• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • İstanbul 6 °C
  • Diyarbakır -2 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 7 °C
  • Berlin -5 °C

Dışımız, içimiz düşmansa...

İhsan Dağı

Kendini dünyadan izole edip demokratik kalabilen bir ülke pek yoktur. Böyle bir ülkenin ekonomik kalkınmasını sürdürebilmesi, toplumuna refah üretebilmesi de mümkün olmaz.

Bütün dünyayı kendinize düşman sanırsanız ihtiyaç duyduğunuz şeyler bellidir; etkili bir güvenlik ve istihbarat mekanizması, hızla askere dönüştürülebilecek itaatkâr ve disiplinli bir toplum, çatlak sesler çıkmasını önleyecek otoriter bir rejim. Böyle bir düzene razı olmayabilirsiniz, ama tüm dünyanın size karşı komplo kuran düşmanlardan oluştuğu algısını üretirseniz bu tür siyasal risklere açık hale geldiğinizi bilmeniz gerekir.

Son on yılda AK Parti’nin başardığı en büyük işlerden biri ‘dört yanımız düşmanlarla çevrili’ tezine sırtını dönmesiydi. Etrafında düşman aramak yerine işbirliği yapabileceği partnerler bulmaya çalıştılar ve doğru yaptılar. Bölgede faaliyet gösterirken barışa ihtiyaç duyan şirketler de, sivil toplum kuruluşları da desteklediler bu süreci. Komşularla ticaret arttı, toplumlararası ilişkiler ve sivil toplum diyaloğu gelişti. Bir yandan ikili düzeyde siyasal gerginlik konuları ötelenirken, öte yandan da bölgesel krizleri çözücü arabuluculuk girişimleri gündeme geldi. Öylesine ezber bozan bir barış ve işbirliği yaklaşımı vardı ki Ermenistan’la bile ilişkileri normalleştirecek protokoller imzalandı. Sonuçta, ‘kuşatılmışlık zihniyeti’nden çıktıkça hem dünyayla ilişkileri normalleşti Türkiye’nin hem de kendisi. Bütün bunlar çok önemliydi. Çünkü yıllarca etrafında sadece düşman gören, içeride hain arayan ‘eski Türkiye’ için bu tür bir ‘tehdit algısı’ içeride otoriterliği meşrulaştırıcı, hatta sürekli yeniden üretici bir işlev görmüştü.

Sonra AB üyelik sürecinin hızlanması, ardından da AK Parti iktidarı geldi. Türkiye dışa açıldıkça ulusalcılar ülkenin satıldığını, adeta işgal altında olduğunu iddia ediyor, ‘yeniden milli mücadele’ koşullarına gelindiğini söylüyorlardı. Hükümetin memleketi yabancı şirketlere peşkeş çektiği, ABD’nin ‘ılımlı İslam’ projesi kapsamında AK Parti’yi kurdurduğu ve iktidara getirdiği, Başbakan Erdoğan’ın Amerikan projesi BOP’un eşbaşkanı olduğu vs. gibi iddialardan geçilmiyordu ortalık. Doğru muydu bunlar? Elbette değildi. Değişimin, toplumun, siyasetin sosyolojisini anlamaya çalışmak yerine her şeyi komplolarla analiz etmenin rahatlığına sığınan insanların safsatalarıydı. Korku üreterek yönetmek... Enver Hoca Arnavutluk’u böyle yönetti. Sovyetler Birliği, dünya kapitalizminin sosyalist devrimi yıkacağı varsayımıyla totaliter bir rejim kurdu. Humeyni sonrası İran yıllarca devrimi boğmak isteyen iç ve dış karşı devrimcileri bekledi. Bu tür rejimleri ayakta tutmanın yolu ‘hayalî düşmanlar’ üreterek toplumu denetim altına almak, yönetimi meşrulaştırmak, muhalefeti sindirmektir. Aslolan düşmanların varlığı veya ‘reel tehdit’ değil; bu algı ve beklenti üzerinden üretilen otoriter siyaset ve teyakkuz toplumudur.

Temel öncelik rejimin, devletin veya hükümetin güvenliği ise demokrasi, özgürlük, hukuk devleti, farklılıklara saygı gibi taleplere sıra gelmez. Bunları dillendirenler de zaten rejimi, devleti, hükümeti zayıflatacak, ‘milli birlik ve beraberliğe en çok muhtaç olduğumuz bu günlerde’ halkın içine fitne fesat sokacak ajanlar, yerli işbirlikçiler olarak kolayca yaftalanır ve itibarsızlaştırılır.

İçeride ne yaparsanız yapın, dışarıda ‘barış ve işbirliği odaklı’ bir politika yürütmez ve etrafınızın düşmanlarla çevrili olduğu algısını değiştirmezseniz demokrasi tesis edemezsiniz. Dünyayla kavgalı bir ülke içerde otoriterleşmenin de temellerini atıyor ve onu toplumsal algıda meşrulaştırıyordur. Bu nedenle Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun yürüttüğü ‘komşularla sıfır sorun’ politikasının gelinen bu noktada yeniden tesisi şart. Üstelik bunu komşularla da sınırlı tutmayıp, Avrupa Birliği, Avrupa kurumları, dünya medyası ve düşünce kuruluşlarıyla bütün dünyayı içine alacak kadar genişletmek gerek. Yoksa şeytan taşlamaktan tavafa fırsat bulamayacağız..

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89