• BIST 82.130
  • Altın 147,965
  • Dolar 3,7924
  • Euro 4,0583
  • İstanbul 9 °C
  • Diyarbakır 10 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 9 °C
  • Berlin 0 °C

Devlet aklı, Rojava ve lobi

Hamid Omeri

Rojava ve Semalka güzergahında yaşananları hepimiz dikkatle takip ediyoruz. Rojava'daki Kürtler şiddet ve katliamla karşı karşıya. Yaşadıkları topraklardan göç etmek zorunda  kalıyorlar. Kürtlerin böylesi göçleri çokça tecrübe ettiklerini yakın tarihten biliyoruz. Basın yayın organlarında izlediğimiz görüntüler duygularımızı derinden etkiliyor. Bu duygu seli ile birlikte yapılan bazı değerlendirmelerin her ne kadar anlaşılmaya müsait bir duygu atmosferinde söylendiği kabul edilebilir olsa dahi maksadını aşan tepkiler şeklinde dile geldiğini  tespit etmek gerekiyor.  

Bu olaylar yaşanırken bütün gözler Başur'a yöneliyor. Federal Kürdistan Yönetimi'nin birçok anlamda Kürtler için bir oksijen tüpü görevi gördüğü yadsınamaz bir gerçektir. Federal Kürdistan, bölgede gün geçtikçe daha güçlü hissettirdiği etkisi ile stratejik konumunu belirginleştiriyor. Elbette bu konuma gelmek ve bu konumu zinde kılıp  sürüdürülebilir kılmak için de temkinli politikalar geliştirmek gerekiyor.  

Kabul etmek gerekir ki Kürdistan Yönetimi, bir 'aşiret' yönetimi değildir. Sadece duygularıyla hareket etmesini beklemek 'devlet' olma yönündeki stratejik vizyona yapılacak büyük bir darbe olur. Bu yönlü yaklaşımlar Mele Mustafa Barazani'nin liderliğinde uzun yıllar sürmüş Peşmerge mücadelesi ve savaşımının kazanımlarına öngörülemez zararlar verecektir. Dünyanın dört bir yanında yaşayan Kürtlerin bu örüntülere dikkat etmesi gerekir.  

Devletler, organlarıyla meselelere serin kanlı yaklaşımlar gösterirler. Şimdi Semalka Sınır Kapısı'nın açılması, açılmaması, zamanında açılması veya açılmaması üzerine birçok değerlendirme yapılıyor. Ancak yapılan değerlendirmelerin devletlerin gelişen olaylara gösterdikleri yaklaşım pratikleri dikkate alınarak değerlendirilmesi, meseleleri ya da açıklama ve uygulamaları daha iyi anlamamızı sağlayacaktır. 

Güney Kürdistan bu gün birçok Kürd'ün sığınmak istediği ya da bir sorunla karşılaştığında imdat  diye sesleneceği bir güç dengesi konumuna gelmiştir. Bu konumun kolaylıkla kazanılmadığı ve bu güç dengesinin korunması noktasında da Federal Kürdistan Yönetimi tarafından temkinli ve uzun vadede avantajlar sağlayacak politikaların geliştirilmesini elzem kılıyor. Kısa vadede avantaj gibi görünen birçok şey yapılabilir belki.  

Örneğin neden Peşmerge'nin Rojava'ya geçmediği tartışıldı ve Kürdistan Yönetimi bu konuda suçlandı. Birçok açıdan bu beklentinin yanlış olduğunu ifade etmek gerekir.  

Birincisi; her ne kadar şimdi yönetim zaafı yaşasa da sonuçta bir Suriye devleti vardır. Türkiye dış politikasının farklı okumalarından dolayı bir hafta sonra gideceği sanılan Esed ve Yönetimi hala yönetimi elinde tutuyor. Birçok ülkenin bu hususta daha dikkatli davrandığını da gördük. Türkiye'ye entegrasyonunun konuşulduğu günlerin üzerinden çok fazla zaman geçmeden bu gün Türkiye Hükümeti'nin Suriye ile yaşadığı sorun bu çerçevede üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir durumdur. Nereden nereye? 

