• BIST 82.363
  • Altın 147,033
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0385
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır -2 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 6 °C
  • Berlin -7 °C

Diyarbakır’dan Madrid’e

Abdülkadir Selvi

Başbakan Ahmet Davutoğlu ile Diyarbakır’da, AB Bakanı Volkan Bozkır’la Madrid’deyiz.

Diyarbakır’da çözüm sürecini konuştuk. Madrid’de çözümün elle tutulur sonuçlarını gördük.

Gece yarısı Madrid’in ünlü “Puarta de sol” meydanında yürürken Madrid Tren istasyonunun ne tarafa düştüğünü sordum. Yakındaymış.

ETA, Madrid Tren istasyonuna bomba koyup sivil insanların ölümüne yol açınca 1 milyon İspanyol teröre karşı yürümüştü. ETA, kamuoyunun bu kararlılığı karşısında terör faaliyetlerine son verdiğini açıklamıştı. Birkaç yıl önce de kendini feshetti. Bizde daha büyük acılar yaşandı ama 1 milyon kişi teröre karşı yürüyemedik.

Aslında hiçbir ülkenin tarihi birbirine benzemediği gibi sorunları da, çözüm yöntemleri de birbirinin aynı olmuyor.

Ama İspanya’nın ETA ile mücadelesi, terörü sonlandırıp çözüme ulaşmaları her zaman ilgimi çekmiştir. Aynen Franko rejimi ile yüzleşme süreçleri ve bizde Ergenekon’u andıran derin devlet yapılanması olan GAL’de hep ilgi alanımda olmuştu.

Güneşli bir günde geldik Madrid’e. Akşama doğru hava biraz serinlese de İspanyollar kendilerini sokaklara atmışlardı.

Sokaklar, meydanlar canlıydı. Saatler ilerledikçe bu canlılık arttı. Sokak müziği yapanlar cafelerde eğlenenler alışverişi tercih edenler derken cıvıl cıvıl kaynayan bir Madrid gecesinde bulduk kendimizi.

Sağda solda bombaların patladığı, ETA terörünün devam ettiği, GAL’ın faili meçhul infazlara imza attığı günlerde olsa Madrid bu kadar gelişebilir miydi? Daha da ötesi insanlar gecenin bir yarısı güven içinde sokaklarda, meydanlarda, parklarda gezip eğlenebilir miydi?

Peki Diyarbakırlının, Cizrelinin, Hakkarilinin suçu ne?

Başbakan’ın Diyarbakır-Batman gezileri sırasında hem gözlem yapma imkanım oldu hem de sürece ilişkin nabız tuttum.

Diyarbakır’da kongre salonundaki, Batman’da sokaklardaki canlılığı görünce çözüm adına umutlandım.

6-8 Ekim olayları sırasında yüzbinleri sokaklara dökmek ve bölgeyi yangın yerine çevirmeyi amaçlayan örgüt umduğunu bulamamıştı. Ancak 51 kişinin vahşi yöntemlerle katledildiği olaylar, çözüm sürecine ciddi bir darbe vurmuştu.

Siyasi iradenin kararlılığı ve Öcalan’ın da katkılarıyla çözüm masası devrilmedi. Adeta her defasında küllerinden doğdu. Ancak taraflar arasında ciddi bir güven kaybı oluştu.

Seçimlere gidilirken çözüm cephesinde en popüler konu elbette ki HDP’nin seçimlere parti olarak girme eğilimi. Henüz kesinleşmiş değil ama HDP’nin tek başına seçimlere girme kararı çözüm sürecinin başarısı olarak görülüyor. Aynen HDP’nin Cumhurbaşkanı adayı çıkarma ve Türkiyelilik projesinde olduğu gibi.

Güneydoğu’dan şehit cenazelerinin geldiği bir ortamda HDP hangi Türkiyelileşme projesiyle ortaya çıkacaktı?

Karakolların basıldığı cenaze törenlerinde intikam yeminlerinin edildiği bir zeminde HDP Genel Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, Ege’den, Marmara’dan nasıl oy alacaktı? Yüzde 9.8’e nasıl ulaşacaktı?

Son anketlerde CHP ve MHP yerinde sayıyor. Seçimlere 4.5 ay kala iki muhalefet partisinde oyların yükselişi yönünde bir eğilim gözlenmiyor. Tam tersine okun yönü aşağıya doğru. AK Parti lider değişikliğine rağmen yüzde 47-50 bandını koruyor. HDP ise yüzde 7.5 dolayında gözüküyor. Özellikle 6-8 Ekim olayları nedeniyle Kürt seçmende HDP’ye karşı bir sorgulama gözüküyor ama CHP’nin tel tel dökülmesi nedeniyle batıda ibre yukarıya doğru.

Çözüm sürecinin son tümseği aşmaya çalıştığı bir sırada 6-8 Ekim tarihlerinde Diyarbakır’da ve son olarak Cizre’de yaşananlar nedeniyle asıl batılı kamuoyunun HDP’yi sorgulaması bekleniyor.

Türkiyelileşme adına Türkiye’nin batısından oy isteyen HDP, neden hala Güneydoğu’da özerlik ilan etmenin peşinde?

Doğuda özerklik, batıda Türkiyelileşme. Peki samimiyet bunun neresinde.

Aynı şekilde Cizre’de hendek kazıp, HÜDA-Parlı’ların evlerini işaretleyen, yüzüne poşu geçirip, Cizre Kantonu denemeleri yapan, sokak başında kimlik kontrolüne çıkan HDP, batıdan destek bulduğu takdirde Nişantaşı’nda hendek kazıp, bazı kafelerin üzerine çarpı işareti atıp, yüzlerine poşu takıp kimlik kontrolüne mi çıkacak?

Yine aynı şekilde çözüm sürecine rağmen bölgede vergi adı altında haraç toplayan örgüt, eğer İstanbul’da Kocaeli’nde destek bulursa, Türkiye’nin yüz büyük firmasına ayrı, 500 büyük firmasına ayrı miktarda olmak üzere vergi mi salacak?

HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, “Yok biz bunları batıda yapmayacağız” derse o zaman Kürt'ün suçu ne?

Devletin kaldırdığı OHAL’i bölge insanına yaşatmanın anlamı ne?

Nişantaşı’nda özgürlük mesajı, Güneydoğu’da Pol-Pot rejimi.

Bunun neresi Türkiyelileşme?

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89