• BIST 97.713
  • Altın 143,932
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 14 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 15 °C
  • Berlin 11 °C

Devşirmesi kolay, öyle mi?

Yıldırım Türker

Zorla asimilasyonu bile düşünebilen bir devlet aygıtıyla Dersim katliamının çoktan kapanmış bir sayfa olduğunu kim iddia edebilir?

Türkiye’nin en iyi gazetesi ya, Sabah’ta geçen gün sevinçli bir manşet (Özel Haber etiketli) ‘Çocuk devlete, hesap aileye’ diye haykırıyordu. Altbaşlık niyetine de ‘Molotof için ikinci tarihi karar’.

33509

Haberin muhabiri Hüseyin Kaçar, “Diyarbakır Valiliği, molotoflu ve taşlı eylemlere katılan çocuklar için devrim gibi bir karara imza atmaya hazırlanıyor. Vali Mustafa Toprak, ‘5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’na istinaden bu çocukları ailelerinden alıp Sevgi Evleri’ne yerleştireceğiz’ dedi” cümleleriyle başlamış yazısına. Sanki karşımıza geçmiş, “Müjdemi isterim” diye sırıtıyor.

Vali Efendi ana-babaları uyarmış. “Her ne kadar sosyologlarla, psikologlarla, rehber öğretmenlerle bu konuda çalışma yürütsek de Diyarbakır’da taş ve molotof atan, refüjlerde mendil, su satan çocukları görüyoruz. Demek ki sosyal tedbirlere ilaveten, kanuni maddeleri de çalıştırmamız gerekiyor. İkaz, eğitim ve cezalara rağmen aileler çocuklarına sahip çıkmıyorsa sosyal devlet olarak biz bu çocukları mahkeme kararıyla ailelerinden alıp Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu bünyesinde 6-7 kişilik Sevgi Evleri’ne yerleştireceğiz.”

‘Hayata Dönüş Operasyonu’yla katliam yapan devlet, şimdi de ‘Sevgi Evleri’yle asimilasyona hazırlanıyor anlaşılan. Devletin geleneksel hüsnütabir sanatının muhteşem bir örneği daha karşımızda. 

Asimilasyon insanlık suçudur

Gerçekten. Bunu hepimiz biliyoruz. Başbakanımız Almanya’ya ilk adımını bu cümleyle atıyor sözgelimi. O da biliyor.

Ama memleketin batısında insan hakları şampiyonu, güneyinde demokrasi şahini Başbakanımız artık batının da ilgisini çekmeye başladığı üzere kendi memleketinde bambaşka bir personaya sahip. Yani burada naturasına uymuyor.

Ya da derin samimiyeti, harbi mi harbi içtenliğiyle gönüllerini fethetmiş olduğu halkının yarısının umursamayacağını; en azından “A, ama bu konu çok farklıı, yıpratmaya çalışmayın cağnım AK Parti’yi” tepkisi vereceğini biliyor.

Hem Başbakan büyük bir yücegönüllülük göstererek Dersim konusunda (tabii literatürde varsa) özür dilemedi mi?

Bir kuru özürle bir katliamın sayfasını kapatıp bir başka kıyımın sayfasını açabileceğine inanıyor.

Diyarbakır Valisi ve devletin bu devrim gibi uygulamayı başlatacağı diğer Kürt illerinin valileri, ‘şanlı sömürge valileri devri’ne biraz geç kaldıklarını bilmiyor olabilirler. Sonuçta AKP’nin gelecek vaat eden kadrosundan söz ediyoruz.

Ama gerçekten de Başbakan, Cumhuriyet’in ilk dönemi üstüne takdir edilesi bir itirafçılık üstlenirken o dönemi birebir yeniden yaşatma gayretinin farkına varılmadığını mı sanıyor?

Ailelere para cezası, çocuklara Sevgi Evleri’nin yolları.

Gelmiş olduğumuz şu noktada iktidarın bu kadar aymaz, bu kadar kışkırtıcı, bu kadar utanmazca çağdışı-insanlık dışı bir projeyle ortaya çıkması, bizi nasıl bir geleceğin beklediği üstüne bir şey söylemiyor mu? 

