• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • İstanbul 6 °C
  • Diyarbakır -1 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 7 °C
  • Berlin -1 °C

Dersim’de 78 yıl sonra, bir toplu cenaze töreni

Ergun Babahan

Dersim-Hozat'a kısa mesafedeki, orijinal adıyla Bargini Mezrası'ndayız. Kıvrım kıvrım yolları aştıktan sonra arabaları bırakıp bin metre kadar çamurlu bir arazide yürüyüp hedefimize varıyoruz. Gök kurşuni gri. Güneş arada bir yüzünü gösterip kayboluyor. Dersim'den gelen 100 kişi kadar olan kalabalığa birer ikişer yörenin sakinleri katılıyor.

14 Ağustos 1938 günü öldürülen Baran ve Canan ailesi fertlerinin akrabaları onlar. Yaz sıcağında gelmiş askerler bugün adı Karabakır'a çevrilmiş olan bu yöreye. Bölge halkı isyana katılmadığı, olaylarla ilişkisi olmadığı için kendisini güvende hissediyormuş. Bargini, Zaza dilinde ‘Yükü Ağır Olan' anlamına geliyormuş. Bu bölgenin Seyitleri, aşiretler arasında hakemlik rolü oynadığı için kendilerine bu isim verilmiş diyorlar.

Köye gelen askerler, Alevi toplumunun liderlerinden sakallarını kesmelerini istemiş. ‘Biz, bu toplumun dini önderiyiz, kesemeyiz' cevabı alınca gerilim başlamış.

Köyler süngülü askerler tarafından boşaltılmış. İki aileden toplam 24 kişi bizim dün buluştuğumuz alana getirilmiş. Samanlık gibi de kullanılan dört-beş bina varmış burada. Yolda yürürken zorlanan büyükanne geride bıraktırılmış. Sonra askerler geri dönüp ağzını bir bezle kapatıp kafasını dipçikleyerek öldürmüş. Yaşlı kadının vahşi hayvanlar tarafından parçalanan cesedini ormana saklanan akrabaları bulmuş.

Kalanları süngü zoruyla bir binaya sokup ateşe vermişler. Bir yaşındaki küçük Ferhat'ı sakınmışlar ama çocuk çok ağlayınca, yakındaki çeşmeye oturtup nişan tahtası olarak kullanarak öldürmüşler.

Yıllardır kemikler bu alanda gömülü kalmış. Erdoğan'ın CHP liderini vurmak için Dersim Katliamı'nı gündeme getirdiği, CHP'yi yerden yere vurduğu dönemde, alan kazılmış. Bulunan kemikler, DNA testi için İstanbul'a Adli Tıp'a gönderilmiş. Yapılan incelemede bulunan 13 kafatasının Canan ve Baran ailelerine ait olduğu kesinleşmiş.

4 Mayıs 1937, CHP tek parti yönetiminin Tunç Eli yasasını çıkarıp bölgede büyük bir katliama başladığı günün yıl dönümü. Tek suçları, Alevi olmak olan bu insanlar toplu halde kıyıma uğramış. 1915'te Ermenilerin atıldığı Kayışyan, bugünkü adıyla Kayışdağı'ndan 1937-38'de Aleviler atılıp öldürülmüş.

Bölgenin kanla yoğrulan tarihi bugün su yüzüne çıkıyor ama devlet hala suçuyla yüzleşmiyor. Devletin kurbanı olan bu insanların toplu cenaze töreninde ne Dersim'i gündeme getiren Erdoğan'dan bir mesaj, ne de AKP'den bir temsilci vardı. Dersim Katliamı siyasi çıkar için sömürülmüş ve unutulmuştu onlar için.

Kemikleri içeren tabut mezarın yanında briketten oluşturulan katafalka konulduğunda hafif bir yağmur atıştırmaya başladı. Yakınlarını kaybedenlerin, siyasilerin konuşmalarının ardından bir dengbej'in okumaya başladığı şiire, Ali Baran'ın yanık ve güzel sesiyle söylediği ağıt eşlik etti. 78 yıl önce yaşları iki ile 50 arasında değişen akrabalarını kaybeden genç-yaşlı kadınlar, erkekler gözyaşı döküyordu. Onlar yine şanslıydı, çünkü onların artık hiç olmazsa bir mezarı vardı.

Dersim'in çılgınca akan Munzur Nehri, onu sarmalayan Munzur Dağı, yamaçları, ovaları daha bulunmayı bekleyen on binlerce insanın kemiklerini bağrında saklıyor. Bir ulus devletin kuruluşunun kanlı tarihinin canlı tanığı bu bölge. Diline, kültürüne ve inancına sahip çıkmanın bedelini en ağır şekilde ödemiş bir halk yaşıyor bu topraklarda. Dersim'e döndüğümüzde, meydanda kurulmuş anma sergisinin kapısında ‘'1937-38 Dersim'', biraz ilerisinde ise ‘'2016 Cizre'' yazılı bir tabela olması, bedelin ödenmeye devam ettiğinin göstergesiydi.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89