• BIST 97.726
  • Altın 145,645
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0008
  • İstanbul 20 °C
  • Diyarbakır 25 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 19 °C
  • Berlin 29 °C

Direnerek acılarına değmek…

Reyhan Yalçındağ

Daha önceden de dedim ya, öylesine şeyler yaşatılıyor ki bize bu kadim coğrafyada, yazının başına geçtiğimde ele alacak tonla konu var aslında. Seç seçebilirsen!

Ama lütfen şu iki fotoğrafı yan yana getirin ve sadece birkaç dakika olsun bir düşünün: İlk fotoğrafın çekildiği yer: Van İl Stadı. Tarih: Temmuz 2012. Van İl Başkanı, yüzünde bir gülümsemeyle, Başbakan Erdoğan’a Van depreminde 13 yaşında ölen Yunus Geray’ın “son bakışlarını” gösteren fotoğrafını hediye ediyor! Başbakanın da yüzünde aynı gülümseme. Benim bildiğim, elindeki bir marifetse, başarıysa, insanlık için iyi bir şeyse hediye olarak karşındakine takdim edersin! İnsanın kanını donduran, “Êdî bes e” diye bağırtan, “ölü çocuklar ülkesinden bu kadar mı büyük haz alıyorsunuz” diye çığlık attıran bir fotoğrafın fotoğrafı!

“Ne iyi ettik de kapitalizme yaraşır biçimde insanın güvenliğini hiçe sayan yapılar inşa ettik de Yunus da ölüverdi” diyorlar sanki! Üstelik bunu, on arkadaşıyla birlikte zındana attıkları Belediye Başkanı Bekir Kaya’nın ardından “AKP olarak biz depremde Van’ı yalnız bırakmadık; ne iyi hizmetler ettik Van’a” dedikleri bir platformda yapıyorlar. Yoksul ayakkabı boyacısı Yunus’un beynime mıh gibi yapışıveren ve o dakikadan itibaren de hiç unutamadığım, ölmeden önceki son bakışları bir yanda; bunu marifetmiş gibi gülücükler altında karşılamak bir yanda…takdir sizin! Tabi bu arada, kışın eksi 20, 30 derece sıcağında çadırda yanarak ölen çocuklar olduğunu unutmamak gerek…

Yoook artık! AKP Samsun İl Kongresinde de önceki günlerde sel yüzünden TOKİ’nin bodrum katlarında can veren çocukların resmini hediye etsinler! Ne büyük başarı, ne büyük haz!

Diğer fotoğraf ise 14 Temmuz 2012 günü Amed’in sokaklarında çekilmiş. Koltuk değneğiyle yürüyen bir engelli yurttaşa tazyikli biber gazı sıkmalar, halkın panzerler altında işkence görmesi, darp edilen seçilmişler, yerlerde sürünen insanlık!

14 Temmuz 1982’de Amed Zındanında nasıl ki bedenlerini açlığa yatırarak bu halka dayatılan onursuzluğa asla izin vermeyeceklerini haykırdı bu halkın evlatları, ondan tam 30 yıl sonra da onların ardılları, “onurumuz için her türlü direnişi sergileyeceğiz” dedi ve tüm dünyaya gösterdi bunu. Akabinde Valiliğin yaptığı açıklamaya bakın: “insanlar kendini panzerin suyu altına attılar, gazların içine atladılar. Polis orantılı güç kullanmıştır!” Buna da pes artık! Tabi Kürt halkına kullanılan güç öldürücü olmalı ki “orantılı” olsun. En iyi Kürt, ölü Kürttür ya, bu haseble baktığında, o gün insanlar yaralandı, sokak ortasında işkence gördü ya yetmez! Demek ki illa bir can daha düşmeliymiş toprağa ki güç “orantısız” olsun!

Ama ne demiş M.Foucault: baskının olduğu her yerde direniş olacaktır! Hele bu direnişin sahibi Kürtler ise! Son iki yüzyıldır denenmedik yöntem kalmamış; kıyımlardan, idamlardan, sürgünlerden, faili gizlenen cinayetlerden, tecavüzlerden, kayıplardan, işkencelerden geçirilmiş ama direnmekten asla vazgeçmemiş bir halktan bahsediyoruz. Direne direne ayakta kalmayı, dilini korumayı başarabilmiş bir halktan! İnan bana gerisi bu halka layık olmak; başka da bir şey değil! Çünkü onlar üzerlerine düşeni fazlasıyla yapıyorlar zaten!

Bir hatırlatma: II. Dünya Savaşı sırasında Nazi işgali altındaki Paris’te yaşayan ünlü ressam Picasso, Gestapo tarafından sorgulanmıştı. Söylentiye göre bir Nazi subayı, ressamın evinde Guernica’nın fotoğrafını görünce, “Bu sizin eseriniz mi?” diye sordu ve Picasso’dan “Hayır, sizin eseriniz!” cevabını aldı…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89