Sevgi kurumu

BDP’yi halletme yolundalar. BDP’ye destek verenleri de topluyorlar. Öcalan’ın avukatı da kalmadı. Basın zaten derdest edilmiş durumda. Şimdi sıra kolları sıvayıp Kürtlerin zürriyetini kurutmaya geldi, değil mi?

Taş atan çocukları yetişkin gibi yargılayıp cezalandırmanın yolunu açtılar. Ama yetmiyor işte. Valinin dediği gibi, sosyolojinin, psikolojinin ve bilumum Batı icadı lojinin çözmeye yetmediği bir sorun var ortada. Öyleyse o çocukları ailelerinden koparmanın, onları birer küçük Türk Müslümanı olarak pişirmenin zamanı geldi demektir. Henüz ergen olmamışları da polis ailelerine dağıtabilirsiniz. Onların çocuğu olurlar.

Şahsi meramım niyetine yazmıştım. Taş atan çocukların Kürt militan aileleri tarafından sokağa sürülen düşman gücü olduğuna inanan, onları kâh hukuka başvurarak, kâh milli hassasiyet cilalayarak halledebilmek için çalışan kafalara yegâne sorum, “Siz savaşı ne zannediyordunuz” olacaktır. Üniformalı taşlayan o çocuklar savaşın ürünleridir. Onlar savaş çocuklarıdır.

Milyonlarca insan köylerinden sürülüp şehirlerin varoşlarına, sokaklarına aç biilaç döküldüğünde görmezden gelen vatansever yiğitler, ne bekliyordunuz? O çocuklar, o taşları atacak.

Kılıç artığı büyük dedeleri öldü. Hâlâ Kürt kıyımlarının belgeleri Meclis’teki sır kasasında. İstiklal Mahkemesi kayıtları, Topkapı’daki Kaşıkçı Elması kadar dokunulmaz. Bu hükümetin cesareti o arşivleri açmaya bile yetmiyor.

Açılım diye yola çıkan AKP’nin şu an durduğu yer, PKK’ya karşı Sri Lanka, hayatta kalan Kürt halkına karşı da Aborijin modeline umut bağlamaktır. Hâlâ kolonyal şapkasının üstüne oturan bir vali, “Hiç kimse çocuk yaşta çocuklar suça bulaştı diye cezaevine de girdi diye ah vah etmesin. Timsah gözyaşlarını da akıtmasınlar. Onun için buradan bir çağrıda bulunmak istiyorum. Herkes aklını başına almak durumundadır” diyebiliyor. Özgüveni tam. Cemaatin kuytu koynuna olan inancı bütün.

Taş atan, TMK mağduru çocuklardan birinin babası Birgün gazetesinde Vali Efendi’ye gerekli cevabı vermiş:

“Vali, çocukları ailelerinden ayırıp sevgi kurumlarına yerleştirecekmiş. Bu ülkede sevgi kurumu mu varmış? Bunların sevgi kurumları, Uğur’un vücudundaki 13 kurşundur. Ceylan’ın vücudundaki havan topudur. Kürt çocuklarına zulümdür, ölümdür... Hiçbir anne-baba, çocuğunun eline taş verip sokağa göndermez.

Bizim çocuklarımız savaşın içinde büyüdü, gözlerini açar açmaz panzeri, polisi, özel timi gördüler. Politize oldular. Sormak lazım valiye, kendi çocuğu nerede yaşıyor? O çocuk, lüks evlerde değil, Bağlar’da, Suriçi’nde yaşasaydı nasıl biri olacaktı?”

Dersim katliamında birbirinden koparılıp farklı asker ailelerince büyütülmüş kardeşlerin hikâyelerini yakın zamanda bir belgeselde izlemiştik. Zorla asimilasyonu bile düşünebilen bir devlet aygıtıyla Dersim katliamının çoktan kapanmış bir sayfa olduğunu kim iddia edebilir?

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89