• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 14 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 22 °C
  • Berlin 12 °C

Devletin ve toplumun dini

Ali Bulaç

“Din-devlet ilişkisi” modern zamanların en önemli problemlerinden biridir. Batı dünyası kendi tarihinde yaşadığı tecrübeyi yeryüzü ölçeğinde genelleştirerek dini özel, izafi ve marjinal alana çekti ama ortaya çıkan durum, İslam dünyasında kargaşa, Batı'da devletin hukuku temellük etmesi ve kültürü nihilistleştirmesi oldu.

Türkiye'de din, Diyanet (DİB) kanalıyla devletin kontrolü altındadır, ajandasındaki kayda göre din devletin izin verdiği çerçevede yaşanır. Din'i “inanç, ibadet, muamelat ve ukubat” olarak sıralamak mümkünse, devlet akaid ve ibadeti ehl-i sünnet mezhepleriyle sınırlandırmış, muamelat ve ukubatı ise fiilen neshetmiştir. Yasamada dini referans almadığı halde Cuma hutbelerini kendi adına okutmakta, imamlara “Allah devletimizi her türlü tehlikeden korusun” duası yaptırmaktadır. Devlet DİB'i tek referans alınca, dinî hayatın sivil alanı da etkin olmaz.

Kişisel ve grup hayatında dini referans alanların (İslamcı, cemaat veya tarikat) devlete karşı tutumlarını belirlerken, verili olan devletin bir İslam devleti olmadığı bilincinde olmaları önemlidir. Müslümanların alim ve mütefekkirleri, öncelikle modern bağlamında devletin ve iktidarın yapısıyla ilgili kelami ve fıkhi kriterler yaparken, pratikte ne hasmane ne teslimiyetçi tutum takınmak gerekir. İslam tarihinin istikrarlı dönemlerinde tarikatlar genellikle devletin hasmı olmadıkları gibi toplumdaki uzantıları da olmamışlardır. Devletin organik ilişki halinde olduğu tarikatlar yok değildi, (Osmanlı'da Bektaşiliğin, sonra Nakşiliğin devlet tarikatı olması gibi) fakat arzuya şayan olan tarikat ve cemaatlerin görece özerk oldukları sivil alanlara sahip olmalarıdır. Sivil alanda kalması gereken tarikat ve cemaatler, bir yandan inançlarını ve pratiklerini yaşama özerkliğine sahip olurlarken, öte yandan kamu otoritesinin Hukuk'a riayet etmesini sağlayan baskı unsurları olma görevini üstlenirler. Bu devlet içinde iktidar kavgasına girişmekten veya devleti diğerlerinin aleyhine olmak üzere ele geçirmeye çalışmaktan farklı şeydir ve doğru olandır.

Çağımızın en çetrefilli sorunu iktidardır. Modern devlet güç temerküzüne dayanır ve klasik yönetimlerin üstlendiği tabii fonksiyonların çokça üstünde fonksiyonlar ve roller üstlenir. Modern zamanlarda devlet yasama, eğitim ve temel ekonomi politikalarında karar alma tekelini sivil toplumla paylaşmadıkça güç temerküzü daha da katmerleşecek, “hukukun üstünlüğü, uluslar arası sözleşmeler, azınlık hakları vb.” retoriklere rağmen devlet küreselleşerek yeryüzü ölçeğinde canavara dönüşecektir. Şimdiden BM dünya parlamentosu, NATO küresel jandarma olmaya adaydır.

İslam bakış açısından yönetim (devlet) ahlaki yönelimi olan zorunlu aygıttır ki, görevi herkesin inancını, fikirlerini ve hayatını yaşayabileceği özgür ortam oluşturmak; güvenliği sağlamak, savunmayı üstlenmek ve ortak ve bölünemez ihtiyaçlar için vergi alıp harcamaktır.

Olması gereken itikad ve ibadetin sivilleştirilmesi, muamelat ve ukubatın aktüel içtihatlar eşliğinde devletin ana politikaları haline getirilmesidir. Muamelat ve ukubat (din) devletin, itikad ve ibadetler (diyanet) sivil hayatın yani toplumun ilgi alanına girinceye kadar, dini grupların yapması gereken kendi referanslarından hareketle ve herkes için daha özgür, daha ahlaklı ve daha adil bir söylem doğrultusunda devleti dönüştürmeye çalışmalarıdır.

Unutmamalı ki aslolan salih insandır. Salih insanlardan müteşekkil cemaatler ve cemaatlerin ahlaki ve sosyal olarak takviye ettikleri toplum siyaseti, iktidarı ve devleti asli amaçları doğrultusunda dönüştürür. Cemaatler veya İslami siyasi gruplar –kendilerince haklı sebeplerle de olsa-devlete eklemlendiklerinde, devlet onları dönüştürür, bir enstrüman olarak kullanır, dine yabancılaştırır. Bu hep böyle olmuştur. Modern zamanda siyaset sosyolojiyi domine eder, İslam'ın kendi geleceği üzerinde bilinçli davranmaya çağırdığı toplum, siyaseti belirler. Cemaatler ahlaki ve adil siyaseti hedefleyen salih toplumun sütunları olmak durumundadırlar.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89