• BIST 104.123
  • Altın 145,676
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 20 °C
  • Diyarbakır 26 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 19 °C
  • Berlin 10 °C

Demokrat ile otokrat

Ali Bayramoğlu

Kimi insanlar, toplumlar, kültürler birleştirerek, benzeterek anlar ve yol alırlar, kimileri ise ayrıştırarak ve farklılaştırarak...

Algıda ve zihinlerde kavramların, durumların, kurumların, rollerin ayrışması ya da benzeşmesi meselesi ciddi bir meseledir.

Ciddidir zira çağdaş, katılımcı demokrasinin kurucu asgari koşullarından belki de en önemlisi ayrışma fikridir. Önemlidir zira, ayrışma fikri, iktidarın, hukukun, bilginin, hem devlet katında hem toplumsal katmanlarda birbirinden özerk olabildiği duruma işaret eder.

Bu üçlü arasında etkileşim kadar bir mesafenin de olması, zihniyet kalıpları ve etik kuralların bu ayrışma fikrine dayanması, ayrışmayı koruma altına alması, hatta ilke kılması çoğulcu ve katılımcı çağdaş demokrasinin temel koşulundandır.

Bu koşullar şu üç basit, ancak yaşamsal ilkeye gönderme yapar: Özgürlük, eşitlik ve özerklik (düşüncenin siyasal ve eylem karşısında özerk kalabilme imkânı).

Özerklik yerine kapsayıcı otorite fikrini, özgürlüğe karşılık itaat kavramını, eşitliğe karşı ise hiyerarşiyi koyduğunuz zaman ise ulaşacağınız düzen baskıcı ve sıkça "otoriter" nitelikli olur.

Aslında bu kavramlara yol veren ve ayrıştırma mantığının temelini oluşturan, hayatın her alanını kapsayan belirleyici üç hal, ana belirleyici kavramlar "meşruiyet", "görecelilik" ve "içe bakış"tır... Toplumsal, ahlaki, siyasi meşruiyet...

Zamana, mekana, insana, kültüre oranla görecelilik...

Toplum ve kişilerin kendilerini sorgulama alışkanlığı...

Onlar, sizi, toplumsal, siyasal ve kültürel alanda mutlak olandan uzak tutarlar, içeriden, zamana, mekana, "öteki"ye endeskli bir bakışa zorlarlar.

Güncel gelişmeler ve tartışmalar açısından soru ve sorun sanırım burada karşımıza çıkıyor.

Türkiye değişiyor otoriter ve vesayetçi bir düzenden demokratik bir düzene doğru hareket ediyor, bu iddiayı taşıyor, bu iddianın aktörlerini siyasette, bürokraside, basında, üniversitelerde üretiyor.

Ancak değişim süreciyle meşruiyet ve görecelilik arasındaki bağlar git gide zayıflıyor. Keskin, kuvvetli fikirler alan temizliği yaparken, yeni değerleri kurmakta zorlanıyor.

Bu bir ölçüde doğal...

Kabul etmek gerekir ki hiyerarşi, kapsayıcı otorite ve itaatin egemen olduğu bir düzenden, özerklik, özgürlük ve eşitliğin düzenine geçiş, kolay ve sıradan değildir.

Zira söz konusu olan düzenler bütüncül özellikler taşırlar; sadece devlet yapılanmasını değil, aynı zamanda bir siyasi kültürü, bir zihniyet yapılanması kuşatırlar.

Türkiye'nin militarist bir düzenden demokratik bir düzene geçişinin imkânları ve sınırlarını tartışırken de bu bütüncül özelliği dikkate almak gerekir.

Bu durumda konuyla ilgili olan ya da iddia taşıyan her kesimin, her kişinin yanıt araması gereken ilk soru şudur: Türkiye'deki baskın güvenlikçi algının, bir tür militarizmin, daha da ileri otoritarizmin kökü, derinliği, ana yapısı nedir?

Yukarıdakini şemsiye soru kabul edip, soruları çoğaltalım

- Toplumsal alan üzerinde militarizm nasıl yeşeriyor ya da hangi toplamsal alan ve koşullarda yeşeriyor?

- Zihniyetimizde, siyaseti algılayışımızda, devlete, siyasete atfettiğimiz anlamlarda militarizm nasıl bir yer tutuyor?

- Militarizm gerek devlet düzeyinde gerek toplumsal gruplar, gerek siyasi örgütler düzeyinde nasıl yapılanıyor?

Bu sorulara yanıt bulmadan kimi tartışmalarda, çözüm arayışlarında yol almak çok kolay görünmüyor.

Ve ne yazık ki, bu tür sorular, bu ülkede en az sorulan sorular arasında yer alıyor. Dahası tarafı ne olursa olsun, değişimi, direnci hangi tarafı savunursa savunsun, meşruiyet vurgusunu küçümseyen bir siyasi kültür, bu siyasi kültürün taşıyıcıları, dönüp dolaşıp aynı çıkmaza, otoriter dil çıkmazına hapsoluyorlar.

Bu sorulara yanıt aramadan demokratlığı doğru yol alınmıyor.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89