• BIST 89.695
  • Altın 145,979
  • Dolar 3,6136
  • Euro 3,9258
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 13 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 10 °C
  • Berlin 11 °C

Dönüş sevinci, gidiş acısı (1)

Bayram Bozyel

Üst üste gelen siyasi gelişmeler ve 1 Kasım seçimi nedeniyle yazmaya fırsat bulamadığım iki olaya ilişkin duygu ve düşüncelerimi şimdi dile getirmek istiyorum.

Değinmek istediğim birinci konu,  Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK) Genel Sekreteri Mesut Tek ve arkadaşlarının 36 yıllık sürgün yaşamının ardından 17 Ekim tarihinde ülkelerine dönüşü.

İkincisi ise Tek ve arkadaşlarının dönüşünden tam bir hafta sonra HAK-PAR Genel Başkanı, mücadele arkadaşım Fehmi Demir’in elim bir trafik kazasında yaşamını yitirmesi.

Önce ilkinden başlayayım.

PSK Genel Sekreteri Mesut Tek ve arkadaşlarının, siyasal çalışmalarını açık ve yasal alanda yürütmek üzere, 36 yıllık sürgün yaşamından sonra Türkiye/Kürdistan’a dönüşü hem PSK hem de Kürt hareketi için tarihi bir dönüm noktası niteliğinde. Ne var ki bu anlamlı dönüşün, Kürdistan’da yaşanan yoğun çatışma ve 1 Kasım seçim sürecine denk gelmesi nedeniyle basında ve kamuoyunda yeterince tartışıldığı söylenemez.

PSK denilince, Kürt hareketinin yarım yüzyıla varan zorlu, amansız ve aynı zamanda onurlu serüveni akla gelir.

Söz konusu dönüş ise uzun ve tarihi özgürlük maratonunda önemli bir dönemece işaret eder.

Kürdistan gibi bir coğrafyada 41 yıllık bir mücadele, dile kolay. Bir insan ömründen daha uzun zaman. Onca can, acılar, insanüstü fedakârlıklar. Bugünlere sanıldığı kadar öyle kolay gelinmedi. Büyük bir dava bilinci, engin bir inanç, siyasi öngörü ve kararlılık olmadan bugünlere ulaşılamazdı.

PSK’nin kurulduğu yıllarda Kürt ulusal hareketi henüz rüşeym aşamasında sayılırdı. PSK’nin 1975 yılında kuruluşunun ardından ulusal bilinç Kürt halkı içinde hızla gelişmeye ve onu dönüştürmeye başladı. PSK, kısa denilebilecek bir zaman dilimi içinde gençlik, kentli çalışan ve orta sınıflar içinde örgütlendi. Kitlelerle yaygın ilişkiler kurdu. Cumhuriyet tarihi boyunca inkâr edilmiş ve yok sayılmış Kürt dilini, kültürünü ve tarihini gün yüzüne çıkartmak için etkin çalışmalar yürüttü. Kuruluştan hemen sonra çıkarılan periyodik Özgürlük Yolu dergisinde Kürt halkının ulusal özgürlük ufkuna ışık tutan siyasal tespit ve analizler yapıldı. PSK, 1977 yılında Roja Welat adıyla Kürtçe ve Türkçe haftalık bir gazete çıkarttığında yer yerinden oynamış, düzenin mülki amirleri bu şok edici gelişme karşısında ne yapacaklarını şaşırmışlardı. Kuruluşundan sadece üç yıl sonra, PSK, Diyarbakır Belediye başkanlığını kazanacak kadar kitleler içinde güç kazandı. Dönemin demokratik kitle örgütlerinde, gençlik derneklerinde, işçi sendikalarında önemli bir etkinlik ve prestij sağladı.

PSK’nin Kürt toplumunda teorik ve entelektüel açıdan bir çığır açtığı herkes tarafından kabul edilir.

Altı çizilmesi gereken bir gerçek de şu, PSK’nin kuruluş ve gelişme dönemiyle eşzamanlı olarak başka Kürt örgütleri de hızla gelişip yaygınlaştı. Denilebilir ki, söz konusu dönem Kürt hareketi açısından bir Rönesansa dönüştü.

Bu zor ve amansız mücadelede (diğer bütün Kürt örgütleri gibi), PSK onlarca kadro ve taraftarını yitirdi. PSK’nin birçok kadrosu işkencehanelerde, gözaltında ve cezaevlerinde yiğitçe direnerek kendini feda etti. Yüzlercesi sürgün koşullarının kahrından ya da provokatörlerin alçakça saldırılarının ardından yaşamını kaybetti. Bir o kadarı sakatlanarak, ağır travmalar yaşayarak özgürlüğün diyetini ödedi.

12 Eylül darbesinden her kes gibi PSK de payını aldı. Buna rağmen o ağır baskı ve kaotik ortamda varlığını korudu, sürgün ve ağır siyasi koşullarda mücadeleyi yürüttü. 1990’lı yılların başından itibaren siyasal çalışmalarını ülke içinde yoğunlaştıran PSK, o günden bugüne 26 yıldır Deng Yayınları adı altında kültürel ve yayın faaliyetleri içinde. Türkiye’de kurulan ilk legal Kürt partilerden Halkın Emek Partisi (HEP) ile Demokrasi Partisi (DEP) içinde etkin bir rol oynayan PSK kadroları, daha sonra yollarını PKK çizgisinden ayırarak ayrı bir kulvarda siyasal mücadele yürüttü. 1994 yılında kurulan Demokrasi ve Değişim Partisi (DDP), 1996 yılında kurulan Demokrasi ve Barış Partisi (DBP) esas olarak PSK aklı doğrultusunda oluşan legal partiler. 2002 yılında kurulan ve halen faaliyetlerini yürütmekte olan Hak ve Özgürlükler Partisi (HAK-PAR) da başka görüşten kadroların yanı sıra ağırlıklı olarak PSK’lilerin kurup bugünlere taşıdığı bir parti.

Kürdistan’ın özgürlüğü misyonu ile yola çıkmış ve bunun için 41 yıldır gizlilik koşullarında mücadele yürütmüş PSK, 17 Ekim 2015 tarihinde Genel Sekreteri Sayın Tek’in şahsında ülkeye döndü.

PSK, bu dönüşle büyük acı, bedel ve fedakârlıklarla dolu tarihi bir merhaleyi geride bırakarak, özgürlük yolunda yeni bir eşiğe adım attı.

PSK’nin kendi kimliği ile siyaset yapmak üzere ülkeye dönüşü her açıdan anlamlıdır.

Türkiye’nin ve Kürt hareketinin yakın tarihine tanık olanların bu dönüşün ne anlama geldiğini bildiklerine ve ona hak ettiği değeri vereceğine kuşku yoktur.

Gelinen bu aşama, Kürt halkının varlığına, kimliğine, özgürlüğüne karşı sürdürülen yüz yıllık baskı ve inkâr politikasının çöküşünün önemli bir işaretidir.

Kürdistan Sosyalist Partisi’nin kendi kimliği ile ülke zeminine gelmesi aynı zamanda bir kazanımdır. Bu kazanım Kürt halkının ve bütün demokrasi güçlerinin ortak eseridir. Bu durum, Türkiye’de demokrasinin geldiği seviye bakımından da oldukça değerli, Kürdistan’da siyasetin normalleşme yoluna girdiğinin de göstergesi.

Bu dönüşün gerisinde büyük bir azim ve irade söz konusudur.

PSK kadroları bu dönüştün haklı bir gurur duyabilir.

Ama keşke dönüş sevincinin üstüne bir yoldaşın ölüm haberi gelmeseydi…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89