• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 22 °C
  • Diyarbakır 28 °C
  • Ankara 14 °C
  • İzmir 24 °C
  • Berlin 18 °C

Demokratik özerklik ve HDP

Mustafa Sönmez

Cum­hur­baş­kan­lı­ğı ya­rı­şı­na RTE ve CHP-MHP or­tak ada­yı ola­rak Ek­me­leddin İh­sa­noğ­lu­’nun ya­nın­da HDP’­nin ada­yı ola­rak Se­la­hat­tin De­mir­ta­ş’­ın çık­ma­sı, ya­rı­şa fark­lı bir bo­yut kat­tı. Ka­mu­oyu, iyi-kö­tü, ne söy­le­dik­le­ri ve söy­le­ye­cek­le­ri­ni az çok kes­tir­dik­le­ri iki ada­yın dı­şın­da, fır­sat ta­nın­dık­ça, bir üçün­cü ada­yın söy­le­di­ke­ri­ni de din­le­me ola­na­ğı bu­lu­yor­lar.

“Ü­çün­cü­” aday De­mir­ta­ş’­ın Kürt si­ya­si ha­re­ke­ti­nin li­der kad­ro­sun­dan bi­ri ol­ma­sı, ki­mi­le­rin­ce CB’­na aday ol­muş bir “Kürt­çü­”nün söy­le­ye­bi­le­cek­le­rin­den öte bir­şey de­ğil­dir. An­cak, “ay­rı­lık­çı-bö­lü­cü­” ola­rak ni­te­le­nen bir ha­re­ke­tin Cum­hu­run baş­kan­lı­ğı­na, ya­ni ül­ke bü­tün­lü­ğü­nü ka­bul­len­mek de­mek olan Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­t’­inin te­pe so­rum­lu­lu­ğu­na ta­lip ol­ma­sı, ken­di ba­şı­na ez­ber bo­zu­cu ol­du.

Köşk için “Ü­çün­cü ada­y”­ın, hem de Kürt si­ya­si ha­re­ke­tin­den çık­ma­sı­nı, tak­tik bir ham­le, ta­kiy­ye sa­yan­lar ola­bi­lir, “Bu plat­for­mu sa­de­ce kul­la­nı­yor­lar, so­nun­da bir ay­rı­lık­çı ha­re­ket gi­bi dav­ra­na­cak­lar­dı­r”, di­yen­ler var, hat­ta sa­yı­ca da çok­lar… Ama bu plat­form­da aday ola­rak kür­sü­de hal­ka söy­len­miş söz­ler, açık­la­ma­lar önem­li­dir; ka­yıt­la­ra ge­çer ve bağ­la­yı­cı­dır. O ne­den­le, De­mir­ta­ş’­ın bu se­çim­de ala­ca­ğı oy ora­nın­dan çok, kür­sü­de söy­le­dik­le­ri da­ha önem­li ve an­lam­lı­dır.

De­mok­ra­tik özerk­lik…

“Ü­çün­cü ada­y” ola­rak De­mir­ta­ş’­ın kür­sü­den, fır­sat ve­ril­di­ği öl­çü­de TV mik­ro­fon­la­rın­dan ve ga­ze­te say­fa­la­rın­dan hal­ka ilet­tik­le­ri, İh­sa­noğ­lu­’nun eleş­ti­ri ve öner­me­le­riy­le yer yer ça­kış­sa da, on­da ol­ma­yan baş­ka şey­le­ri de içe­ri­yor. AKP re­ji­mi­nin hu­kuk ta­nı­maz­lı­ğı, des­pot­lu­ğu, içe­ri­de ve dı­şa­rı­da top­lu­mu ku­tup­laş­tı­ran, yok­sul­laş­tı­ran, öte­ki­leş­ti­ren ic­ra­atı­nı iki aday da di­le ge­ti­ri­yor ken­di meş­rep­le­ri­ne uy­gun ola­rak… De­mir­taş, bun­lar­dan fark­lı ola­rak fark­lı bir Tür­ki­ye yö­ne­tim mo­de­li­ni de di­le ge­ti­ri­yor:

