• BIST 97.651
  • Altın 145,042
  • Dolar 3,5684
  • Euro 3,9748
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 26 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 20 °C
  • Berlin 25 °C

Demokratikleşme paketinden ‘lotus’ çıkacak

Ferda Çetin

Anadille eğitim olmayacak. Seçim barajı kaldırılmayacak.

Koruculuk lağvedilmeyecek.

KCK davaları düşürülmeyecek, cezaevleri boşaltılmayacak.

Miting, gösteri, yürüyüş yapanlar tutuklanacak, 15-20 yıl hapisle cezalandırılacak.

Hükümet aleyhine yazı yazan gazetecinin işine derhal son verilecek.

Muhalif kimlikli sanatçılar tecrit edilerek işsiz bırakılacak.

Akil İnsanların raporlarında belirtilen ortak tespitlerin hiçbiri dikkate alınmayacak…

Bunun adına "oyalama" dahi denilemez.

Çünkü oyalama, değişmeme ve bir şey yapmama gibi edilgen bir durumu ifade ediyor.

Oysa AKP Hükümeti edilgen bir pozisyonda değil.

Oyalamanın aksine, planlı programlı bir hazırlık yürütülüyor. Büyük bir hızla yürütülen bu hazırlıkları çıplak gözle görmek mümkün.

AKP’nin ve Erdoğan’ın planı da projesi de var. Ama, zamana ihtiyaçları olduğu için bunu açıklamaksızın derinden yürütüyorlar.

Bu plan yerel seçimler tamamlandıktan sonra, 2014 sonbaharında devreye girecek.

TC. İçişleri Bakanı Muharrem Güler, 1 Temmuz’da yaptığı açıklamada, 2013 yılı yatırım programında 156 yeni karakolun yapılacağını duyurdu.

Bu 156 karakolun 119’u Kürdistan’da yapılıyor. Bunlardan da 21’i Dersim’de inşa ediliyor.

Maliye bakanlığınca açıklanan verilere göre, çözüm sürecinin başladığı ilk beş ayda, "kalekol" diye tabir edilen binaların yapım giderlerine 77 milyon lira harcanmış. Bu rakam geçen yılın ilk beş ayında sadece 17 milyon liraymış.

Büyük bir telaş ile mevcut karakollar tahkim edilirken, bir yandan da yeni karakolların yapılıyor olması, barış ve müzakere sürecinin ihtiyacı değil, kapsamlı ve yaygın bir savaşın hazırlığıdır.

Türk Milli savunma Bakanı İsmet Yılmaz, 5 Ağustos günü Kars’ta yaptığı açıklamada, bu karakolların hangi amaçla yapıldığını da açıklamış oldu. Türkiye’nin büyük şehirlerindeki büyük askeri birliklerin Kürdistan’a kaydırılacağını belirtti.

Yılmaz bu "taşıma" gerekçesini de izah etti: "Askeri birliklerin bulunduğu il ve ilçelerde ekonomi gelişiyor. Geri kalmış doğu illerine bu birlikleri taşıyarak oranın ekonomisini geliştireceğiz."

Şu soruları bakana soran olmadı:

Türkiye’nin batısında küçük il ve ilçe kalmadı mı?

Türkiye’nin batısındaki küçük il ve ilçelerin ekonomisini düzeltmek istemiyor musunuz?

Ortalama insan zekasına göre, ülke bütçesinde ekonomik bir rahatlama yaratılmak isteniyorsa, makul ve mantıklı olan, ordunun Türkiye’den Kürdistan’a kaydırılması değil, küçültülmesi olmalı.

Ama AKP Hükümeti bir yandan Kürdistan’da 119 yeni karakol inşa ederken, diğer yandan mevcut karakolları büyütüyor. Karakol inşaatlarını bir an evvel bitirme telaşı, 2014 yılı ortalarına kadar, Batı’daki orduları Kürdistan’a kaydırma planının parçası. Karakollar tamamlanınca ordular da taşınacak.

Böylece barış ve müzakereler sürecinde, Türk ordusunun yüzde doksanı Kürdistan’a kaydırılmış olacak.

Oysa süreç başlarken, gerillaların çekilmesi ile birlikte, Kürdistan’a yığılan Türk ordusunun da makul bir seviyeye çekilmesi planlanmıştı.

Güvenlik ve savaş politikalarında ısrar edildiğinin bir başka kanıtı koruculuk.

Kürdistan’da hala 70 bin resmi korucu var. AKP Hükümeti bu sürecin temel bir adımı olan "koruculuğun lağvedilmesi" yerine yeni korucu kadroları açıyor. Korucuları federasyonlaştırarak kalıcı bir örgütlenmeye kavuşturuyor.

Bütün bunlar neyin hazırlığı?

AKP Hükümeti "Batı"da, artık büyük askeri birliklere ihtiyaç olmadığı sonucuna ulaşmıştır. Büyük şehirlerin güvenliği ve istihbaratı tümüyle polise bırakılacak, Türkiye’nin batısındaki ordular Kürdistan’a kaydırılacaktır. Batı’da sadece bu orduların hastahaneleri, bilgi işlem merkezleri, arşiv, atölye vb kurumları kalacaktır.

Erdoğan hükümeti, iki yıl içinde batıdaki büyük orduları Kürdistan’a kaydırdıktan sonra, öncekilerden tamamen farklı, daha büyük ve kapsamlı bir savaş başlatacaktır.

Bütün veriler, pratik uygulamalar ve gidişat bu yöndedir.

Bu şartlarda,"demokratikleşme paketi" denilen şeyin içinden çıkacak olan, olsa olsa "lotus meyvesi" olacak.

Homeros’un anlattığına göre lotus; yiyen insanda uyuşukluk yaratan, olan biteni görmeye engel olan ve geçmişi unutturan bir meyveymiş.

İki yıl sonunda yanılmak, yanlış ve isabetsiz tespitlerle başbaşa kalmak ne kadar iyi olurdu.

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89