• BIST 97.898
  • Altın 145,728
  • Dolar 3,5767
  • Euro 4,0006
  • İstanbul 23 °C
  • Diyarbakır 33 °C
  • Ankara 21 °C
  • İzmir 18 °C
  • Berlin 28 °C

Demokrasilerde yargı askere de, sivil iktidara da hizmet arz etmez!

Hasan Cemal

Askerin son savunma hattı olmaktan uzaklaşmaya başlayan yargı, acaba bu kez ‘seçilmiş sivil otorite’nin, yani hükümetin son savunma hattı rolünü üstlenemez mi? Yargı bu kez asker yerine sivil iktidara hizmet arz etmeye başlarsa demokrasi ne olur? 

Manşetleri okuyorum. Başbakan Erdoğan: “Seçilmişleri atanmışlara kul etmeyiz.”

Ak Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik:

“Bürokratik cumhuriyeti, demokratik cumhuriyete dönüştürüyoruz.”

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ:

“Başbakan yaparsa yanlış yapar demek, darbeci kafasıdır.”

Sabah gazetesinin manşeti:

“Demokrasinin zafer gecesi!”

Manşetin altındaki spot:

“Seçilmişleri vesayet altına almak isteyen ‘atanmışlar’ın oyunu, Meclis’ten geçen MİT yasası değişikliğiyle bozuldu.”

İyi, güzel.

Biraz fazla heyecanlı ama olsun. Kâğıt üstünde kulağa hoş geliyor. Ama biraz durup düşünmek de lazım.

Seçilmişler-atanmışlar konusu, çok partili demokrasiye adım attığımızdan beri bizim siyasetin en önde gelen meselelerinden biridir.

Demokrasiyi ilgilendirdiği için öyledir. Çünkü demokrasilerde atamayla değil, seçimle gelenlerin son sözü söylemeleri esastır.

Oyunun kuralı budur.

Demokrasilerde atanmışlar, halkın oyuyla gelen ‘sivil otorite’ye tabi olur.

Bizde ise yıllarca tersi yaşanmıştır. ‘Askeri otorite’nin, yanına ‘yargı’yı da alarak, seçilmiş sivil otoriteyi kuşatıp siyaset alanını kendi ‘kırmızı çizgileri’yle nasıl daralttığına, demokrasiyi bu ülkede yıllar yılı nasıl ikinci sınıflığa mahkûm ettiğine dair sayısız örnek vardır tarihimizde.

Buna kısaca askeri vesayet sistemi diyoruz.

Bu sistemde yargının, Murat Belge’nin deyişiyle, askerin son savunma hattı olarak çalıştığı söylenebilir.

Uzun yılların gerçeği budur.

Fakat son yıllarda ‘askeri vesayet’ ciddi darbeler yiyerek gerilemeye başladı. Bunda hiç kuşkusuz yargı da önemli pay sahibi.

Yargı için artık ‘askerin son savunma hattı’ denemez.

Ama bir soru ya da sorun daha var: Askerin son savunma hattı olmaktan uzaklaşmaya başlayan yargı, acaba bu kez ‘seçilmiş sivil otorite’nin, yani hükümetin son savunma hattı rolünü üstlenemez mi? Yargı bu defa asker yerine sivil iktidara hizmet arz etmeye başlarsa demokrasi ne olur?..

Savcıların başlattığı MİT operasyonunu ben de eleştirdim. Siyaseten yanlış buldum. Ama bunun darbesel girişim olarak yorumlanmasına da karşı çıktım.

Bir de soru sordum:

Ya MİT’çiler bazı bakımlardan görev alanlarının dışına çıktılarsa?.. Olamaz mı?.. Hele geçmişi düşünürsek?..

Sözü uzatmak istemiyorum.

Seçilmişler-atanmışlar meselesi demokrasilerde önem taşır.

Ama eğer demokratik hukuk devletinde yaşıyorsak, seçilmişler mutlak çoğunluk da olsalar her istediklerini yapamazlar.

Demokrasi böyle bir rejim değildir. Demokrasilerde kulluk düzeni yoktur. Kimse kimsenin kulu kölesi olmaz bu rejimde.

Ve demokratik hukuk devletinde yargı, askeri otoriteye de, sivil iktidara da hizmet arz etmez. 

Fethullahçı zinhar değil, Cemaat de değil, Camia...

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Medya Bölüm Başkanı Erkam Tufan Aytav’dan geçen hafta Gülen Cemaati konusundaki iki yazımla ilgili kısa bir açıklama aldım.

Şöyle:

“Örnekleri kendinden olan, başka hiçbir oluşuma benzemeyen bir sosyolojik hareket var önümüzde. Bu hareketin bir fikir mimarı var o da Sayın Fethullah Gülen. Bir de Sayın Gülen’in fikirlerine gönül vermiş insanlar topluluğu söz konusu.

Bu hareketin tanımlanmasında aydınlarımızın zorlandığını görüyorum.

Cemaat, Gülen Cemaati gibi isim koymalar hareketin sosyolojik yapısına uymamaktadır.

Bu sorunun cevabını Sayın Fethullah Gülen şöyle vermektedir: ‘Fethullahçı şeklindeki ifadelerden tiksinti duyuyorum, -cı, -cu türü sözlerden hiç hoşlanmıyorum. Cemaat lideri gibi yakıştırmalardan küfür işitmiş gibi rahatsız oluyorum.

Sadece müşevviki olduğum, eğitim faaliyetlerine gönül vermiş insanları cemaat şeklinde değerlendirmenin de yanlış olacağını düşünüyorum.

Sevgi, diyalog, hoşgörü, barış ve karşılıklı anlayış esaslarına dayanıp eğitim seferberliğine çıkan samimî insanların faaliyetlerini Gönüllüler Hareketi şeklinde ifadelendirmenin doğru olacağını zannediyorum.’

Sayın Fethullah Gülen böyle diyor.”

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89