• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 7 °C
  • Ankara 6 °C
  • İzmir 11 °C
  • Berlin 3 °C

Direniyor Rojava…

Reyhan Yalçındağ

Tarihi günlere tanıklık ediyor tarihi topraklar. Bir halk, açlık-susuzluk-ilaçsızlık sarmalında inanılmaz direniyor. El Kaide bağlantılı çeteler iş başında, insanlık dışı her türlü yöntemi deneseler de, ekmek gibi, aşk gibi özgürlüğüne ve davasına adanmış bu halk, asla vazgeçmiyor direnmekten.

Lozan’ın dörde böldüğü sınır kapıları, bugün itibariyle kapalı. Sınır kapılarının kapalı olmasından tutalım da oradaki bebelerimizin mamasız kalmalarına kadar yaşanan her duruma kayıtsız kalmak, tarihin asla affetmeyeceği bir durumdur. Kaldı ki, kaidesiz-kuralsız her türlü insanlık dışı yöntemle çetelerin saldırısına maruz kalan bu halk en son El-Ekrad’dan çocuk yaşta bir gencin kafasının kameralar önünde kesildiğini de hatırlarsak) direniyor diye, diğer parçalardaki Kürtler kendi sorumluluklarını görmezden gelemez. O nedenle bugün, her zamankinden daha çok, “her yer Kürdistan her yer Rojava” anlayışıyla sorumluluk duyulmalı. Aşımızı da ekmeğimizi de bölüşmeli, acımızı da yaramızı da hep birlikte sarmalıyız.

Son birkaç yıldır dünyanın egemen güçlerinin binbir bahaneyle engellediği ulusal konferansa ramak kala, dayanışma ve ulusal birlik ruhu her zamankinden daha fazla önem arz etmekte. Salt Kürtler değil; kardeş halkların öncülerinin de sorumluluğu olduğu açık. Örneğin, Gezi olayları esnasında Lice’deki karakol inşaatına karşı çıkanlara yönelik saldırılarda nasıl ki sokaktaki İstanbul, “diren Lice” dediyse, aynı şekilde “diren Rojava” da diyerek emeğini, dayanışmasını, moralini Rojava halklarına sunmalıdır…

Hasta tutsaklar…

Türkiye’deki insan hakları bağlamında hasta mahkumlar meselesi, her daim temel sorunsallardan olmuştur. Bırakın insancıl hukuk kaidelerini, uluslararası insan hakları sözleşmelerini; bizatihi mevcut iç hukuk yasaları da hasta mahkumların cezalarının ertelenmesini/şartlı tahliyeyi zorunlu kılmakta. Ama gelin görün ki, çözüm için müzakere süreci devam ederken dahi bu konuda Hükümet ve de Adli Tıp, inanılmaz derecede ketum davranıyor.

Son aylarda sadece iki hasta mahkumun gelen raporlar sonucu tahliye edilmesine bakılırsa eğer, Hükümet bu konuda da verdiği sözleri de tutmuyor, kendi yasalarını da uygulamıyor. Oysa ki, PKK’nin elindeki kaymakam adayı ile uzman çavuşların serbest bırakılması, BDP vekillerinin İmralı Adası’ndaki ikinci görüşmesinden hemen sonra gerçekleşti. Bunun üzerinden de aylar geçti ama Metris Cezaevi’ndeki “Adli Tıp raporlarını” bekleme işkencesi hala devam ediyor. Cezaevlerinde tek başına yaşama şansı sıfır olan ciddi hasta mahkumlar için bile “cezasının ertelenmesine gerek olmadığına” dair raporlar birbirinin ardı sıra gelmekte.

Politik mahkumlar için böylesine hukuk ve etik dışı yöntemler uygulanırken; tacizci, tecavüzcü, kadın katillerinin ise her yasal düzenlemeden lehe yararlanmaları, denetimli serbestlikten tutalım da ciddi indirimlerden faydalanmaları, inanılmaz derecede adaletsiz ve de kabul edilemez bir durum. Dolayısıyla tam da yeri gelmişken ilgili tüm yetkililere şunu sormak gerek: son aylarda gerçekleşen kadın cinayetleri, tecavüz olaylarının faillerinin, geçmişte aynı suçlardan mahkum edilen sabıkalılar oluşuna dair Hükümetin söyleyeceği bir şey var mıdır acep?

3 Eylül’de Bingöl’e…

Geçtiğimiz haftalarda ortaya çıkan E.A. isimli kız çocuğunun uzman çavuşlarca müteaddit defalar tecavüze uğramasıyla ilgili davanın ilk duruşması 3 Eylül’de Bingöl Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Bu dava da bir kez daha gösterdi ki, kadınların ve ilgili kurumların örgütlü duruşu olmazsa ne sanıklar hakkında davalar açılacak ne de görevlerinden alınabilecekler. Kadınların ve ailenin ısrarlı duruşu, olayın takipçisi olmaları, nihayetinde uzman çavuşların görevden alınmalarını sağladıysa da, geçmiş tecrübelerimizden biliyoruz ki, en ufak bir boşlukta egemen zihniyet, faillerden yana tavır koymakta beis görmüyor.

O nedenle tüm kadınlar 3 Eylül’de Bingöl’de olacağız! Tecavüzcülerden, onların işbirlikçilerinden hesap sormak için!

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89