• BIST 83.048
  • Altın 146,881
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • İstanbul 4 °C
  • Diyarbakır -6 °C
  • Ankara -11 °C
  • İzmir 5 °C
  • Berlin -2 °C

Dokunulmazlıklara paket formülü

Abdülkadir Selvi

Fırtınalı bir deniz. Öyle ki, dalgalar gemileri yutuyor. Bir gemi mürettebatıyla batmış, diğeri ise sahile sürükleniyor.

İstanbul'da deniz dalgalı, Ankara'da ise siyaset.

Günlerce ne diyeceği merak edilen Başbakan Erdoğan kürsüde.

Dokunulmazlıklar konusunda çok net konuşuyor.

'Hem silahı öveceksin, hem bu Meclis'in çatısı altında duracak, dokunulmazlık zırhı altında duracaksın' diyor.

Kürsüde, 'Biz eğer buna sessiz kalacak olursak bilesiniz ki bu halk bizi affetmez. Allah da bizi affetmez' diye gürlüyor.

'Yeri geldiği zaman haddini, herkese yine bu parlamento, parlamento dilinde bildirir.'

Cümlesiyle finali yapıyor.

Başbakan'ın dokunulmazlıklar konusundaki kararlı konuşmasını not ettikten sonra Meclis'in yolunu tutuyoruz.

İstikamet BDP grubu.

Bu kez Gültan Kışanak'ı dinliyoruz.

'Başbakan, 1994'teki tablonun sadece yaka paça kısmını ayıklarız, bunları kibarca göndeririz diye düşünüyorsa yanılıyor' diyor.

BDP grubuna bakıyorum.

Eski coşkulu hava yok. Durgunluk hakim salona.

Kışanak devam ediyor:

'Bir daha Kürtleri bu parlamentodan kovarsanız, Kürtler bir daha bu parlamentoya gelip gelmemeyi düşünürler.'

Gri günler…

Meclis koridorlarında bunları düşünerek dolaşırken, AK Parti'nin basına kapalı olarak gerçekleştirdiği grup toplantısının sona erdiği haberi geldi.

AK Parti grubunda 16 milletvekili söz alıyor. 11'i bölge milletvekili.

Kendisi de bir şehit ailesi olan Balıkesir Milletvekili Cemal Taylan, çok alkışlanan bir konuşma yapıyor.

BDP'lilerin PKK'lılarla buluşmasının ve Selahattin Demirtaş'ın, 'Öcalan'ın heykelini dikeceğiz' sözünün infiale yol açtığını anlatıyor.

'Ne olacaksa olsun, bunların hesabı sorulsun. Türkiye sadece Diyarbakır'dan ibaret değil' diye konuşuyor.

Batı bölgelerinden söz alan milletvekilleri, BDP'lilerin şımarıklıklarının halkta öfkeye neden olduğunu anlatıp, 'Yaptıkları yanlarına kar mı kalacak' diye soruyorlar.

Galip Ensarioğlu, Ziver Özdemir, Burhan Kayatürk, Mehmet Metiner gibi Kürt sorunu konusunda entelektüel birikime sahip isimler de söz alıyor.

Dokunulmazlıkların kaldırılması durumunda DEP'lilerin mağdur konumuna düşeceklerini anlatıyorlar. Geçmişten ve bölgeden örnekler veriyorlar. BDP ve PKK'nın bunu istismar edeceğini, BDP'lilerin siyaset yapmasına izin verilmiyor propagandası yapacaklarını ifade ediyorlar.

Toplantı sonunda bir milletvekiline sordum.

'Sağduyunun hakim olduğunu gördüm' dedi.

Bu çok önemli.

Toplantı sert bir havada başlıyor. Ama aynı zamanda Başbakan, grup başkanvekillerini, 'Konuşulanları çok dikkatli bir şekilde not alın, sonra bunları değerlendireceğiz' diye uyarıda bulunuyor. Kendisi de konuşmaları takip ediyor ve uyarılarda bulunuyor.

Haluk Özdalga,'Dokunulmazlıkları kaldırdığımız taktirde PKK güçlenecek, yükselişe geçecek, dağa çıkışlar artacak' diye konuşunca, Başbakan hemen müdahale ediyor: 'Öyle değil. PKK en zayıf dönemini yaşıyor. 2012 yılını final yılı ilan ettiler başarılı olamadılar. Çocukları dağa çıkarıyorlar' diye açıklama yapıyor.

Mehmet Metiner, hassasiyetleri dikkate alan, toparlayıcı bir konuşma yapıyor. BDP'lilerin dokunulmazlıkları kaldırılıyor havası verilmemesi için Zeyit Arslan, kişileri değil, suçları esas alan bir çalışma yapılmasını öneriyor.

Yolsuzluk ve taciz dahil yüz kızartıcı suçlar ile terör suçlarını kapsayan bir pakete göre hareket edilmesini istiyor.

'Acele etmeyelim. Süreci uzatalım' diye konuşuyor.

Başbakan yardımcısı Bülent Arınç da dikkatle takip edilen bir konuşma yapıyor. Bugünde yarına karar alınmamasını, soğukkanlı değerlendirmeler yapıldıktan sonra hareket edilmesini istiyor. Milletvekillerinin kararlarında serbest bırakılmasını öneriyor.

Ancak Başbakan o kanaatte değil.

Başbakan kapalı bölümde kısa ama çok önemli bir konuşma yapıyor.

Bu arada kapalı bölümün ilk birkaç dakikası sert başlıyor ama daha sonra hava yumuşuyor.

Başbakan'ın konuşması ise toparlayıcı etki yapıyor

Birlik ve beraberlik içinde hareket etmeye ısrarla vurgu yapıyor.

'Birlik ve beraberlik içinde hareket etmeliyiz' diyor.

Sonra tekrar dönüp, 'Bizim ne yapıp edip birlik ve beraberliğimizi korumamız lazım' diye sözlerini pekiştiriyor.

Başbakan'ın konuşmasından çarpıcı bir bölümü aktarmak istiyorum.

'Hem Batı'daki hem Doğu'daki hassasiyeti biliyoruz. Biz sadece Diyarbakır'da, Van'da, Şanlıurfa'da siyaset yapmıyoruz. Bu ülkenin batısı da var. Şehit aileleri de var. Onların da duygularını dikkate almamız lazım. Bu adamlar artık sınırı aştılar, iyice şımardılar.'

Başbakan, 'Şunu yaptık, şunu yapacağız diye bir kararımız yok' dedikten sonra bir süre salonu süzüyor ve 'Arkadaşlar bu işin zamanı var. Acele etmeyeceğiz' diyor.

Sonuç ne?

BDP'lilere dokunulacak. 2 aylık bir süre öngörülüyor. Ama sadece BDP'liler Meclis'ten atılıyor görüntüsü vermemek için, bir 'paket formülü' bulunacak.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89