• BIST 83.048
  • Altın 146,881
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • İstanbul 4 °C
  • Diyarbakır -6 °C
  • Ankara -11 °C
  • İzmir 3 °C
  • Berlin -2 °C

Doğru tutum almak...

Ömer Ağın

Rojava’daki Kürtlerin yürüttüğü onurlu mücadele karşısında takınılacak doğru bir tutum hem Kürtlerin tarihindeki birlik olamama zaafları yok etmesini sağlayabilir, hem de çağımızın özelliğine cevap verebilecek bir Kürt varoluşunu yaratabilir.

Tarihe bir göz attığımızda rastlanan sayısız sayfa bu söyleneni doğrulamaktadır. En çarpıcı söylemle, Osmanlı Sultanları ve Safevi Şahları arasındaki tarihi çatışmalarda her zaman Kürtler ve Kürdistan toprakları basamak olarak kullanılmıştır. O nedenle Kürdistan Bölge devletleri arasındaki gelgit durumunda her defasında savaş alanı olmuştur. Ne Osmanlılar ne de Safeviler hiçbir zaman Kürtleri dost ve müttefik olarak kabul etmedi. Sadece dengelere göre politik tutumlar takınmayla yetindiler. Kürdistan’ı “tampon bölge” olarak kullandılar. Kürtleri de “Uçbeyi” olarak gördüler. Kürdistan’ın dört parçaya bölünmesinin altında da Kürtlerinin birlik olamayışının payı büyük olmuştur. Kürtlerin başına bela olan bu illet; Bedirhan Bey, Şeyh Said, Seyit Rıza (Dersim) başta olmak üzere tüm Kürt başkaldırılarını yenilgiye götüren temel nedenden biri de Kürtlerin birlik olamamış olmalardır.

Cumhuriyet döneminde Kemalizm, soy ve Müslümanlığı birleştirmeye çalışan bir Türkçülüğü temel aldı. Bu milliyetçiliğin en temel argümanlarından birisi de “Türkiye’nin etrafının düşmanlarla çevrili olduğu ve içerden de bu düşmanlarla işbirliğine hazır hainlik potansiyeli taşıyanların varlığı” anlayışına dayanıyordu. Kemalist milliyetçilik, farklılıkları birbiriyle savaştıran ve kavgaları derinleştiren bir anlayışa dayandı. Türklerle Kürtlerin, Alevilerle Sünnilerin, laiklerle İslamcıların çatışması, bu milliyetçilik anlayışından kaynaklandı...

Giderek erozyona uğrayan bu anlayışın yerine Osmanlıcılığın yeni bir versiyonu olan (AKP milliyetçiliği) inşaya çalışılıyor. AKP, bu yeni Türk kimliğini Müslüman milliyetçiliği olarak tanımlıyor ve tek millet, tek bayrak, tek vatan temelinde yeni bir “İslam Burjuvazisi” öngörüsü olarak ortaya çıkmaya çalışıyor. Bu yeni burjuvazinin bir kısmı hem camiye, hem meyhaneye gidiyor. Şimdi de Kürtlere dayatılan yeni tuzak, bu “milliyetçilik” anlayışında gizlidir. Devletin derinliklerine dayanan bu inşa süreci bir yandan Kemalist milliyetçiliği geriletmeye çalışıyor, diğer yandan dayandığı bileşenlerin çelişkilerden dolayı da kendi aralarında ayrışma sürecini yaşıyor. AKP iktidarı ve Cemaat arasındaki derin çelişki bunun somut örneğini teşkil ediyor. Bu gün Türkiye’de; üç ayrı gücün (Kemalizm, Hükümet ve Cemaat) üç ayrı koldan derin devlet egemen olma çalışmasının devam ettiği bir süreçten geçiliyor. İşte tam da bu noktada son Kürt isyanı (29. Kürt isyanı) demokrasi güçleri açısından önemli bir işlev görmüştür.

Kürt Özgürlük Hareketi’nin öncülüğünde zulme ve yok saymaya karşı yürütülen bu başkaldırı henüz tümüyle Kürtlere özgürlük getirmese bile, Kürtler açısından önemli iki nitel kazanımı yaratmıştır. Birincisi, Kürtler, tarihlerinde ilk kez tüm coğrafyasında, yani Kürdistan’ın tümünde çağdaş normlara uygun örgütlenmeler yarattılar ve Kürtlerin demokratik bir ulus olması için her türlü mücadele yöntemini ustalıkla kullandılar ve kullanmaya devam ediyorlar. İkincisi, Kürt halk önderi tutsak olmasına rağmen, Kürt Özgürlük Hareketi çoktan dar anlamda bir parti olmaktan çıkıp Kürdistan’ın tümünde halklar arasında bir yaşam biçimi seçeneğine dönüşmüş olmasıdır. Kürt halkı, Kürdistan’da yarattığı diğer kazanımlarını da reddetmeden bu yaşam tarzını geliştirip yaygınlaştırıyor. Güney Kürdistan’daki Bölgesel Kürt Yönetimi de tüm Kürtler için bir statü kazanımıdır ve tüm Kürtlerin çabalarıyla oluştu. Türkiye’nin kazan gibi kaynadığı, Bölgenin ateş topu gibi yandığı bu dönemde Rojava devrimi karşısında bu veriler ışığında saf tutmak doğru ve tarihi bir konum olacaktır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89