• BIST 106.736
  • Altın 141,224
  • Dolar 3,5208
  • Euro 4,0963
  • İstanbul 27 °C
  • Diyarbakır 39 °C
  • Ankara 28 °C
  • İzmir 32 °C
  • Berlin 26 °C

Doğru seçimin sırrı: Tepki değil yanıt

Doğu Ergil

Açık havada yapılan bir davette bahçede oturan konuklardan bir kadının kucağına ağaçtan kertenkele düşer. Kadın dehşete kapılır ve haykırmaya başlar. Ayağa kalkar, zıplayarak ve ona dokunmadan kertenkeleyi defetmek için çırpınmaya başlar.

Kadının korkusu bulaşıcı bir hal alır ve davetteki tüm kadınlar bağırmaya, çırpınmaya başlar. Nihayet kertenkelenin kucağına düştüğü kadın onu bir el darbesiyle üstünden atar. Ama kertenkele bu sefer başka bir kadının kucağına düşer. Aynı sahneler tekrarlanır.

Durumun vahametini gören bir garson yardıma koşar. Panik halinde tokatlanan kertenkele bu kez onun omuzuna düşer. Garson kımıldamaz. Soğukkanlılıkla kertenkelenin hareketlerini izler. Uygun anın geldiğini hissettiği anda onu iki parmağıyla tutar ve bir ağaç dibine bırakır.

Olup biten tarafsız bir gözle değerlendirildiğinde sergilenen histerik hareketlerin sorumlusu kertenkele miydi? Eğer öyle olsaydı, garson paniğe kapılmadan kertenkeleyi tutup uzaklaştıramazdı. O halde olayı kertenkelenin yol açtığı panikle değil, davetteki konukların kontrolsüz davranışlarıyla açıklamak daha doğru.

Gerçekten de geriye dönüp baktığımızda bizi sıkıntıya sokan öğretmenimizden veya aile büyüklerinden işittiğimiz azar değil, onu nasıl karşıladığımız ve nasıl tepki verdiğimizdi. Trafik sıkışıklığında geçirdiğimiz iç bunaltıcı saatlerden çok o bunalımı nasıl karşıladığımız ve tepki verdiğimiz bizim ruh halimizi belirler.

Başkaca dendiğinde kişiliğimizi açık eden, olaylara veya krizlere nasıl tepki verdiğimizle, onlara çözüm için nasıl yanıt ürettiğimiz arasındaki farktır. Öyküdeki kadınlar tepki verdiler. Garson işe yarar bir yanıt üretti. Kıssadan hisse: Tepkiler hep içgüdüseldir, yanıtlar ise akıl ürünü.

Bu ilkeden hareket ederek siyasetimizi değerlendirdiğimizde ne kadar tepkisel olduğumuzu görürüz. Bir kere eleştiriye tahammülümüz yok. Oysa eleştiri kabul etmeyen insan aynaya bakmayan bir kişi gibi kendini tanıyıp çekidüzen veremez. Kedini kendi doğrularıyla aldatır. Kendini aldatan kişi çevresini doğru sandığı değer ve olgular doğrultusunda değiştirmeye kalkarsa tehlikeli hale gelir. Oysa siyaset bir dayatma değil uzlaşma zeminidir ve mutlak hakikatler yoktur; üzerinde anlaşılmış ilke ve uygulamalar vardır.

Siyasette mizahı ve saygıyı da kaybettik. Birbirimizle dalga geçeceğimize saldırıyoruz. Eleştireceğimize hakaret ediyoruz. Kabalığı güç gösterisine dönüştürdük.

Bütün bunları neden söylüyorum? Bugün yapacağınız siyasal tercihte hangi kıstaslara göre oy vermeniz gerektiğini kendinize soruyorsanız tepkisel değil akılcı olun diye… Bir de izninizle destekleyeceğiniz siyasetçilerin doğru tercih olduğundan emin olmanız için başarılı ve başarısız insan tiplerini hatırlatayım. Böylece belki sahtesine değil hakikisine oy verirsiniz.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89