• BIST 83.154
  • Altın 146,708
  • Dolar 3,7984
  • Euro 4,0449
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 7 °C
  • Ankara -1 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin -4 °C

Dersim tamam, ya Sivas ve Maraş

Bejan Matur

Türkiye'de her şey Türk usulüne göre halloluyor.

Tarihte yaşanmış büyük bir katliamın özrünü dilemek de öyle. Başbakan Erdoğan eline geçirdiği büyük fırsatı kaçırmayarak, CHP liderini iflah olmayacak biçimde yenilgiye uğrattı. Bu tartışma belli ki CHP liderinin 'cenaze töreni'yle sonlanacak. Bilen bilir, 'Kılıçdaroğlu projesi' zaten ölü doğmuştu. Başbakan'a bunu resmen ilan etmek düştü. Allah'ın adaleti diyelim. Kimin eliyle geleceği belli olmuyor. Tarihsel doğruların 'âhı' yahut. CHP şark kurnazlığı yapıp düştüğü zayıflıktan, bir Kürt Alevi'nin kimlik desteğiyle kurtulmayı planlıyordu. Kılıçdaroğlu şık bir vitrin düzenlemesi olarak yeni döneme, toplumun özgürlük arayışına bir çare olsun diye ortaya atılmıştı. Proje, siyasetin sahicilik duvarına çarpıp parçalanmakla kalmadı, üstüne başbakan son kroşeyi indirip 'artık gömebilirsiniz' dedi adeta. Siyaset tam da böyle bir şeydir. Ele geçen fırsatı değerlendirme sanatı. Toplumun birikmiş sorunlarına yeni dil kazandırma, yeni ufuklar ilham etme. 

Dersim katliamı ile ilgili Başbakan'ın açıkladığı belgeler konuya aşina olanlar açısından yeni değil. Aksine tüm detaylar biliniyor. Ama Türkiye gibi devletin kutsandığı bir gelenekten gelen bir ülkede, ülkenin başbakanının, devlet eliyle yapılan bir katliam için özür dilemesi, ciddi bir gelişme. Başbakan'ı dinlerken, Dersim katliamı döneminde atılan gazete manşetlerini, dönemin politikacılarının faşist söylemlerini hatırladım ve bütün o söylemin bizzat Başbakan'ın 'Dersim katliamı' ifadesiyle resmen bitirildiğini düşündüm. Çünkü resmî olarak adını koymak, en az özür dilemek kadar önemli. Erdoğan'ın yabancı basında bile manşetlere çıkan 'Dersim özrü' işin siyasî pragmatizmini şimdilik önemsiz kılsa da dikkatle izlenmesi gereken bir süreci başlatıyor. 

Çünkü Dersim'de yapılan katliamın konuşulmasına sadece bir günah keçisi üzerinden yaklaşmak bir tür kaçak oynamak riskini barındırıyor. Tamam, Kürt Alevi ve aynı zamanda Dersimli olan Kılıçdaroğlu'nun CHP'nin günahlarını örtme çabası kabul edilemez. Ama Dersim'de yaşananlar da sadece CHP'ye mal edilerek özrü dilenecek türden görülmemeli. Başbakan'ın açıklamasında söylediği en önemli konu 'Devlet adına özür dilenmesi gerekiyorsa ben diliyorum.' oldu. Sorun tam da bu. O özrün devlet adına dilenmesi gerekiyor. Devlet zihniyetinin yapılanışı. Projelendirilen vatandaş tanımına uymayan herkesin usulünce yok edildiği bir tarih yaşandı bu ülkede. Böyle bir tarihle yüzleşmeye cesaret ederken, günahın tek bir isme, bir partiye atfedilmesi sorunu çözmez. Zihniyet dönüşümü yaratacak hesaplaşma, günahı birilerine fatura etmekle sağlanamaz. Tarihin bu kadar ağır bir yüküne bir sokak kavgasındaymış gibi değil, sükûnet ve vakarla yaklaşmak gerekiyor. Yürekte duyulan bir pişmanlık ve mahcubiyetle. Ama ne yapalım burası Türkiye ve siyasetin işleyişi de bize uygun yönetmelerle gerçekleşiyor. Başbakan'ımız çıkıp özür dilerken bile birilerini dövmeye kalkıyor. 

Devlet adına özür dilemenin bir ilk olduğunu ve kamuoyunda tetiklediği soruların hayati değerini unutmadan şunu Başbakan'dan beklemeye hakkımız var; dilediği özrü kişisel bir polemik malzemesi olmaktan kurtarmak için kaçak güreşmekten vazgeçip somut adımlar atabilmeli. Arşivlerin açılması, Dersim adının iade edilmesi, Seyit Rıza'nın mezarının yerinin gösterilmesi, Sabiha Gökçen Havalimanı'nın adının değiştirilmesiyle başlayan koca bir yapılacaklar listesi Başbakan'ın samimiyetini test için sırada bekliyor. Tarihsel doğruların yerine oturması için objektif bir tarih anlatısının sağlanması da sürecin olmazsa olmazlarından. 

Başbakan'ın iktidarın başındaki kişi olarak yapması gerekenler o kadar çok ki. Ama Milli Görüş geleneğinden gelen bir siyasetçi olarak Başbakan'ın asıl büyük sınavı Sivas ve daha eskiye dönük Maraş katliamlarıyla olacak. Orada da derin devletin karanlık tezgâhına aracılık etmiş bir CHP yahut Kılıçdaroğlu bulur mu bilmem ama özür dilemesinde ve gerçeğin ortaya çıkmasında cesur bir lider gibi müdanasız konuşmasında fayda var. Çünkü ucu kendi siyasetine değmeyen yanlışların özrünü dilemek her zaman daha kolaydır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89