• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 16 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 21 °C
  • Berlin 11 °C

Din, siyaset ve istismar

Ali Bulaç

Mutezile'nin devletle ilişkisi, Kadızadeliler-Sivasiler kavgasından devletin yararlanması ile Konstantin'in parçalanmakta ve çökmekte olan Roma'yı Hıristiyanlık sayesinde uzun bir süre daha ayakta tutması, bize “din-devlet ilişkisi” ve daha genel anlamda inisiyatifin iktidarların elinde olması ve din müntesiplerinin küçük çıkar hesaplarıyla adaletsiz yöneticilerle uzlaşması halinde bundan daima dinin zararlı çıktığı hakkında yeterli fikir verir.

İster Mutezile ister Konstantin örneğinde olsun, iktidarların ana güdüsü kendi bekaları olduğundan, iktidardakilerin “dindar, seküler/laik veya ateist” olmaları fark etmez. Bunun en çarpıcı örneği Stalin'dir.

Stalin'in 15-19 yaşları arasında esaslı bir din eğitimi aldığı iddia ediliyorsa da, Karl Marx, Engels ve Lenin gibi dinden zerre miktarı hazzetmediği herkesin malumu. Tarihin hiçbir döneminde Fransız ihtilali ve Sovyet devrimi sırasında ve sonrasında öldürülen dindar kadar insan öldürülmemiştir. Stalin doktrin uğrunda “içsel nitelikte olan iyilik ve kötülük biri diğerinin içinden çıkar” felsefesiyle katliam yapanların simge isimlerinden biridir ki, sadece insan kıyımı yapmadı, birçok Ortodoks Kilisesi'ni de yıktırdı. En trajik olanı 1931 yılında Moskova'da Kurtarıcı İsa Katedrali'nin patlatılarak yerle bir edilmesiydi. Ancak aynı Stalin, Almanlar karşısında dindar Rus askerlerinin manevi direncinden yararlanmak amacıyla Kilise ile barışmaktan, Kilise'nin imkânlarını Rus jeopolitiği hizmetinde kullanmaktan geri kalmadı. Stalin-Kilise arası imzalanan sözleşme sonucunda binlerce kilise açılmış, dini hiyerarşı yeniden tesis edilmiştir.

Konunun özü “dinin istismarı” ise dinin hangi ilişki biçiminde ve hangi düzeylerde istismar edildiği sorusu önem kazanır. Yaygın olarak gözlenen zihin karışıklığı söz konusu üç kavram arasında kurulan özdeşlikten  kaynaklanır. Laik kesimlerde ve İslamiyet'i siyasetten uzak tutan dindar çevrelerde hakim söylem, “siyasetin dini istismar ettiği” tezidir. Burada siyaset, hem iktidar ve devletle özdeşleştirilir, hem kendi başına özerk ve özü itibarıyla kötü bir etkinlik kabul edilir. Oysa siyaset, toplumu bilgi, maharet, sanat ve hukukla yönetme, iktidar ilişkisini adaletle düzenleme etkinliğidir ki, dindarın bu çerçevedeki siyaseti dışlaması, dini hükümlerin toplumla ilişkisini koparması anlamına gelir. Dinin siyaseti, meşru yönetim ve adalet ise bu etkinlik bütün peygamberlerin ve Efendimiz'in de mesleğidir. Siyaset ne özünde kötüdür, ne siyasetsiz bir toplum ve din düşünmek mümkündür! Şu halde dini ve din duygularını istismar eden “siyaset” değil, ahlaka ve hukuka riayet etmeyen devletler ve iktidarlardır.

Doğru olanı şu ki, ister modern ister klasik devlet biçimleri olsun, iktidarlar ve pragmatist siyasiler dini istismar etmişler, kendi amaçları uğrunda kullanmak istemişlerdir. Din referanslı iki siyaset biçiminden söz etmek mümkün: Biri, dinin kendi asli hükümleri çerçevesinde yönetimi belirlemesi, bu vazgeçilemez nihai ve asli hedeftir; diğeri sosyo-politik ve maddi şartlar olumsuz ise dinin duruma göre zorba iktidarlara karşı direnç göstermesi, duruma göre sivil, özgürlükçü ve hak savunuculuğu yaparak iktidarları dindar toplum üzerinden baskı altına almasıdır. Dindarın adaletsiz ve zorba iktidarlarla işbirliği yapması hem din hem toplum açısından büyük musibettir. Her iki durum ihlasa, yani dinin sadece Allah için anlaşılıp tatbiki ilkesine aykırıdır.

İhlas, dindarın dinini kendi nefsi, devleti, ulusal/milli gerekleri, cemaati veya etnik kökeninin çıkarı olmaksızın, sadece Allah'ın hoşnutluğunu araması ve hükümlerin maksadı ne ise o maksatlar doğrultusunda yaşaması, savunması, tebliğ etmesi ve hayatta tatbikine çalışmasıdır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89