• BIST 84.023
  • Altın 146,903
  • Dolar 3,7616
  • Euro 4,0431
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 9 °C
  • Ankara -1 °C
  • İzmir 9 °C
  • Berlin 0 °C

Dersim'den Tunçeli'ne

Oral Çalışlar

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Dersim katliamının mağduru bir aileden geliyor. Bu sorunu aydınlatmak en çok ona düşüyor...

Tanıkları olan, belgeleri olan bir katliamdan söz ediyoruz. Dersimliler, 1936’dan 1938’e kadar harekât adı altında süren, bir türlü bitmeyen ve 1948’lere kadar devam eden bir devlet katliamının mağdurudurlar. Binlerce, on binlerce Alevi Kürt Dersimlinin vahşice katledildiği bizzat bu operasyonlara katılan İhsan Sabri Çağlayangil ve Muhsin Batur gibi dönemin görevlisi isimler tarafından acıyla, utançla itiraf edilmiştir. Bu katliamı bugün bile savunan vardır. Gerekçe şudur: Devlet bütün ülkede otoritesini kabul ettirmek ve isyancı, başıbozuk Dersim Kürtlerini yola sokmak ve uygarlaştırmak amacıyla bu harekâtı düzenlemiştir ve haklıdır. Sömürgeci anlayışın tipik bir ifadesi olan bu mantığın hâlâ savunulur olabilmesi tarihe bakışımızı da belirliyor.

Devlet sorunları nasıl çözer? Halk, yola getirilmesi gereken bir sürü müdür? Tabii daha da derinde olan sorun şudur: Türkiye Cumhuriyeti yeniden kurulurken Kürtler, Aleviler, Yahudiler, Hıristiyanlar ne olacaktı? Cumhuriyet kurucuları, gizli raporlara net bir şekilde yansıdığı gibi herkesi Türkleştirmek, devletin belirlediği bir Sünni-Müslümanlık temelinde şekillendirmek niyetindeydiler. İşte bu nedenle Kürt-Alevi Dersimliler bir çıbandı. Kesilip atılmalıydı.

Türkiye, kurulurken de bugün de kendi farklılıklarını bir zenginlik olarak algılamış olsaydı, daha makul bir cumhuriyet, daha makul bir düzen kurulabilirdi. Bu anlayış bozukluğunun yarattığı gerginlikleri ve açmazları yaşamaya devam ediyoruz. 

Alpdoğan’ın dedeleri Dersim’e gelmiş

“Bizim büyük dedelerimiz henüz Orta Asya’da yaşadıkları zamanlarda tunç yapmasını öğrenmişlerdi. Bugünkü medeniyetin bayraktarlığını yapan Avrupa kıtası daha taş devrini yaşamakta iken Orta Asya’da Türkler tunç devrine çoktan girmişler ve tunç medeniyetini de çok ileri götürmüşlerdi.”

Dersim katliamının uygulayıcılarından, katliamın komutanı olarak adı Elazığ’daki kışlaya da bir saygı ifadesi olarak verilen Abdullah Alpdoğan’a ait olan bu sözler, Dersim adının Tunçeli’ne çevrilmesinin gerekçesini anlatmak için uydurulmuş bir tarih tezinin temelidir. Milliyetçiliğin ve herkesin Türk olduğunun yarattığı bir paranoya dönemiyle birlikte yürümüştür bu katliamcılık.

Alpdoğan’ın bugün bize anlamsız gelen ve Elazığ Halkevi’nin yayın organında yer alan bu yazısı şu şekilde sürüyor: “Lakin artık bütün dünyaca öğrenilmiş olan o büyük kuraklık Asya kıtasının ortasındaki büyük denizleri bile kurutunca medeni hayat çölde kalmamış ve büyük göç başlamıştır. İşte büyük göç ve akın günlerinde Asya dağlarını yol tutan Türkler, bu yolları takip ederek bugün Dersim Dağları dediğimiz Asya dağlarının devamı olan Toros Dağları’na ulaşıyorlar...Maden işletmesini çok iyi bilen adamlar, Dersim’de bakır ve kalay madenlerinin yan yana ve pek zengin halde bulunduğunu görüyorlar, burada da yerleşiyorlar...bakırla kalayı işleyip tunç yapmaya başlıyorlar...İşte...Dersim adı ile anılan bu güzel yerlere en uygun ve tarihin özünden süzülüp çıkarılan bu ad, yani TUNÇELİ adı verilmiştir. (Altan Dergisi sayı 15/1936) 

Meclis’te İnönü-1937

Dersim harekâtının birinci aşamasının tamamlanmasının ardından dönemin Başbakanı İsmet İnönü 18 Eylül 1937 tarihinde Meclis’teki konuşmasında şunları söylüyor: “Cumhuriyet ordusu ve zabıtası, bu hadise esnasında yaptığı takiplerde, hurafa olarak zihinlerde yerleşen ne kadar uçurum halinde dere ve ne kadar çıkılmaz dağ varsa, hepsini Ankara sokakları gibi baştan başa geçmişlerdir...Cumhuriyetin ıslahat ve imar proğramına muhalefet eden bütün engeller ortadan kaldırılmış ve program bir an fasıla vermeksizin ilerletilmekte bulunmuştur.”

Tabii bu konuda tartışılan noktalardan birisi de Atatürk’ün bu olaylar sırasındaki tutumudur. Dersim kırımını savunan Onur Öymen gazetelere verdiği demeçte bir noktaya dikkat çekiyor: “Dersim’den Atatürk’ün bilgisi olmaması mümkün değil...” Doğrusu bu.

Yıllar önce bir Trabzon gezimiz sırasında şehrin tepesindeki Atatürk köşküne gitmiştik. Duvardaki büyük tablolardan birisi Dersim harekâtına ilişkindi. Dersim harekâtını Atatürk’ün bizzat yönettiğine ilişkin krokiler bu evde sergileniyordu.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Dersim katliamının mağduru bir aileden geliyor. Bu sorunu aydınlatmak en çok ona düşüyor...

Üstelik çok şeyi de hepimizden iyi biliyor...

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89