De­mok­ra­tik özerk­lik…

Ka­mu­oyu­na da­ha çok Kürt si­ya­si ha­re­ke­ti­nin bir pro­je­si ola­rak tak­dim edi­len de­mok­ra­tik özerk­lik, özün­de bir “dev­ri­m” öne­ri­si de­ğil, bir “re­for­m”. Ya­ni uy­gu­lan­dı­ğın­da, ya­şa­dı­ğı­mız re­jim­de­ki mülk iliş­ki­le­ri­ni, sı­nıf iliş­ki­le­ri­ni kök­ten de­ğiş­ti­re­cek bir uy­gu­la­ma de­ğil; üye­si ol­ma­ya ça­lış­tı­ğı­mız Av­ru­pa Bir­li­ği­’nin bir­çok ül­ke­sin­de uy­gu­la­nan bir mo­del. Tek bir şab­lo­nu ol­ma­yan, her ül­ke­nin ken­di kim­ya­sı­na uy­gun ola­rak şe­kil­le­nen bir ya­pı­lan­ma… Ana pren­si­bi, “mer­ke­z”­de bi­rik­miş, o an­lam­da top­lum­dan çe­ki­lip alın­mış yet­ki ve so­rum­lu­luk­la­rı, mer­kez­den “ye­re­l” ya­pı­la­ra ak­tar­mak, mer­kez ile ye­rel ara­sın­da da­ha den­ge­li, da­ha de­mok­ra­tik ve söz söy­le­me ko­nu­sun­da da­ha adil bir ya­pı­sal dö­nü­şü­mü ger­çek­leş­tir­mek…

Ne­den ge­rek­li?

Bu­nun özel­lik­le Tür­ki­ye için ne ka­dar ge­rek­li ha­le gel­di­ği­ni AKP re­ji­mi­nin acı bi­lan­ço­sun­dan gör­mek ge­re­ki­yor. AKP, ik­ti­dar olu­şun­dan iti­ba­ren ya­sa­ma ve yü­rüt­me­de sağ­la­dı­ğı ha­ki­mi­ye­te, yar­gı­yı da ek­le­me­nin pe­şin­de ol­du. Ken­di kon­tro­lü­nün dı­şın­da ka­la­ca­ğı ve ayak ba­ğı ola­ca­ğı en­di­şe­siy­le or­du, üni­ve­si­te, ka­mu med­ya­sı….ne var­sa hep­si­ni ken­di­si­ne ba­ğım­lı ha­le ge­tir­di, komp­lo­la­rı da içe­ren bir di­zi ope­ras­yon­la, tas­fi­ye­le­re git­ti. Sa­yış­ta­y’­ı iş­le­mez ha­le ge­ti­rip büt­çe­yi de­ne­tim dı­şı­na çı­kar­dı.

Ye­rel yö­ne­tim­le­re önem ve­ri­yor­muş gi­bi ya­pıp on­la­rı iyi­ce gü­dük­leş­tir­di. Ka­mu har­ca­ma­la­rı­nın yüz­de 10’u­nu an­cak kul­la­na­bi­len bir ye­rel yö­ne­tim ya­pı­sı var Tür­ki­ye­’nin. Yet­mez­miş gi­bi, bü­yük kent rant­la­rı­nı so­run­suz kul­lan­mak ve ki­şi­sel ta­sar­ruf­la­ra ge­çir­mek için, be­le­di­ye­le­rin imar yet­ki­le­ri­ni mer­kez­de kur­du­ğu Çev­re ve Şe­hir­ci­lik Ba­kan­lı­ğı­’na dev­ret­ti. RTE’­nin böy­le oto­ri­ter bir ya­pı­lan­ma­ya tüy di­ke­cek ni­ha­i he­de­fi, Köş­k’­e çık­ma­sı ha­lin­de Baş­kan­lık sis­te­mi­ne ge­çe­rek oto­ri­ter­li­ği per­çin­le­mek…

Mo­del?

Tür­ki­ye, çok kim­lik­li, çok kül­tür­lü ve nü­fu­su 77 mil­yo­na ula­şan, eşit­siz­lik­le­ri her an­lam­da bü­yük bir ül­ke. 81 il bi­çi­min­de yö­ne­ti­len ül­ke­nin her coğ­raf­ya­sı­nın bi­ri di­ğe­ri­ni il­gi­len­dir­me­ye­cek fark­lı so­run­la­rı var. Bun­la­rın tü­mü­ne mer­kez­den An­ka­ra­’dan ka­rar ver­mek, akıl kâ­rı de­ğil. Bu il­le­rin so­run­la­rı­nı ay­nı şab­lon­lar için­de çö­zü­yor­muş gi­bi yap­mak za­man kay­bı. Hep­sin­den önem­li­si, kit­le­le­rin ka­tı­lı­mı­nı beş yıl­da ya­pı­lan bir san­dık oy­la­ma­sı­na in­dir­ge­mek, bu­nun adı­na da de­mok­ra­si de­mek gü­lünç, ayıp.

