• BIST 97.890
  • Altın 145,753
  • Dolar 3,5793
  • Euro 4,0024
  • İstanbul 23 °C
  • Diyarbakır 30 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 23 °C
  • Berlin 25 °C

Dinlemeler, buzdağının görünen yüzü

Kurtuluş Tayiz

Bir ihbar mektubu üzerine başlıyor soruşturma. Başbakan’ın danışmanları, çalışma arkadaşları, bakanlar, milletvekilleri, gazeteciler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, öğretim üyeleri, işadamları, yazarlar, siyasetçiler, medya kuruluşları teknik takibe alınıyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan açıklamaya göre, iki savcının başlattığı soruşturma kapsamında 2280 kişi dinleniyor.

Son yedi yılda başlatılan irili ufaklı bütün “özel” soruşturmalarda aynı yöntem izleniyor. Bir ihbar mektubu üzerine açılan dosyayla binlerce kişi teknik ve fiziki takibe alınıyor, haklarında işlem yapılıyor, akıl dışı suçlamalarla çoğu insan yargılanarak hapse gönderiliyor.

Özel yetkili savcılar tarafından başlatılan soruşturmaların arkasında siyasi bir akıl olduğu bugün daha iyi anlaşılıyor. Soruşturmalar daha büyük bir siyasi projenin parçası olarak işlev görüyor. Askeriye, siyasi partiler, devletin stratejik kurumları, emniyet teşkilatı, medya ve iş dünyası, üniversiteler, spor federasyonu bu siyasi soruşturmalar aracılığıyla yeniden dizayn edildi. Soruşturmalar, devleti ve toplumu kontrol etmenin, yeniden yapılandırmanın aracına dönüştürüldü.

Son yıllarda gündeme damgasını vuran bütün soruşturmaların arkasında aynı siyasi akıl bulunuyor. Devletin yeni sahipliğine oynayan bir çevre, AK Parti iktidarının şemsiyesi altına gizlenerek yıllardır, siyaseti ve toplumu kendilerine göre -mühendislik harikası sayılabilecek bir çalışmayla- yeniden yapılandırıyor. Merkezi Pensilvanya’da olan ve başını Fethullah Gülen’in çektiği bu grubun son hamlesi Erdoğan’ı devirerek devleti tümden ele geçirmek oldu. Ancak 17 Aralık’ta geliştirilen bu darbe girişimi sonuç alamadı.

Siyasi iktidarın kararlı duruşu, Emniyet ve Yargı’yı darbe karargâhı haline getiren paralel devletin korkunç planlarını da gün yüzüne çıkardı. Birkaç savcının, Türkiye’yi esir alacak büyüklükte soruşturmalar başlattığı ortaya çıktı. Şu ana kadarki dinleme skandalının buzdağının görünün yüzü olduğunu düşünüyorum. Biraz daha üzerine gidildiğinde daha büyük skandallarla karşılaşacağımızdan eminim. Devletin tümüyle bu grubun eline geçtiği gerçeğiyle karşılaşırsak hiç şaşırmayalım; zira paralel devlet, hükümeti alt edecek kadar güçlü olduğunu düşünmeseydi darbe girişimine de kalkmazdı.

Başbakanı, Cumhurbaşkanı’nı, MİT Müsteşarı’nı, bakanları, milletvekillerini, siyasi partileri, medyayı, iş dünyasını, gazetecileri, sanat dünyasını, üniversiteleri, sivil toplum kuruluşu temsilcilerini yıllardır dinleyen, fiziki takip yapan, haklarında dosyalar oluşturan, yargılayan, hapse gönderen bir yapının Türkiye için ne kadar korkutucu olduğu ortada. Askeri vesayet rejimi bile bu kadar tehlikeli boyutlarda değildi, sınırları ve etki alanı daha dardı; askerin baskı ve etkisi sivil siyasetle kırıldı, aşıldı; fakat paralel devletin kuşatmasını yarmak için daha fazlası gerekiyor.

Seçim sandığından siyaset kurumu güçlenerek çıkacaktır elbet, ancak seçime kadar siyaseti tatile çıkarmanın, paralel devletle mücadeleye ara vermenin yanlış olduğu da açık. Siyaset kurumu milletin emanetini, milli iradeyi korumak için paralel devletten daha cesur, daha atak, daha kararlı olmalı. Çünkü kaybedilecek olan sadece basit bir iktidar değil, eksikliklerine ve yetersizliğine rağmen şimdiye kadar yapılmış olan reformlar ve çözüm sürecinde kat edilmiş olan mesafedir. Kısacası, kaybedilecek olan Türkiye’dir, bu ülkenin geleceğidir.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89