• BIST 83.067
  • Altın 146,397
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 5 °C
  • Diyarbakır -2 °C
  • Ankara -3 °C
  • İzmir 4 °C
  • Berlin -1 °C

Diyarbakır Cezaevi’ni kapatmak... Yetmez ama evet!

Hasan Cemal

Başbakan Erdoğan’ın dünkü Diyarbakır konuşmasını televizyonda baştan sona izledim. Konuşmasının sonuna doğru, sözü 12 Eylül’de Kürtlerin yaşadıkları acıların iğrenç bir simgesi olan Diyarbakır Askeri Cezaevi’ne getirdi.

Dedi ki:

“Diyarbakır Cezaevi’nin bir dili olsa da konuşsa...”

Dedi ki:

“Bir dili olsa da, 12 Eylül sonrasında yaşanan işkenceleri, insanlık dışı muameleleri anlatsa...”

Dedi ki:

“Diyarbakır Cezaevi’nin o 5. koğuşu dile gelip 12 Eylül askeri yönetimi sırasında gördüklerini, içinden yükselen o feryadı figanları, pisliklerin içinde yatan tutukluları, çektiği acılardan dolayı ölmek için Allah’a yalvaranları bir anlatabilse...”

Dedi ki:

“Diyarbakır Cezaevi’nin bir dili olsa da, kendi duvarlarının arkasında yedi yıl boyunca işkence gören Abdürrahim Semavi’nin çektiklerini bize söylese...”

Dedi ki:

“Diyarbakır Cezaevi’ni kapatıyoruz, Diyarbakır Cezaevi’ni yıkacağız. Orası varlığıyla bize 12 Eylül’ü hatırlatıyor çünkü... Artık bundan kurtulacağız.”

Tayyip Erdoğan, Ahmet Arif’in bir şiirinden birkaç dize okuyarak başladığı konuşmasında, 1990’ların Diyarbakır’ında faili meçhul cinayete kurban giden bir Kürt aydınını, Musa Anter’i de Ape Musa diyerek andı.

Dedi ki:

“Ape Musa’nın acısını hiç unutmayacağız.”

Bir başka Kürt aydınının, Orhan Miroğlu’nun acısına, Şivan Perver’in hiç dinmeyen memleket hasretine, Ahmet Kaya’nın gurbetteki ölümüne değindi.

Gece karanlığında ensesine bir kurşun sıkılarak 1990’larda işlenen faili meçhul cinayetlere, zorla boşaltılan köylere, hapishanede oğluyla tek kelime Kürtçe konuşmasına bile izin verilmeyen anaların gözyaşına, feryadına konuşmasında yer verdi.

Darbeleri, isimlerini vererek 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat diye ‘milli irade’yi hiçe saydıkları için, ‘statüko’yu savundukları için lanetledi. Menderes’lerin idamını, “Üç demokrasi kahramanını idam ettiler” diye andı. Turgut Özal’ın değişim mücadelesini övdü.

Erdoğan konuşmasında sürekli olarak demokrasi, hukuk, adalet ve özgürlük vurgusu yaptı. Kürtçe, Kürt sözcüklerini seyrek de olsa zaman zaman kullandı. Türkiye’nin birlik ve bütünlüğünün kimliklerin ‘inkâr edilmesi’nden geçmediğini de sözlerine ekledi.

Ezberleri bozmaktan, değişime direnen anlayışları aşmaktan sık sık söz etti ve “Bunlar olmadan demokrasi de, adalet de olmaz” dedi.

Sözü bir ara beş yıl önceki, 2005 yılı Ağustos ayında aynı meydanda yaptığı konuşmasına getirdi.

Dedi ki:

“Biz o konuşmanın arkasındayız, şerefimizle, onurumuzla arkasındayız.”

Tayyip Erdoğan, 2005’in Ağustos ayındaki konuşmasında, Kürt sorunu ile ilgili olarak o tarihe kadar bir başbakanın yapmış olduğu en yürekli çıkışı sergilemişti.

Demişti ki:

“Büyük devlet, hatalarıyla yüzleşebilen devlettir. Geçmişte idari ve siyasi hatalar yapılmıştır, bunlar yok sayılamaz. Kürt sorunu sadece bölgenin değil, tüm Türkiye’nin, herkesin sorunudur. Benim de sorunumdur... Kürt sorunu ne olacak, nasıl çözülecek? Anayasal düzen, toplumsal bütünlük içinde, daha çok hukuk, daha çok demokrasi ve daha çok refahla çözülecek.”

Evet, Erdoğan böyle demişti.

Ama sonraki beş yılda bu sözlerinin altını ne kadar doldurmuştu sorusu elbette geçerliğini korumaya devam ediyor.

İyi bir hatip Tayyip Erdoğan.

İstediği zaman yüreğini açarak konuşmasını, insanların yüreğinin hangi tellerine nasıl dokunulacağını gayet iyi biliyor.

Erdoğan’ın 3 Eylül Diyarbakır konuşmasının Kürt sorunu açısından hangi noktalarda, nasıl eleştirileceğini ve bu eleştirilerin bir bölümünün de haklı olacağını biliyorum.

Ama benim son sözüm yine yazımın başlığındaki gibi:

Diyarbakır Cezaevi’nin kapatılması... Yetmez ama evet!

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89