• BIST 97.726
  • Altın 145,622
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0001
  • İstanbul 19 °C
  • Diyarbakır 14 °C
  • Ankara 10 °C
  • İzmir 16 °C
  • Berlin 20 °C

Diyarbekir ve Kürtçe roman okumak

Hamid Omeri

Bilmenin gücünden ziyade üzerimize saldığı efkar ve keder daha çok yorar bizleri. Üstelik bu biliş bir okuma ve yazma sancısına tutulmuşken birdenbire bir başka ses aracılığıyla kendini bir kez daha hissettiriyorsa daha bir sarsıcı olur. Özgürlüğüne kavuşması için bunca bedel ödenen bir dilin okunması ya da okunmamasına dair bilişin kederinden bahsediyorum. 

Okunmak ve konuşulmak istenmeyen(!) bir dilde yazma ısrarını sürdüren Firat Ceweri, geçtiğimiz günlerde Habertürk ekranlarında okuyucusuna sesleniyordu. Ceweri'nin romanlarını okumuş bir okur ve söyleşilerine katılmış bir dinleyici olarak onu bir TV ekranında bir başka dilde yani şu an benim de yazımı yazmak için seçtiğim dil ile konuşurken izliyor olmak beni erken bir 'jubile'ye yönlendirmese de 'müzmin sakat' havasına sokmaya yetti diyebilirim. Zira her jübile tam bir jübile olmuyor. Zira yazma sancısı ağır bir sancıdır ve bir futbolcunun futbolu bırakması gibi değildir. Yeşil sahalara veda mümkün belki ancak kaleme ve kağıda herhangi bir dilde veda zor olsa gerek! 

Ceweri, Türkçe anlatıyordu ve ana dili olan Kürtçe'nin kendisine verdiği hazdan bahsederken mimikleri ise bir halkın edebiyatına olan ilgisizliğine dair yaşadığı hüznü anlatır gibiydi. Balçiçek İlter, hayretle “Olur mu öyle şey! 10 bin satmalı 100 bin satmalı” diyordu. Ceweri ise bahsettiğim 'biliş'in gücü ile değil de kederi ile aktarıyordu.  

“Diyarbekir'de bin bile satmıyor!” 

Gazetecinin hayretine mi yoksa yazarın burukluğuna mı ilişsek? Yoksa yazarın bu kederi biliyor olmasına rağmen kendisini yakan ve öldüren yazma arzusuna mı yanaşsak? Gazeteci, Kurdistan topraklarının en büyük şehrini ve o şehirdeki görkemli Newroz mitinglerini yakinen bilen bir gazeteci. O topraklardaki en büyük siyasi hareketin politik dilini ve taleplerini bilen ve zaman zaman o siyasi hareketin temsilcilerini de programına konuk eden biri. “Bin bile satmıyor”a olan hayreti bu bilişin hayreti olsa gerek. Zira Kürtçe için mücadele ettiklerini ifade eden kitlelerin ve siyasetçilerin sayısından yola çıkarak Kürtçe yayınlanmış bir romanın rahatlıkla on bin, yüz bin satabilmesi gerektiğini düşünüyor. Firat Ceweri ise romanının Kuzey Kurdistan'ın en büyük metropolünde, bin bile satmadığını ifade etmenin burukluğunu yaşıyor. 

Kürt edebiyatına derin bir muhabbetim var. İyi okuduğumu da söyleyebilirim. Her konuda olduğu gibi bu konuda da sözlerimi dikkatli kullanmak istiyorum. Ancak benim bu bilişten kaynaklı kederim de beni bazı sözlere zorluyor. Sanırım Firat Ceweri, okuyucusu ile şimdi buluşacak. Yazar halkı ile ömrünü adadığı dili üzerinden değil de acıdır ama Türkçe üzerinden buluşacak. Zira Kürtler, Kürtçe okumuyor. Ne siyasetçisi ne de okuru Kürtçeyi tercih etmiyor. Bu sözlerimden ötürü tercüme çabasına karşı olduğum sanılmasın. Elbette keyifle okuduğum Kürt romanı ve öyküsünün hem Türkçe hem de diğer dillere çevirilerek daha geniş kitlelerle buluşmasından yanayım. Benim bahsetmeye çalıştığım şey bir edebiyatın yaşadığı keder! 

Ceweri'yi izledim ve hafızamdaki ana dilin perdesinin yırtıldığını hissettim. Ben de kendi payıma hem Kürtçe hem Türkçe yazıyorum. Kürtçe yazılarımın ne kadar okunduğunu biliyorum ve Türkçe yazılarımın da ne kadar okunduğundan haberdarım. Demem o ki, Ceweri ve diğer Kürt yazarların yaşadığı sancıdan ve kederden uzak değilim. O yüzden de hem okuma çabam hem de yazma çabamın vardığı yer bir burukluk. 

Kürt şiiri, öyküsü ve romanı, bütün ilgisizliğe, karalamalara ve küçük düşürme çabalarına rağmen etkileyici anlatım teknikleriyle serüvenini sürdürüyor. Üstelik bu edebiyatın henüz bir devleti yok. Koruyanı, kollayanı yok. Dili de kendisi, okulu da kendisi, okuru da kendisi ve devleti de kendisi. Kürt edebiyatının bugün için söyleyecek olursak tek dostu yine Kürt edebiyatıdır. Dilerim bu makus talih değişir ve Kürtler bir an önce Kürt edebiyatını Türkçe üzerinde okumak yerine Kürtçe ile okumaya yönelirler. Pek muhtemeldir ki Kürt siyasetçisinin Türkçe ile siyaset yapmak yerine Kürtçe ile siyaset yapmayı tercih ettiği gün Kürt edebiyatının da makus talihinin değiştiği gün olacaktır. 

  • Yorumlar 4
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89