• BIST 106.926
  • Altın 151,429
  • Dolar 3,6718
  • Euro 4,3287
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 14 °C
  • Ankara 9 °C
  • İzmir 15 °C
  • Berlin 12 °C

Din yalnızca Allah içindir

Ersin Tek

Allah’ın, ruhumuzda sahip olduğu yer yalnızca yokluğunun oluşturduğu boşlukta anlaşılabilir.

Hayatımız ancak Allah ile vardır ve anlamlıdır. Hayatın anlamını bulamadığımız zamanlarda acı çekiyoruz.

Hayata asıl canlılığını veren Allah’tır. İmanın yaşadığımız hayatla doğrudan ilişkisi vardır. Bu anlamda gerçek iman, insanı doğrudan doğruya Rabbine muhatap eden ve O'nun sonsuz rahmetiyle tanıştırandır.

Kur’ân’ın ve Sünnetin irşadına layıkıyla kulak veren bir insan, kendisini Rabbinin ayetleriyle dolu bir âlemde bulacak ve nereye adımını atsa, orada imanına iman katan ve rahmetiyle onun günahlarını silen, kendisine hidayet veren Rabbiyle karşılaşacaktır.

Bu nedenle kalp/akıl Allah’ın bölünmesine itiraz ediyor; Her şey Tek’in içinde erimeli ve kaynaşmalıdır. Tevhid dediğimiz şey bu olmalıdır. Ancak bu işin can sıkıcı ve izahı zor olan yanı, Allah’ın nerede başlayıp nerede bittiğini hiç bilmiyoruz ve hiç bilmeyeceğiz.

Belki de Allah’ın sürekli yeniden başladığını söylersek, daha doğru ifade etmiş oluruz.

‘‘Göklerde ve yerdeki bütün mevcudat O(nun kanunları)na tabidir: (ve) O, her gün kendini bambaşka (şaşkınlık verici) bir yolla ifade eder.’’ (Rahman Sûresi 29)

İnsanoğlu ilahî/tanrısal olana bir şekil vermek için onu belli bir yere yerleştirmeye, bir şeye indirgemeye mecburdur; böylece Allah dağılmıştır, her yerdedir, sonsuzdur. Fakat Allah’ın, mahlûkatına yakınlığı ve mahlûkatın ondan uzaklığı zaman ve mekân ölçüleriyle izah edilemez.

Bu durumda din, bir yüzü ile görünen âleme, diğer yüzüyle de görünmeyen ve duyularla algılanamayan gayb âlemlerine bakmak zorundadır. Ancak her iki durumda(âlemde) da din yalnızca Allah içindir, insan için değildir. Eksende insan değil, Allah vardır. Sahip olan yalnızca Allah’tır.

‘‘De ki: "Bakın, benim namazım, (bütün) ibadetlerim, hayatım ve ölümüm (yalnızca) bütün âlemlerin Rabbi olan Allah içindir,’’ (Azîz Kur’ân / En'âm Sûresi, 162)

Nebevî Metod da benzer şeyler söylüyor; iktidar yerde değil, göktedir. Şu yeryüzünde gelip geçmiş tüm Peygamberlerin misyonu, yerin sınırlarına hapsedilen iktidarı tekrar göğe (asli sahibine) teslim etmekti. Bütün Peygamberler bu misyonu (tevhidi ve adaleti) yerine getirmek için gelmiş, çalışmış, gayret sarf etmiş, mücadele etmiş, acı çekmiş, bedel ödemiş ve bu uğurda can vermiştir.

Yeryüzündeki insan yalnızca bir halifedir. Halife ise bir emanetçidir. Ölümlüdür. Bağımlıdır. Acizdir. Hepsi bu. Sahip olan yalnızca Allah'tır. Bizler Allah’a aitiz, her şeyimizle yalnızca O’na aitiz. Kendimize ait hiçbir şeyimiz yok. Hiçliğimiz bile O’na ait.

‘‘Çünkü göklerde ve yerde olan her şey Allah’a aittir ve Allah her şeyi kuşatmıştır.’’ (Aziz Kur’ân / Nisa Sûresi, 126)

Doğduğumuz anda kaybettiğimiz inayeti anlamadığımız için, Allah sonsuz ilmiyle vahyi(çözümü) ellerimize bırakıyor. Allaha çıkan yollar belirsiz olduğu için, rahmetinin özü sözünde ve gizeminde gizli olduğu için, Allah bize vahiy göndermişse de, onun anlamını çözmek bize düştüğü için, kollarımızı açtığımızda toprağın(ölümün) kucaklayacağı yalnızca hissiz bir kabuk(balçıktan bir beden) olacaktır.

İşte burada, (inanan ya da inanmayan, anlayan ya da anlamayan, çözen ya da çözmeyen) insan olarak, bilmediğimiz, tam olarak vakıf olmadığımız, tanımadığımız (sevimli ya da sevimli olmayan) varlıklarla dolu yeni bir âlemin eşiğinde duruyoruz.

Ve kaçınılmaz olarak Allah’a dönüyoruz. Çünkü, ‘‘Doğrusu biz Allah’a aitiz ve muhakkak O’na döneceğiz!’’ (Aziz Kur’ân / Bakara Sûresi 156)

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89