• BIST 90.383
  • Altın 144,560
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 5 °C
  • Diyarbakır 2 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 7 °C
  • Berlin 1 °C

Devlet ‘baba’ dediğin…

Reyhan Yalçındağ

Bir 8 Mart’ı daha kadınların katledildiği, işkence gördüğü, emeğinin sömürüldüğü bir ortamda karşıladık. Bu da yetmedi; Kürt çocuklara yapılan insanlık dışı işkence, tecavüz ve tacizlerle sarsıldık. Emeğin, sevginin, barışın, adaletin, ortaklığın yürüyüşçüsü biz kadınlara yine acı, yine elem, yine gözyaşı düştü.

Pozantı ya da başka bir zından… Gözlerinin önünde babası kaçırılıp kaybedilen, annesi işkence gören, ablasının cenazesi yerlerde sürüklenen Kürt çocuklarının minicik elleriyle, sloganlarıyla kalkıştıkları büyük „isyan“a karşılık paylarına düşen zından duvarları. Bir gece yarısı karartılan çocukluk düşleri, yerlerde debelenen insanlık kareleri…Bu izlediklerimiz bir film karesi değil; kabus değil; düpedüz günlerce ve gecelerce yaşanan, çocuk bedenleri şahsında insanlığa edilen tecavüz...

15/08/2009 tarihinde Yasin Akyüz’ün öldürülmesi olayı… Aynı Pozantı Cezaevinde, Yasin Akyüz, kaldığı koğuştakiler tarafından akşamdan sabah saatlerine kadar önce dövülmüş, daha sonra boğularak öldürülmüştü. Aile, Midyat’a bağlı köylerinin 1990’larda boşaltılmasından sonra Mersin’e göç eden yoksul bir Kürt ailesi. 15 yaşındaki oğullarının cesedi, işkence edilmiş bir halde kendilerine verilmişti. „Koğuş mümessili“ denilen ama aslında idarenin bekçiliğini yapan koğuş ağasının emriyle öldürüldü bu çocuk. Sadece bu olay bile Pozantı Cezaevinin hemen kapatılması ve içeride adli mahkumlarca işkence gören, tecavüze uğrayan çocukların bu koşullarda rehabilite edilmeleri mümkün olmadığı için, cezaevine kapatılmak yerine başka bir tedbir uygulanmasının zorunluluğunu göstermeye yeter bile.

Ama ne oldu: toplumsal gösteriler nedeniyle tutuklanan çocuklar, Pozantı Cezaevinde tutulmaya, işkence görmeye devam etti. Şimdi Adalet bakanlığı sanki bu iddialar yeniymiş ve ilk defa duyuluyormuş gibi açıklamalar yapmakta; çareyi de çocukları tek kişilik odaların bulunduğu Sincan Cezaevine nakletmekte bulmakta. Oysa ki İnsan Hakları Derneği Adana ve Mersin Şubeleri, son yıllarda bu konuyla ilgili birkaç rapor hazırlamış ve tüm bu insanlık dışı uygulamaları adeta teşvik eden cezaevi yönetimiyle ilgili bildirimde bulunmuştu. 2008 yılında İHD Adana Şubesinin konuyla ilgili raporundan alınan şu bölüm bile göz göre göre bu çocukların işkence ve tecavüze terk edildiğini ispatlıyor: „Çocuk mahpuslara zorla İstiklal Marşı söyletiliyor, ‘rahat-hazır ol’ yaptırılıp kıpırdayanlar dövülüyor. Altı kişilik yatakta 13 kişi yatıyor. Dişi ağrıyan ve revire çıkan çocuğa revir doktoru yumruk vurarak ‘tedavi’ uygulamış. Askerler koğuşlarda yaptığı aramalarda eşyaları dağıtıp yerlere atıyor. Tutuklular arasında Kürt-Türk ayrımı yapılıyor.“

Şimdi sormak lazım devlet „baba“ya: Tüm bu bilgilere, İHD’ye yapılan yazılı başvurulara rağmen neden Pozantı cehennemiyle ilgili sessiz kaldınız? Bunu birkaç cezaevi görevlisinin ihmaliyle açıklanamayacağını bilmiyor muyuz? Bizzat devletin, bakanlığın, savcılıkların, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün bilgisine sunulan bu iddialar karşısında neden üç maymun oynandı?

Çünkü bir toplumu sindirmenin en kolay yoludur, kadınlar ve çocuklar üzerinden saldırmak. Toplumun maneviyatıyla oynamak. Çocukluk düşlerini karaya-kana çalmak, baskıcı ve inkarcı rejimlerin en büyük becerilerindendir!

Bulduğunuz „çözüm“, çözüm olmakta öteye, çocukları ailelerinden kilometrelerce uzaktaki Sincan’a sevk ederek acılarını katmerleştirmektir. Zaten yoksul ve zorunlu göç mağduru Kürt aileler Pozantı’ya gitmekte dahi sorun yaşarken, amacınız çocukları izole ederek henüz açığa çıkartılmamış diğer pisliklerin kapatılmasıdır. Çözüm, bu çocukların derhal serbest bırakılmasından geçer. Bu çocuklar tutuklu kaldığı sürece asla ve asla psikolojik olarak rehabilite edilemezler. Onlara acilen lazım olan sevgidir, yakınlarından görecekleri sevgi…

Pozantı çocukları bir yaradır.

Asla kapanmayacak bir yara.

Geceyarıları minicik bedenlerine inen darbelerle örselediğiniz aslında sadece onların yürekleri değil; insanlık ailesidir.

Biz çocuklarımızın yüzüne utanmadan bakabiliyoruz, peki tüm bu süreci adım adım ören sizler, çocuklarınızın yüzüne bakabilecek misiniz utanmadan?

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89