• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 13 °C
  • Ankara 10 °C
  • İzmir 12 °C
  • Berlin 15 °C

Dış politika çeşitlemeleri

Doğu Ergil

Bir konuyu incelerken onu taban tabana farklı değerlendirenleri birlikte okumanın yararı var. Madem aynı konu bu kadar farklı yorumlanıyor, demek gerçek arada bir yerde. Biz görüş, eğilim, çıkar veya grup mensubiyetimizle önemli ayrıntıları kaçırıyor olabiliriz. Boşuna, "Şeytan ayrıntıda gizlidir" dememişler.

Bir dizi diplomat ve yazardan ülkemizin dış, özellikle Ortadoğu politikasını değerlendirmeleri istenmiş (Taraf, 30.8.2013). Dikkate alınması gereken şeyler söylemişler. Bir başka grup, çok farklı şeyler söyleyebilirdi. Söylüyorlar da. Sağlıklı sentezler, tez ve antitezlerin etkileşiminden doğar.

Değerlendirmeler

Temel İskit (Emekli büyükelçi): Türkiye Suriye'de farklı, Mısır'da farklı hareket ettiği için yaklaşımları Batı'nın çelişkileri içinde etkisizleşiyor. Örneğin Suriye'de muhalefeti silahlandırıyor; Mısır'da darbecilerin katliamına rağmen silahsız politika öneriyor. "Suriye'de aşırı İslamcılara destek vermenin ağır bedelleri olacak... El Nusra yerine PYD desteklense, Kürtler'le kendi barış sürecimiz için hayırlı olur. Zira Suriye ve PYD kendi Kürt sorunumuzun parçası."

Semih İdiz (Dış politika uzmanı, gazeteci): "...ABD ve diğerleri Türkiye'nin merkezi oyuncu olmasını istemiyorlar... [Onun] gündeminin farklı olduğuna inanıyorlar... Artık Türkiye'nin dış politika[dan çok] dışarıya taşan bir iç politikası var."

İlter Türkmen (Emekli büyükelçi, Dışişleri eski Bakanı): "...Esed pat diye düşsün istiyoruz ama [Suriye'de] muhalefet çok zayıf. Üstelik bu ülkeye el Kaideyi taşıdı. Kimse bundan hoşlanmıyor... Zaten İsrail ve Irak ile aramız bozuk. Aktif bir müdahale çok aleyhimize istismar edilir. [Yeni Mısır hükümetini beğenmeyebilirsiniz ama] normal ilişkilere de devam etmek lazım. Sanki Türkiye'nin ilişki kurduğu bütün ülkeler demokrasiyle yönetiliyor? Dış politikada ideolojik yaklaşımdan vazgeçmek gerekiyor."

Ali Bulaç (yazar): "...Türkiye, Suriye'de sivil kalması gereken bir muhalefeti silahlandıran bölge ülkelerinin yanında durdu. [Şimdi] Batı'nın desteğiyle Suriye müdahalesinde yer alırsa ikinci bir tuzağa düşer. Bu İran, Irak, Suriye ve Lübnan [Hizbullah] ile, yani dört İslam ülkesiyle uzun sürecek bir savaş demektir. Türkiye, dış politika[sını] daha demokratik hale getirmeli. Zira farklı düşünenlere tamamen antenlerini kapatmış durumda... Suriye'de iç savaşın mutlaka [durdurulması, taraf olunmaması, bunun için] küresel güçlerden destek alın[ması lazım]."

Cengiz Çandar (gazeteci, dış politika yazarı): Türkiye, Suriye'yi değil kendini (kozlarını) doğru okuyamadı diyen Çandar'a göre: "Türkiye başta, Müslüman kimliğini terk etmeden demokratik laik kimliğiyle 'yumuşak güç' projeksiyonu yaptı. Ama [sonra] kendini tam da Esed'in istediği mezhep çatışmasına sürükledi. Kalktı Suud ve Katar ile Sünni eksen oluşturdu. Sonra Suriye'de sonuç almaya gücü yetmedi. Bu sefer ABD ve Batı'ya bel bağladı. Rejim değişikliği talebini çok erken [yaptı]. Şimdi rejim değişikliği hedeflenmiyor... Türkiye amacını netleştirmeli. Suriye muhalefeti ile Kürtler arasında mutabakat sağlamalı. El Kaide, Nusra gibi örgütlere lojistik desteği kesmesi gerekiyor ki, Batı ile işbirliği zemini olsun."

Türkiye'nin mezhepsel [izlenimi veren] politikaları... Batılı müttefiklerimizle ilişkilerimizi etkiliyor... Sorun aktif politika [uygulamakta] değil bu aktivitenin içeriği ve tercihlerinde."

Ne diyorsunuz, bu söylenenlerde hakikat payı var mı? Yoksa taraflı adamların önyargıları mı?

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89