• BIST 97.533
  • Altın 145,745
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 16 °C
  • Diyarbakır 16 °C
  • Ankara 10 °C
  • İzmir 16 °C
  • Berlin 15 °C

Devletten umudunu kesmiş bir Halk...

Ergun Babahan

Arzu Yılmaz’ın Ahmet Hakan’la yaptığı röportajın en iç acıtıcı cümlesi, “Halkın bu devletten umudu yok artık” idi. Kendi ortaya attığı “Ölmek ve öldürmek niye” sorusunu da geçersiz kılan bir tespitti. İçinde yaşadığın devletten umudu kesmek seni umutsuz mücadele biçimlerine iter. 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Kürtlerin, Yavuz Sultan Selim döneminden Cumhuriyet’e kadar özerk sancaklar halinde yaşadığı gerçeğini unutacaklarını sandı. 

Ancak, yapay sınırlar yüzünden dört ülkeye dağılmış biçimde yaşayan Kürtler bu gerçeği hiç unutmadı. 

Irak Kürdistanı’nın Körfez Savaşı sonrası yarı özerklik kazanması bir milattı. Türkiye önce tehdit gördüğü bu yapılanmayla sonra ittifak ilişkisine girecek kadar yakınlaştı ama kendi topraklarında bu gelişmeye paralel bir yapılanma içine giremedi. 

Oysa 12 Eylül darbesinin lideri Kenan Evren bile Türkiye’nin bölgelere dayalı bir yönetime geçebileceğini kabul etmişti. 

Barış görüşmeleri, devletin, çağın koşullarına uyarak Kürtlere anadilde eğitim, yerinden yönetim gibi hakları vereceği umudunu yarattı ama AKP’nin yolsuzluk yaparken yakalanması sonucu yalnızlaşması ve derin devletle ittifaka girmesi bu umudu bitirdi. 

Cumhuriyet’in kurucu kadroları, devletin aklına önce yerinden yönetim kazanıp sonra birer ikişer bağımsızlık kazanan Yunanistan, Bulgaristan, Eflak-Boğdan beyliklerini yazmıştı. Özerklik, bağımsız devlete giden bir adımdı. Suriye’deki gelişmeler bu endişeyi arttırdı ve Kürt meselesinde yine askeri çözüm modeline dönüldü. 

Ancak, bu karar alındığında Kürt meselesi çoktan uluslararası bir mesele halini almıştı. Bugün 93 Harbi’nin günümüz koşullarına uygulanmış versiyonunu izliyoruz. Sahnede yine Ruslar var ve Türkiye’nin canını yakmak istiyorlar. Ama hedef sadece bu değil elbette. Ortadoğu’da var olmak, güçlü enerji kaynaklarının önem ve değerini korumak asıl amaçları. 

Burada da Türkiye ile çakışıyorlar. Tarihten gelen rekabet bugün Suriye ve Kürtler üzerinden dışa vurmuş durumda. 

Erdoğan, enerji anlaşmaları ve kişisel dostluklar üzerinden bölge politikalarını yönetebileceğini sanan bir anlayışa sahip olduğu için, tüm hamlelerinde hüsrana uğradı. Osmanlı’yı büyük felakete sürükleyen İttihatçılar’dan farkı yok bu açıdan. 

Rusya, bugün bölgede Türkiye’nin tüm hamlelerinin karşısında yer alıyor. Koca Türkiye’ye kala kala Suudi Arabistan’ın kuyruğuna takılıp Sünni İttifakı’na katılmak kalıyor. 

Rusya ise Azaz ve Cerablus’un PYD tarafından alınmasını sağlayacak hamleleri gerçekleştiriyor. Güneydoğu’da başlayan şehir savaşları, Suriye’deki özgürlük mücadelesinden bağımsız değil. 

Kürtler, sınırımızın dibini bombalayan Ruslar’ın desteğiyle 100 kilometrelik bu hattı alırsa, sınırın kapatılmasını talep eden Amerika da aşırı mutsuz olmaz. Gelinen nokta, Türkiye’yi Rusya ile karşı karşıya getirecek kadar tehlikeli. Üstelik sınırın bu tarafında devletten umudunu kesmiş bir halk var.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89