De­mir­ta­ş’­ın da bu ya­rış ve­si­le­si ile di­le ge­ti­rdi­ği gi­bi, 81 ili, 20-25 cı­va­rın­da böl­ge­de kü­me­le­mek, son­ra da An­ka­ra­’nın, mer­ke­z’­in yet­ki ve so­rum­lu­luk­la­rı­nı de­mok­ra­tik se­çim­ler­le olu­şa­cak bu böl­ge yö­ne­tim­le­ri­ne ak­tar­mak da­ha de­mok­ra­tik. Bu kü­me­le­re, böl­ge­le­re, böl­ge­de­ki so­run­la­rın çö­zü­mü ko­nu­sun­da ken­di böl­ge mec­lis­le­ri ile çö­züm üret­me “ö­zerk­li­ği­ni­” ta­nı­mak, da­ha doğ­ru. Ne tür yet­ki­ler? Bun­lar bir Ana­ya­sa de­ği­şik­li­ği ile be­lir­le­nir. Mer­ke­zin, sa­vun­ma­dan dış po­li­ti­ka­ya, ma­li­ye­den mak­ro eko­no­mi­ye yet­ki­le­ri alı­ko­nu­lur, ama ye­re­le ak­ta­rı­mı müm­kün ne alan var­sa, on­la­rın da böl­ge yö­ne­tim­le­rin­ce kul­la­nı­la­ca­ğı ifa­de edi­lir. Ame­ri­ka ye­ni­den keş­fe­dil­me­ye­cek­tir. Fark­lı kim­lik ve renk­le­ri olan ül­ke­le­rin ana­ya­sa­la­rı­nı in­ce­le­mek, bir mo­del üret­mek için ye­ter­li ola­cak­tır.

Ne de­ğil­dir?

An­la­şı­la­ca­ğı gi­bi, özü sos­yal de­mok­rat, CHP’­nin de kim­ya­sı­na uyan, be­nim­se­ye­bi­le­ce­ği bir ida­ri re­form,bir de­mok­ra­tik­leş­me pro­je­si­dir bu. An­cak, pro­je­yi gün­de­me ta­şı­yan Kürt si­ya­se­ti ol­du­ğu için ve Kürt si­ya­se­ti­nin için­de de bir di­zi ka­fa ka­rı­şık­lı­ğı ol­du­ğu için, pro­je­ye bö­lü­cü­lük yaf­ta­sı ya­pış­tı­rıp red­det­me, fit­ne-fe­sat pro­je­si ola­rak gör­me eği­li­mi da­ha ağır ba­sı­yor.

Kürt si­ya­se­ti, bu al­gı­dan şi­ka­yet­çi ol­mak­la be­ra­ber, so­rum­lu­dur. Çün­kü hâ­lâ, adı ge­çen böl­ge­le­rin ta­nı­mı söz­ko­nu­su ol­du­ğun­da Kürt özerk böl­ge­si di­ye sö­ze baş­la­yan­lar var . Ya­nı­sı­ra, Gü­ney­do­ğu­’da HDP dı­şın­da ay­rı bir “böl­ge par­ti­si­” kur­ma ça­ba­la­rı da bu al­gı­ya ça­nak tut­mak­ta­dır. Oy­sa, böl­ge­sel özerk­lik, sa­de­ce Kürt­le­r’in öz­gür­lük he­def­le­ri için dü­şü­nül­müş bir pro­je ola­rak alı­nır­sa baş­tan kay­be­der. Kürt­le­r’in mağ­du­ri­yet­le­ri ka­dar bu ül­ke­de Ale­vi­le­r’in kim­lik, Do­ğu Ka­ra­de­ni­z’­in ge­çim ve çev­re, Or­ta Ana­do­lu­’nun iş-aş, İs­tan­bu­l’­un yağ­ma­lan­ma, İz­mi­r’­in dış­lan­ma mağ­du­ri­yet­le­ri de var­dır ve de­mok­ra­tik özerk­lik sa­de­ce kim­lik ile il­gi­li de­ğil, sı­nıf­sal fark­lı­lık­lar­dan, ada­let­siz bö­lü­şüm­den, yağ­ma­dan, bar­bar­lık­tan kay­nak­la­nan mağ­du­ri­yet­le­ri de azalt­ma­yı he­def­le­yen bir pro­je ol­ma­lı. Et­nik te­mel­de bir böl­ge ta­nı­mı­na hiç gir­me­me­li, özel­lik­le de Kürt­le­r’in ya­rı­sı­nın ül­ke­nin Ba­tı il­le­rin­de ya­şa­dı­ğı ger­çe­ği­ni akıl­da tu­ta­rak…

Not: Konu ile ilgili detaylı okuma için ‘Kürt Sorunu ve Demokratik Özerklik’ kitabıma bakılabilir.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89