• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 2 °C
  • Diyarbakır -3 °C
  • Ankara -7 °C
  • İzmir 1 °C
  • Berlin 0 °C

Devletin içi de karışık

Lale Kemal

Aslında perşembenin gelişi çarşambadan belliydi.  Demokratik çizgiden kayıldıkça kaos ortamı da derinleşti.

Binlerce deneyimli polis, onlarca savcı, “darbe,” gibi soyut bir suçlamayla ya cezaevinde, ya soruşturma geçiriyor, ya da önceki günkü olayda olduğu gibi yurt dışına kaçmak zorunda kalıyor. Çok sayıda gazeteci, ülkenin birkaç yıldır içinde bulunduğu anti demokratik ortamı yansıtan haberleri yazarak gerçek duruma ayna tuttuklarından dolayı ya cezaevindeler ya da soruşturma geçiriyorlar. 7 Haziran seçimlerinde, vatandaşın tek başına hükümet kurma görevi vermediği halde AKP, muhaliflere yönelik tüm baskıcı yöntemlerini devlet olanaklarını kullanarak devam ettiriyor. Şimdi de ülkeyi saran şiddet, adeta iç savaşa zemin hazırlayan bir riski barındırmaya başladı. Halen yeni bir hükümet kurulabilmiş değil.

CHP, ülkenin kan gölüne döndüğü bir ortamda AKP ile her şeye rağmen bir hükümet kurmak zorunda kalabilir, işi gerçekten zor ama omuzlarına çok ciddi bir sorumluluk da yüklenmiş durumda.

Ülkenin hemen hemen her noktasının terör örgütlerinin hedefi haline getirildiği bu şiddet sarmalından çıkmak adına AKP ile koalisyon kurması halinde ise CHP, mevcut hukuksuzluklara dur diyemeyecekse, şiddetin durulmasına da katkıda bulunamaz. Zira hukuksuzluk şiddete zemin hazırlıyor.

Görevden almalar, adli takibatlar ile hallaç pamuğuna çevrilmiş devlet aygıtının, sağlıklı, doğru istihbarat üretme fonksiyonlarının iyi çalışmadığını, günde neredeyse 4-5 şiddet olayından birkaçını bile önleyemediğinden anlıyoruz.

Böylesi sorunlu bir arka planla, PKK, DHKP-C ve sınırlı olarak IŞİD'e karşı ülke içinde başlatılan, yakında İncirlik üssü üzerinden ülke dışına taşacak terörle mücadelede Türkiye'nin nasıl bir güvenlik politikasının şekilleneceği, yanıt bekleyen en kritik soru olarak karşımızda duruyor.

Haziran seçimlerinin üzerinden iki ay geçmiş olmasına rağmen halen bir hükümet kurulamamış olması da iktidar boşluğunun derinleşmesine yol açıyor, ülke yönetimine kimin hakim olduğu sorusunu akla getiriyor.

AKP'nin, haziran seçimleri sonrası uğradığı göreceli güç kaybı, birbiriyle rakip olan gündemleri gün yüzüne çıkardı.

Ulusalcı kesimin, büyük olasılıkla askerin desteğiyle barış sürecini sabote ettiği, hükümet içindeki IŞİD karşıtı çevrelerin de ön aldığı bir gelişme yaşanıyor gibi. İncirlik üssünün, IŞİD'e hava saldırıları için açılmış olması, bu çevrelerin ön aldığının bir işareti olabilir.

IŞİD, Kürt ve PKK karşıtı kesimler, Suriyeli Kürtlerin, IŞİD terör örgütüne karşı bu ülkede elde ettikleri başarılarını -Türkiye sınırı boyunca önemli alanda bu örgütün hakimiyetine son verdiler- bastırma arayışına girmiş olabilirler.

Bu çevreler, İncirlik'in açılmasını sağlayarak, IŞİD'e karşı mücadelede, “Kürtler değil de kendileri Batı'nın kurtarıcısı rolüne soyunmak“ istemiş olabilirler.

Ancak, ve aynı zamanda, yine, geçici de olsa yönetimi elinde bulunduran iktidar içindeki kimi çevrelerin, dolaylı ya da dolaysız IŞİD'e desteği sürüyor olabilir. CHP'nin hafta sonu açıkladığı IŞİD raporu, bu desteğin devam ettiğini kanıtlar nitelikte.

IŞİD yanlısı çevreler, Suriye Devlet Başkanı Esed'i devirme planlarının başarısız kaldığını görmekle birlikte ülke içinde bu örgüte karşı önlemlerin en az düzeyde tutulmasını sağlayacak yeterli bir nüfuza sahip olabilirler.  

Nihayetinde, ne yazık ki, bu yüze göze bulaştırılan iç ve dış politika meseleleri, Türkiye'de şiddeti daha da tırmandırıp, bir iç savaş riskine yol açabilir.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89