• BIST 82.779
  • Altın 147,316
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • İstanbul 6 °C
  • Diyarbakır 2 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 9 °C
  • Berlin -4 °C

Dış politikada tornistan

Aslı Aydıntaşbaş

Yeni Başbakan Binali Yıldırım’ın “Dostlarımızı arttırıp düşmanlarımızı azaltacağız” sözü, boşuna sarf edilmiş değil. 

Türkiye dış politikada yeni bir rota çizmeye çalışıyor. Ankara’da az buçuk aklı çalışan herkes, içeride ve dışarıdaki sıkışmışlığın “sürdürülebilir” bir boyutu aştığının, yapılan hataların Türkiye’nin temel direklerini sarstığının farkında. Ortadoğu, Rusya, Avrupa, ABD ve Kürtler diye sayarsanız, bu ülke için kritik sayılabilecek 5 cephede de telafisi zor hatalar yapıldı. İdeolojik körlük, Müslüman Kardeşler romantizmi ve kısa dönem iç politika hesapları derken, Ankara kendi kolunu kanadını kıran, geleceğini tehlikeye atan hatalar yaptı... 

Siz bakmayın iç tüketim için ha babam pompalanan “Yedi düvel bize karşı” ve “Kurtuluş Savaşı” söylemlerine. Bunlar bindirilmiş kıtaları diri tutmak için tedavüle sokulan laflar. Gerçekte Ankara’da, hatta iktidar partisi içinde birçok kişi işlerin böyle gidemeyeceğinin farkında. Kendi aralarında konuşuyorlar. 

Binali Yıldırım, pragmatik bir siyasetçi. Daha da önemlisi, Ahmet Davutoğlu’nda olduğu gibi yaptığı hamlelerin Erdoğan nezdinde “Bana karşı bir komplo kuruluyor” hissi yaratmayacağı bir isim. Türkiye bu yıl Binali Yıldırım döneminde dış politikada köklü değişikliklere gidecek. Hem de Erdoğan eliyle... 

İsrail’de ilişkilerin düzelmesi için anlaşma tamam. Gazze dahil her pürüz giderildi. Olay artık Netanyahu’nun masasında. Top İsrail’de. 

Mısır’da Sisi rejimi ile alttan alta (ve Suudiler üzerinden) yaşanan bir yumuşama süreci var. Siz en son ne zaman Erdoğan’ın İsrail ya da Mısır’a “çaktığını” duydunuz? Herhalde en az bir yıl olmuştur. HDP ya da CHP’ye çakıyor; ancak Mısır ve İsrail konusunda sessiz. Suudilerin ricası da bu yönde... 

Avrupa Birliği’yle artık “aday” değil “imtiyazlı ortaklık” statüsündeyiz. İsmi konmasa da öyle. Aslında Davutoğlu adaylık sürecinin devamı için son şanstı. Fakat Türkiye’nin temel Batı değerlerini dışlayan otoriter bir rejime doğru evrilmiş olması ve Avrupa’nın kendi iç siyaset dinamiklerini, AB üyelik şansını ortadan kaldırdı. Başka bir ilişki biçimi var. Ben bu yeni ilişki biçiminin kopacağını sanmıyorum. Belki Almanya bu hafta Ermeni soykırımı tasarısını geçirdiğinde biraz bağırış çağırış olacaktır. Ama nihayetinde Türkiye mülteci anlaşmasına devam edecek. İki taraf da istiyor bunu. 
Rusya’yla ilişkilerin düzelmesi için Katar’dan Doğu Perinçek’e kadar sayısız aracı var. Kısa dönemde düzelme beklemeyin. Ama artık Suriye’de sıcak çatışma ihtimali ortadan kalktı. Aynı İsrail’le olduğu gibi ekonomik ilişkiler, siyasi ilişkilerden daha hızlı toparlanacaktır. Ankara nihayetinde Suriye politikasını değiştirdiğinde, Rusya’yla da işler kolaylaşacak. 

ABD’yle ilişkilerde PYD/Kürt pürüzü, Türkiye’nin havlu atmasıyla aşıldı. PYD, Suriye’de Washington’un yegâne müttefiki. Türkiye’nin desteklediği muhalif gruplar, Kilis operasyonunda başarılı olamadı; Mare’de sıkıştı. Bu yüzden Ankara daha önce karşı çıktığı Münbiç’in PYD/ YPG tarafından alınmasına razı olmak zorunda kaldı. Ankara’nın Suriye politikası önümüzdeki yıl içinde yavaş yavaş değişecek. Suriye rejimi ile temas arayışları devam edecek. Eninde sonunda PYD’ye karşı bir yumuşama da yaşanacak. Çünkü artık Türkiye için elzem olan, Şam’da namaz kılma sevdasından vazgeçip kendi sınırlarını koruyabilmek... 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89