• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 11 °C
  • Ankara 7 °C
  • İzmir 12 °C
  • Berlin 12 °C

Diyarbakırlı Zehra Ana: Barış hepimize lazım

Amberin Zaman

Bugün yurdun dört bir köşesinde insanlar birbiriyle bayramlaşırken yitirdiklerinin mezarlarının başında onları anıyorlardır.

Aynı manzara şüphesiz Diyarbakır’ın Yenişehir Mezarlığı’nda da yaşanıyordur.

Geçtiğimiz aylarda Yenişehir Mezarlığı’na ben de gitmiştim. Barış umutları taptazeyken.

Mezarlıkta adının Zehra olduğunu söyleyen bir Kürt anası oğlunun mezarı başında bir yandan dua okuyor bir yandan da etrafına diktiği çiçeklerle ilgileniyordu. Mezar taşında Serxwebun Amed yazıyordu. Doğum tarihi 01.01.1982. Ölüm tarihi 01.10.2012. PKK’ya katılmış, çatışmalarda ölmüş, tıpkı etrafında gömülü onlarca insan gibi. Zehra’ya yeni barış süreci konusundaki duygularını sormuştum. “Şu anda eskisinden daha umutluyuz. Öcalan’a inanıyorum Erdoğan bir şeyler yapacak,” demişti. “Barış hepimize lazım, hepimize,” diye de eklemişti gözlerimin içine uzun süre bakarak.

18 yıldır mezarlıkta çalışan müdür yardımcısı Abdülkerim Balyen de umutluydu.

16.12.89’da doğup 07.01.2013’te rahmete kavuşan Fırat Dicle isimli militandan sonra son dönemde çatışmalarda yaşamını yitiren herhangi bir PKK’lının cenazesi Yenişehir’de gömülmemişti. “Çok şükür,” diyen Balyen 2012’yi kastederek “geçen yıl çok fazla cenaze gelmişti, tahminime göre en fazla PKK’lı cenazenin geldiği yıldı” şeklinde sözlerini sürdürdü. “Barış bu sefer olmaz ise hiç olmayacaktır.

Yaşadıklarına bakılırsa barışa en çok hasret kalanların başında mezarlığın “ölü yıkayıcıları” diye tabir edilen, cesetler gömülmeden üzerlerinde dinimize uygun her türlü işlemi gerçekleştiren personel geliyordur herhalde. Yenişehir’de biri kadın biri erkek, diplomalı iki “ölü yıkayıcısı” var. Adı Yıldız Çapraz olan kadın yıkayıcı altı senedir bu işle uğraşıyormuş. “Anlatmak için kelimeler yetmez,” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Bazen öyle gerilla cesetleri geliyordu ki ailelerine gösteremiyorduk. Kimisinin bedenleri paramparçaydı. Elimizde kalıyordu.

Muhterem ismindeki erkek yıkayıcı aynı zamanda fahri imamlık yapıyor. Yedi çocuk babası olan Muhterem’in bir oğlu üniversite son sınıftayken dağa çıkmış, sekiz ay sonra yakalanmış. Şu anda cezaevinde. “Gençler ölmesin artık. Kürt’ü, Türk’ü bütün çocuklar bizim,” diyen Muhterem ardından bana morgu ve gusülhaneyi gezdirdi. Bir odada ceset torbaları ve kefenler. Bir diğerinde kimbilir kaç gencecik bedenin yıkandığı çelik sedyeler... İçim kararması gerekirken tersine umutla dolmuştu.

Silahlar sustu. İnsanlar, gençler ölmüyor. Türkiye’nin dört bir köşesinde analar ağlamıyor artık, Bundan daha da kıymetli bir şey var mı,” demiştim kendi kendime. Asla bir daha ağlamamaları için, barışı kalıcı kılmak için başta iktidar olmak üzere hepimize büyük sorumluluk düşüyor. Türkiye’de barış deyip Rojava’da, Gezi’de farklı kriterler uygulayarak barış olmaz. Dün Başbakan Erdoğan yeni bir reform paketinin üzerinde çalışıldığını açıkladı. Bu uzun zamandır duyduğum en güzel haberlerden biriydi. Umarım içi boş çıkmaz. Lafı uzatmayım. Zehra Ana’nın dediği gibi “Barış hepimize lazım”. Hayırlı sağlık barış ve neşe dolu bayramlar...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89