• BIST 90.383
  • Altın 144,560
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 5 °C
  • Diyarbakır 2 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 7 °C
  • Berlin 1 °C

Diyalog ve uzlaşma!

Ali Bulaç

İslamcılık, Müslüman insanın hayatının amacı olan Allah’ın iradesine teslim olmak demek olan Kur’an ve sahih sünnetin hükümlerine referanslar vererek varlık âlemini tasavvur etmesi; hayatını vaz’edilmiş hudutlara göre düzenlemesi; İslami mesajın özü olan ahlak, özgürlük ve adalete dayalı bir toplumsal düzenin tesis edilmesine ve dünyadaki Müslümanların birliğine çalışmasıdır.

Dinin siyasette istismar edilmesi veya tek bir İslami yorumun resmi ideoloji haline getirilip inananlara ve inanmayanlara baskı uygulanması İslamcılıkla ilgisi olmayan farklı totaliter ve otoriter siyaset biçimleridir. Bu siyaset biçimlerinin “dini evrisyonları” olduğu gibi laik (komünist, faşist, liberal) versiyonları da var.

İslamiyet, mahiyeti itibarıyla totaliter olmayan bütünlük ve kapsayıcılık özelliklerine sahip olduğundan İslamcılık da tek boyutlu olmayıp, nihayetinde bir “ıslah”, “ihya” ve “tecdit” hareketidir.

Hamdolsun İslam’ın özü bozulmuş değildir, kaynakları sahih olarak elimizde bulunuyor. Islah, ihya ve tecdit, Müslümanların din anlayışlarını; yoldan çıkmış gelenek ve göreneklerini, sosyal ve ahlaki olarak çökmüş hayat tarzlarını; siyaset, iktidar, devlet, aile, toplum ve dünyaya ilişkin müşevveş zihinlerini; milliyetçiliklerle birbirlerine karşı olan çarpık algılarını İslam’ın aslına irca etmeyi, Müslümanların mukavemetlerini artırmayı; sefahet, çıkarcılık ve adaletsizliğe yenik düşmüş ruhlarını ihya etmeyi ve İslam dünyasında bir yenilenmeyi hedeflemektedirler.

Eğer toplumsal hayatı siyaset yoluyla ıslah etmeyi, İslami ideallere göre bir toplumsal düzene ulaşmayı hedeflemişseniz “siyaset” sizin için önceliklidir. Bu Seyyid Kutup, Ebu’l A’la Mevdudi, İmam Humeyni vb.nin yoludur. Buna “siyasal İslam” denebilir. Fakat “meselenin kökeninde manevi zaaf ve toplumsal hayatın ahlaki yönden takviye edilmesi yatar” diyorsanız, vurgunuz manevi hizmete ve toplumsal ıslaha dayandığından size de “sosyal İslam” denebilir. Bu da esasta Hasan el-Benna ve Üstad Said Nursi’nin yoludur. Daha özel çerçevede “İslam dünyasının zihinsel dönüşüme ihtiyacı var, modern ve postmodern saldırılara entelektüel, akademik, ilmi ve fikri zeminde cevap verilmeli” diyorsanız, sizin tercihinize de “fikri İslam” denebilir. Bu da Muhammed İkbal, Malik Binnebi, S. Hüseyin Nasr, Ali Şeriati, Nakib el-Attas, İsmail R. Faruki vb.nin yoludur.

Buna göre “siyaset”i önceleyen hareketler ve partiler; “manevi ve toplumsal ıslah”ı esas alan cemaat ve tarikatlar ile “fikri-ilmi ihya”ya yönelen tercihlerin üçü de “İslamcılık şemsiyesi” altında toplanmaktadır. Birer sembol olarak isimlerini zikrettiğim zatlar ve onları takip edenler hakikatte İslamcıdırlar. Her üçü de Kur’an’ı ve Sünnet’i referans almakta, İslam’ın işaret ettiği bir hedefe ulaşmak istemektedirler. Önceliklerinin ve yöntemlerinin farklı olması onları birbirlerine karşıt hasımlar kılmaz. İslamcılığı salt siyasete hasretmek, vakıa olarak hatalı olduğu gibi akademik olarak da yanlıştır. Sorun şu veya bu akımın bazı müntesiplerinin mutlakiyetçi mizaca sahip olmaları dolayısıyla kendi içlerinde çoğulcu olmayı kabullenmekte çektikleri zorluktur. “Dinde aşırıya gidenler” (5/Maide, 77) sadece Müslüman olmayanlara değil, kendi meşreplerinden olmayan Müslümanlara karşı da aşırıya gitmektedirler. Farklı ekoller birbirlerine mahiyetçe karşıt değildirler, mesela İzzetbegoviç hem siyasi hem fikri İslam içinde yer alır. Hasan el-Benna, Birinci ve İkinci Said’in şahsında toplandığı sosyal ve siyasi İslam’ın sembol isimlerinden biridir. Bilinç sahibi Müslüman bilir ki, her üçü de aynı menzile farklı yolları takip ederek varmak isterler.

İslam dünyasını başkaları bu kriz ve kaostan çıkaramaz. İslamcı versiyonlar çağımızın mezhepleridir. Çözüm, her birinin diğerini meşru görmesi ve ortak sorunlar karşısında ortak sorumluluklar üstlenip daimi diyalog ve uzlaşma kapısının açık tutulmasıdır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89