• BIST 108.410
  • Altın 143,491
  • Dolar 3,5304
  • Euro 4,1292
  • İstanbul 31 °C
  • Diyarbakır 41 °C
  • Ankara 35 °C
  • İzmir 30 °C
  • Berlin 21 °C

Dersim'de Aygün Paris'te Yves Montand

Oral Çalışlar

PKK'nın yeni ana hedefi, 'Yeni şekillenen bölge coğrafyasında beni de hesaba katacaksınız' mesajının belirginleştirilmesi. 

Yıl 1956. Sovyet tankları Macaristan’ın başkenti Budapeşte’ye girerler. Macarların direnişi vahşice bastırılır. Avrupalı solcular bunalımdadır.

Sovyetler Birliği Komünist Partisi’nin (SBKP) işgalden birkaç ay önce yapılan 20. kongresinde, Stalin’in yerine geçen Kruşçef’in eski lidere ağır eleştirileri, dünyada ve solcular arasında şaşkınlık yaratmıştı. Kruşçef döneminde, bir yumuşama beklentisinin belirdiği günlerde, Macar işgali gündeme gelmişti.

Paris’teyim. TRT Türk için ‘Kentler ve Gölgeler’ programında Fransız şarkıcı ve sinema oyuncusu Yves Montand’ı işleyen bir bölüm hazırladık.

Montand, işgal günlerinde, daha önceden kararlaştırılan Moskova yolculuğuna çıkacaktır. İşgale karşıdır. ‘Sosyalizmin çıkarları için’ etiketi altında öne sürülen tezler onu öfkelendirmektedir.

Gitmek istemez. Ancak komünist Fransız aydınlardan, özellikle Aragon’dan yeterli desteği bulamaz. Bu arada Batı dünyasından tehditler almaya başlar. Dikbaşlı Montand, uğradığı baskılara tepki içinde gitmeye karar verir.

Gitmeden, SBKP yönetimine, işgali onaylamadığını belirten bir mektup yazar. Fransız basınının tamamının yayımladığı mektubu, Fransız Komünist Partisi’nin yayın organı ‘L’humanite’ yayımlamaz.

Montand, eşi sinema oyuncusu Simone Signoret ile Moskova’ya gittiğinde, toplumun ve gençlerin önemli bir kısmının işgalden hiç haberdar olmadığını öğrenerek bir kez daha şaşırlar.

Montand ve SBKP Genel Sekreteri Kruşçef bir konser öncesi karşılaşırlar. Signoret, ‘Özlemin Eski Tadı Yok’ kitabında, karşılaşmayı şöyle aktarır: Montand- “Bay Kruşçef, Kızılordu’yu Budapeşte’ye sürmekle acaba iyi mi ettiniz?” Kruşçef- “Evet, sosyalizmi karşıdevrimden kurtarıyoruz.” M- “Ama bir zamanlar Tito’yu da karşı devrimci saymıştınız.” K- “Geçmişin yanılgıları.” M- “Peki, bugün yanılgı olasılığından söz edemez miyiz?” K- “Macarlar bizi yardıma çağırdıkları için ordumuz Budapeşte’de bulunuyor.” M- “Halk mı sizi yardıma çağırdı?” K- “Evet, Macar faşistlerine ve emperyalizmin ajanlarına karşı korunmak isteyen halk çağırdı...” M- “Peki, ya sizin vaat ettiğiniz yeni sosyalizmde daha fazla özgürlük istediyse o halk. Ve siz bunu anlamadıysanız Bay Kruşçef?” K- “Anlamayan sizsiniz”, gülümsedi. M- “O halde anlamayanların sayısı çok fazla.”

O dönemde Sovyetler’e karşı çıkmak sol aydınlar arasında kolay değildi... Montand, (Sartre’ın da yer aldığı) bir grup aydınla Cezayir bağımsızlık savaşına destek verenler arasında da yer alıyordu. Fransız militarizminin ve milliyetçiliğinin zirvede olduğu günlerde, “Cezayir’den çekilin” diyebilmek kolay değildi.

Paris’te dolaşıyorum... 19. bölgede, bir yürüyüş alanına ‘Signore-Montand Yürüyüş Alanı’ adı verilmiş... Saint Germain semtindeyiz... Oradaki bir alan da ‘Sartre-Beauvoir Meydanı’ adını taşıyor. Bu gibi aydınların isimleri, tam anlamıyla Paris’le bütünleşmiş.

Paris’te bunları görmek hem mutlu edici hem de insanı Türkiye adına hayıflandırıyor.

Son dönemde bazı ilerlemeler olsa da “Ülkenin resmi siyasetlerine direnen, meydan okuyan aydınların hangisinin adı böylesine kabul görüyor?” diye sorduğumuzda pek olumlu bir yanıt bulamıyoruz. 

Hüseyin Aygün

Paris’te bunları düşünürken Hüseyin Aygün’ün Dersim’de kaçırıldığını öğrendim. PKK eylemleri, bu olayla birlikte, başka bir boyuta ulaşıyor. Yıllarca Tunceli Barosu Başkanlığı’nı da yapan Aygün, bölgesinde gerçekten sevilen bir isim. Demokratik kişiliğinin ötesinde, herkesin derdine koşan bir insan olarak tanınır.

PKK, uzunca bir dönemdir bu kadar yaygın ve yoğun eylemlere girişmiyordu.

Son günlerde, İran ve Türkiye, Suriye konusunda tam ters yönlerde duran bir görüntü veriyorlar. Rusya, bölgenin önemli bir aktörü olarak ağırlığını koymaya devam ediyor. PKK’nın, böyle bir ortamda, akla gelebilecek neredeyse her yolu kullanarak ‘bölgesel bir aktör’ olduğunu ortaya koymaya çalışması beklenebilir. Ana hedef, “Yeni şekillenen bölge coğrafyasında beni de hesaba katacaksınız” mesajının belirginleştirilmesi.

Bakalım hesap tutacak mı?

Umarım, Hüseyin Aygün’ü bir an önce serbest bırakırlar.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89