Dolaysıyla bir ülkenin sınırları aşarak bir başka ülkenin topraklarına asker göndermesi sıradan bir durum değildir. Böylesi bir karar sadece ilgili ülkenin salt kendi dengelerini dikkate alarak vereceği bir karar değildir; olmamalıdır. Bu çerçevede Peşmerge güçlerinin Rojava'ya geçmemesi Rojava'nın selameti açısından doğru olmuştur. Bu konuda binlerce askeri personelin ya da askeri gücün bölgeye geçmesi yerine uluslararası arenada kazanılacak en küçük bir kazanım kesinlikle hem Rojava için hem de Kürdistan için çok daha faydalı olacaktır.  

Federal Kürdistan, komşuları olan bir yönetimdir. Nasıl kendisinin politikaları varsa komşusu olduğu ülkelerin de politikaları vardır. Bu çerçevede komşularını ve komşularının politikalarını da dikkate almak ve ilişkilerinin zedelenmemesi için azami dikkat göstermek durumundadır. Türkiye'nin, İran'ın ve bölgedeki gelişmeleri yakından takip eden ülkelerin düşünceleri de hesaba katılmak durumundadır. 

Federal Kürdistan Başkanı Mesut Barzani, Rojava olaylarının başladığı günden bu güne kadar izlediği politika ile çok deneyimli bir siyaset ve devlet adamı olduğunu ortaya koydu.  Bu anlamda Kürtler için hakikaten çok büyük bir tecrübe olduğunu bir kez daha sergiledi. Açıklamalarındaki serinkanlı duruş böylesi devlet adamlarının halkları ve yöneticisi oldukları devletler için ne kadar kıymetli olduklarının anlaşılması açısından son derece önemlidir. 

İkincisi; 

Diğer açıdan Rojava öyle ya da böyle dengelerin savaştığı bir yerdir. Bölgedeki gücün 'kazanımlarını', 'birileriyle' paylaşmak istememe durumunu da tespit etmek gerekiyor. Burada ben varım ve bütün kararları ben veririm durumu. Ben istemeden kimse giremez ya da gelen birileri olsa da sadece ve sadece benim şemsiyem altında durmaları yaklaşımını da görmezlikten gelmemek gerekiyor. Bu anlamda Rojava'da PKK ile Federal Kürdistan Yönetimi arasında bir denge ve güç savaşımının da yaşandığı hissediliyor. Peşmerge'nin Rojava'da olup olmaması ya da Kürdistan Yönetimi'nin ne kadar ve ne nispette orada olduğuna bir de bu açıdan yaklaşmak gerekiyor. 

Son söz olarak; Başkan Mesut Barzani'nin Hewler konuşması son derece önemliydi. Bir çok dengeyi  hesaba katan bir konuşma yapmıştı. Kürtlerin; yönetim ve örgütlerin birbirlerine faydası dokunacağına işaret eden bir konuşmaydı. Evet Kürtlerin şunu net bir şekilde anlaması gerekiyor: Kürtler birlikte hareket etmeli ve artık birilerinin kirli siyasi emellerine kanmamalı. Bu bağlamda 15-16-17 Eylül'de Hewler'de gerçekleştirilmesi kararlaştırılan Kürt Ulusal Kongresi hayatidir. Bunun öncesinde bu Kongre için kurulan komite tarafından Rojava'ya bir heyet gönderilmesi hem bölgedeki durumun daha iyi anlaşılmasını sağlayacak hem de Rojava'nın ihtiyaç ve beklentilerinin tespiti açısından son derece önemli olacaktır. Öyle ya da böyle resmi bir heyetin hazırlayacağı bir rapor, Rojava'da yaşanılanların uluslararası arenaya taşınması açısından da değerlendirilmesi mümkün bir rapor olacaktır. 

Ek olarak; Elbette Rojava'da mücadele veren Rojava halkı ve YPG güçleri bir inanılmazı gerçekleştiriyorlar. Her taraftan üzerlerine gelen ve modern silahlarla donatılmış örgüt militanlarını ve çeteleri püskürtüyorlar. Kendilerini ve değerlerini, orada hiçbir işi olmayan örgütlere karşı koruyorlar. 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89