• BIST 107.206
  • Altın 143,247
  • Dolar 3,5533
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 27 °C
  • Diyarbakır 27 °C
  • Ankara 27 °C
  • İzmir 26 °C
  • Berlin 16 °C

Demokratikleşme paketi için sorular

Oral Çalışlar

Demokratikleşme paketi neden demokratik tartışmanın ardından hazırlanmıyor? 'Ben yaptım oldu' paketi kaçınılmaz olarak zayıf oluyor.

Demokratikleşme paketine ilişkin konu başlıkları parça parça basına yansıyor. Bu bilgiler üzerinden pakete ilişkin sorularımı paylaşmak istiyorum. Nefret suçunun yasalara gireceği söyleniyor. Eğer, bütün kırılgan kimlikler nefret suçunun ‘mağduru’ olarak düzenlenip, bu gruplar hedef alınarak işlenen suçlara ceza arttırımı getirilirse bu, Türkiye için gerçekten ileri bir adım olur. Bu düzenlemeler, ‘cinsel yönelim’ dahil, Türkiye’deki bütün kırılgan gruplara yönelen nefret suçlarını cezalandıracak mı?

Ruhban Okulu’nun yeniden açılacağı söyleniyor. Bu harika olur, peki okul sadece T.C vatandaşlarını mı, yoksa bu okulun ruhuna uygun bir şekilde dünyanın her yerinden Ortodoksları mı öğrenci olarak kabul edecek? “Cemevlerine statü verilecek” deniyor. Dini kurumların tanınması yoluyla mı yapılacak bu, yani yeni bir yasal mevzuat mı yaratılacak, yoksa Dernekler Yasası veya İmar Kanunu’na küçük eklemeler mi yapılacak? Bunların her birinin çok farklı sonuçları olacağı için soruyorum bu soruları.

“Bağımsız kolluk denetim merkezi ve ayrımcılıkla mücadele komisyonu kurulacak” deniyor. Bunlar hakikaten bağımsız ve sivil yapıda olurlarsa çok önemli bir adım atılmış olur. Örneğin İngiltere’de sade vatandaşların polisi ziyaret edip rapor düzenlediği (lay visitors) gibi bir sistem mi kurulacak? Ayrımcılık komisyonunun üyeleri arasında toplumun ayrımcılığa uğrayan kesimlerinden insanlar bulunacak mı?

Avrupa Konseyi Yerel Yönetimlere Özerklik Şartına Türkiye’nin koyduğu çekincelerin kaldırılması çok isabetli bir adım olur. Peki bu çekinceler kaldırıldıktan sonra anayasanın 127. maddesi ve mahalli idarelerle ilgili yasal mevzuat kapsamlı bir değişikliğe uğratılacak mı? Eğer uğratılacaksa neden Meclis’te bu konuda bir tartışma görmüyoruz?

“Seçim barajı yüzde 7’ye indirilecek” deniyor. Eğer amaç Meclis’te mümkün olduğunca geniş bir temsil sağlayıp toplumsal gerilimleri düşürmekse, neden yüzde bir iki gibi rakamlara inilmiyor veya daha da iyisi toplumu bu prangadan neden tamamen kurtarmayı düşünmüyoruz?

Paketin 28 Şubat mağdurlarının mağduriyetlerini giderecek hükümler getireceği söyleniyor. Darbeler arasında seçim mi yapıyoruz? 1960 darbesi dahil, tüm darbe mağdurları için ‘itibarın iadesi’ ve yoksunluklar nedeniyle tazminat içeren hükümler getirmek çok daha isabetli olmaz mı?

“Kürtçe eski yerel isimler iade edilecek” deniyor. Yani Uludere Roboski olabilecek tekrar. “Anadilde kamu hizmeti verilecek” deniyor. Peki bu, sadece sözlü hizmetle mi sınırlı olacak, yoksa yazışmaları da kapsayacak mı? En önemli kamu hizmetlerinden birisi olan adli sistem bu işe dahil edilecek mi? Bu kadar dolambaçlı yollara başvurmak yerine neden Kürtçeyi örneğin Türkiye’nin en azından Güneydoğusu için ikinci resmi dil olarak tanımıyoruz?

“Uzun tutukluluk süreleri ortadan kalkacak” deniyor. Daha önce yapılan pek çok değişikliğe rağmen ‘tutukluluk’ konusunda bir türlü ilerleme sağlayamadık. Neden örneğin, tutukluluk da dahil, özünde ‘yargının zihniyet sorununu’ yansıtan problemler için daha çok, insana yatırım yapan tedbirler üzerinde düşünmüyoruz? Neden akademik kariyer yapan hâkimleri daha hızlı ilerletmiyoruz? Neden yüksek mahkemelere seçilecek yargıçlara AİHM kararlarını okuyup anlayacak kadar yabancı dil bilme şartı getirmiyoruz?

Jandarma Genel Komutanlığı, Genelkurmay yerine İçişleri’ne bağlanacakmış. Çok iyi olur. Ama bu bizim Türkiye’de ordu konusunda sorunlarımızdan sadece küçük bir tanesi. Neden kapsamlı bir güvenlik sektörü reformuna gidemiyoruz?

Daha sorulacak çok soru var, hemen aklıma gelen bazılarını paylaşmak istedim. Belki de en önemli soru, bir demokratikleşme paketinin neden demokratik bir tartışmanın ardından hazırlanmadığıdır. “Ben yaptım oldu” paketleri, farklı görüşlerden beslenmeden hazırlandığı için kaçınılmaz olarak zayıf oluyor. İçlerindeki değerli hükümler de bunların hazırlanmasına katkı sunması engellenen kesimlerin direnciyle karşılanıyor ve ‘değersizleştiriliyor’. Keşke bu kısırdöngüleri kırabilsek...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89