• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • İstanbul 4 °C
  • Diyarbakır -4 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 7 °C
  • Berlin -1 °C

Dokunulmaz Türk büyükleri

Yıldırım Türker

İsmiyle müsemma Türk büyüklerinden Korkut Eken’i bir kez daha sahnede gördük. Oyunun kahramanı olduğunu bilmenin kibriyle Pervin Buldan ve avukatlara hakaretler savurmaktan eksik kalmıyor, duruşma sırasında bir yandan da insanlara kafa göz işaretleriyle tehditte bulunuyordu. Bununla da kalmayıp bir ara önündeki polislere de emir verdi: “Susturun şu PKK’nın vekilini!”

Eken’in bir bildiği var elbet. Kendisine asla dokunulmayacağını, AKP hükümetinin de zaten hiçbir döneminde böyle bir niyeti olmadığını biliyor sözgelimi. Dahası şöyler biliyor ki ‘devletin bekası’ adına hiç dokunmamakta yarar var.

İnkarlar sultanı Mehmet Ağar, hatırlarsınız, ilk duruşmasında, Çatlı’nın üzerinden çıkan silah taşıma belgesi ve yeşil pasaportta imzası olmasına rağmen, onu tanımadığını iddia edebiliyordu. Küçük tetikçi adamların hiçbirini tanımadığını söylüyordu. Ama kendisine destek vermek için mahkemeye kadar gelen Korkut Eken’i yere göğe sığdıramamıştı. Tanımadığını iddia ettiği Ayhan Çarkın’ın hocası Korkut Eken besbelli öyle güçlü bir sır kasasının üstünde oturuyor ki Doğan Güreş de “Korkut Eken ne yaptıysa bilgimiz dahilinde yaptı” diye haykırmamış mıydı?

Ceza sistemimizin el üstünde tuttuğu Mehmet Ağar, yıllar önce öngörmüş olduğumuz gibi sonunda belleklerimizden siliniyor. Silinecek. On yıl önce de altını çizmiştik. ‘Çünkü bu sistem, hükümetin bütün kabadayılıklarına, bütün demokrasi randuna rağmen ve tam da bu yüzden Ağar’a hak ettiği gibi dokunamayacak.’

Ağar, DYP liderliğine adaylığını koyduğunda marifet tanımını şöyle dile getiriyordu: “Ben devletten çalmadım, kredi almadım, teşvik almadım, banka soymadım, Hazine arazisini yağma etmedim. Ben, devlet nizamına isyan eden bir eşkıya grubuna karşı mücadele ettim. Güvenlik güçlerinin sorumlu bir amiri olarak, hukuk düzeni içinde, kanuni yetkilerimi kullanarak bunların bertaraf edilmesinde görev aldım. Bununla da iftihar ediyorum. Geçen süreç, benim bu konudaki haklılığımı ortaya koymuştur.” Oysa Ağar’ın maddi menfaat konusunda iddia ettiği tenezzülsüzlük, ne MİT raporunda ne de İHD dosyasında onaylanıyordu. Mafya ile çıkar ilişkisi olduğu yönünde dökümler içeriyor her iki çalışma da. Kaldı ki, ‘bir arkadaşının’ kendisi ve ailesine tahsis ettiği mülkte ikamet ediyordu. Anlaşılan yine ‘bir başka arkadaşının’ finanse ettiği büyük bir düğünle oğlunu evlendiriyordu. Ecevitlik taslaması boşunaydı. ‘Eşkıyayla’, ‘hukuk düzeni içinde’ savaştığı iddiası da Susurluk’ta patlak veren çete, işlenen cinayetler, uyuşturucu ayağı ve envai çeşit karanlık ilişkiyle lekeliydi.

Ağar, dokunulmazlığının kaldırılmasıyla ilgili oylamada TBMM’de 11 Aralık 1997’de de içindeki bütün kurtları döküvermişti. “Aydın geçinenlerin bile ‘ver, kurtul’ dedirtebildiği bir vasatta, vatan için ölmeye hazır adam arandığında bir adım öne çıkanlar, yargılanmak istenmektedir, ‘devlet-i ebed müddet’ olsun diye ölümü göze alanlar, yargılanmak istenmektedir, sıradan insanların hayatı sevdiği kadar ölümü sevebilmiş ve ölebilmiş olanlar, silah arkadaşlarımız ve onların mücadelesi yargılanmak istenmektedir.” Onun için gerçekten de korkacak bir durum yoktu. 1 yıl ceza alıp kendi istediği cezaevinde krallar gibi ağırlandı.

Eken, kendisine katil diye haykıranları susturmak için hala polislere sesleniyor ya, bu da 2005 yılından bir gazete kupürünü gözler önüne getiriyor.

11 yıllık öğretmen olan İlknur Birol, 13 Nisan 1996 tarihinde, KESK’in düzenlediği bir mitingde dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’a, ‘eli kanlı faşist’ dediği için 1 yıl hapis cezası alıp mesleğinden men edilmişti. 146 gün hapis yattı. 2003’te Erdoğan’a başbakanlık yolunu açan yasa değişikliği kendisini de kapsadığı için adli sicil kaydını sildirdi. Göreve iadesini istemesine rağmen bakanlık yasayı uygulamadı. Yılmadı, AİHM’e gitti, kazandı. AİHM kararının ardından öğretmenliğe iadesi için Ankara 3. İdare Mahkemesi’ne dava açan Birol, “Erdoğan, bu yasadan yararlanıp Başbakan oldu, ben öğretmen olamıyorum” diyordu.

Hatırlayalım istedim. Katile katil demek bu memlekette hep tehlikeli oldu. Eken ve Ağar’ın üstünde oturdukları sır kasalarını patlatmak da hiçbir zaman AKP’nin hedefi olmadı.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89