• BIST 89.764
  • Altın 145,680
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • İstanbul 10 °C
  • Diyarbakır 6 °C
  • Ankara 8 °C
  • İzmir 14 °C
  • Berlin 7 °C

Devlet ve Kürt meselesi

Ali Bayramoğlu

Yeni dönemde Kürt sorunu ülkenin başını ciddi olarak ağrıtmaya devam edecek gibi duruyor.

Cumhurbaşkanı'nın, Başbakan'ın, AK Parti'nin verdiği kararlılık mesajları, güvenlik politikalarının devamına dair işaretler, çözüm sürecinin tarz ve aktörlerine geri dönülmeyeceğine dair açıklamalar birbirini takip ediyor.

Güvenlik vurgulu bu strateji (ki daha çok “siyasetsizlik” kokusu veriyor) iki algı ya da tespit üzerine oturuyor.

İlki, Kürt hareketinin Güneydoğu'daki yeni eylem dalgasının egemenlik arayan bir kalkışma kadar, Ortadoğu'daki Türkiye'ye yönelik bir dizi ittifakla iç içe bir durum olduğu algısıdır. Bu durum, AK Parti ve devlet çevrelerinde, siyasi yollarla, mevcut siyasi cihazlarla cevap verilmesi mümkün ve söz konusu olmayan iki katmanlı tehdit olarak algılanıyor. En azından açıklamalar, vurgular, brifingler bu algıya işaret ediyor.
İkincisi, PKK'nın Suriye sınırı boyunca uyguladığı yayılma-kökleşme politikaları, bunun Türkiye'deki silahlı özerklik adımlarıyla iç içe girmesinin yarattığı tehdit algısıdır. Bu ikinci algı da, aynı birincisi gibi AK Parti açısından siyasetin ötesine aşan bir hale işaret ediyor.

Hemen altını çizelim. “Güç politikasına” işaret eden bu durumun bir benzeri aslında Kürt cephesinde de var.

Dün Kürt siyasi hareketinin çözüm süreci sonrası stratejisine değindik. Bu strateji, özetle, Suriye ve Türkiye'nin Kürt bölgeleri arasındaki entegrasyona, fiili özerklik zorlamalarına, toprak egemenliği arayışına uzanan bir nitelikte. Dolayısıyla güç unsurunu öne itiyor, parlamenter siyaset unsurunu ise geri çekiyor.

Peki, bu noktaya nasıl gelindi? Çözüm sürecinin siyasi ortamından nasıl ve neden çıkıldı?

Önce her zaman söylediğimizi tekrarlayalım. Çözüm sürecinin başlamasında keskin bir rol oynayan siyasi irade faktörü, bu koşulların doğmasında o denli belirleyici olmamıştır. Erdoğan, Davutoğlu, İmralı'nın eğilimlerinin yeni tablonun oluşmasında kendi başına ve önde belirleyici olduğunu söyleyebilmek için dar ve araçsal siyasi bir bakışa hapsolmak gerekir.

Temel, bölgedeki, Suriye'deki depreme dayanıyor...

Hat değişiminin iki büyük nedeni bulunuyor.

Çözüm süreci sorunu ulusal sınırlar içinde, ulus-devletin meşru ve geleneksel araçlarıyla ele alan bir süreçti. Rojava'daki Kürt enerjisinin açığa çıkması bu dengeyi değiştirdi. Örgütün önüne tarihi bir fırsat çıktı. Öylesine ki, zamanla PKK'nın Rojava'daki yayılma-kökleşme politikaları önem açısından çözüm sürecinin bile önüne geçti. Bölgede ABD, Rusya, İran'ın varlığı ile IŞİD faktörü, PKK-PYD'nin uluslararası meşruiyet arayışına zemin oluşturdu. Ve bunların açık bir sonucu oldu: Örgüt için çözüm milli sınırlar ötesi bir duruma, Türkiye için ise bu durum varoluşsal bir tehdit algısına yol açtı. Türkiye'nin Kürt sorunu bir bakıma milli sınırlar ötesine taşındı.

İkinci neden örgütün demokratik özerlik iddiasını ve talebini fiilen uygulamaya koymaya karar vermesi, çatışmaları kentlere taşıması, bölgenin fiili denetimi ve yönetimini “edinilmiş bir koz” haline çevirmeye soyunmasıdır. Kürt Hareketi'nin tüm sloganları, “AK Parti'nin katliam politikaları”, “Saray'ın tetikçileri”, “AKP-IŞİD denkliği” propaganda unsurları, bu durumun tabiileşmenin araçları olarak kullanılmakta, siyaset yollarını tıkamakta, siyasi ve sivil enerjiyi kendisi mahkum etmektedir. Hükümetin uzun süredir kamu düzeni adı altında işaret ettiği ön koşul bu tabloya işaret etmektedir.

Özet şudur: İki taraf içinde mevcut koşullara siyasete işaret etmiyor.

Bununla birlikte bedelleri yüksek bu çatışma uzun süre sürdürülebilir bir durum değildir.

Eninde sonunda siyasete geri dönülecektir.

Soru bu dönüşün hangi koşullarda olacağıdır?

Masada hangi soruların ve koşulların bulanacağıdır?

Derenin sürüklediği bir dal parçası olmak yerine dereye tepeden bakmak ve akışı görmek ve kestirmek önemlidir.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89