu tarihe, bu tarihe aitmiş... Kemik onlar kardeşim, kafatası... İnsan! İnsan! Analar babaları vardı onların da... Her ne kadar birileri izin vermediyse de bu ülkeye dair hayalleri vardı. Onlar da çocuktular bir ara... Zor mu geliyor kabullenmek? Yoksa biz öyle şeyler yapmaz mıyız? Öldürüp, çırılçıplak, öylesine üst üste fırlatıp atmaz mıyız? Yapmışız işte! Hayır niye korkuyoruz konuşmaktan, sorgulamaktan?.. Sedef’in oyununda olduğu gibi acaba kaç nesil geçmesi gerekiyor “Kral çıplak” diyebilmek için, anlayamıyorum. Benim ülkemde, benim insanlarım öldürülmüş ve cesetleri üst üste atılmışsa oraya buraya ve bugün kafatasları çıkıyorsa topraktan, meselemiz bu olmalıdır sevgili okuyucu! Tek meselemiz bu olmalıdır! Çocuklarımıza gül bahçesi vaat etmek istiyorsak eğer... Önce sahtekârlıktan vazgeçelim... Dürüst olalım, en azından kendimize. 

Bu yazı neden yazıldı biliyor musunuz? “Kemikler fışkırıyor, niye önemsemiyorsunuz?” yazıma gelen mail’ler yüzünden. Dün sabah metro durağında oturup ağlamamı sağlayan o ırkçı, o kafatasçı mail’ler yüzünden... “Senin de sinirin bozulmuş” diyebilirsiniz belki, bazen öyle oluyor tabii, insanın frenleri boşalıyor, gözyaşlarının ne zaman, nerede geleceğini pek kestiremiyorsunuz. Dün ben metroyu beklerken, cep telefonumdan mail’lerimi okumaya çalışırken fark ettim yorulduğumu. Laf anlatmanın, kafaları değiştirmenin zorluğunu... Ama pes etmiş değilim, kimse kusura bakmasın, öyle kolay kolay pabuç bırakmam o faşist anlayışa, o ötekileştiren zihniyete! “Siz birseniz, biz biniz” demek için buradayım ve devam edeceğim! İzlemeye devam edin...

  • Yorumlar 4
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89