• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • İstanbul 5 °C
  • Diyarbakır -4 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin -5 °C

Demokraside sorun

Ali Bulaç

Demokraside partiler ve parlamento, halkın taleplerinin ne kadarını karşılayabilmektedirler? 

“Halk” kavramını genel anlamda “toplum” veya “seçmen” olarak düşündüğümüzde kabaca üst sınıfların demokrasiden herhangi bir şikayetlerinin olmaması gerekir. Belki de en çok üst sınıfların talepleri demokrasilerde karşılanmaktadır. Nihayet 2001 Türkiye krizinde kasaları boşaltılan banka sahiplerinin bütçeye bindirdikleri yük halktan toplanan vergilerle karşılandı. Gezi Parkı dolayısıyla faiz lobisine kızan Başbakan Erdoğan, “Bizim dönemimizde 5 kat büyüdünüz, derdiniz ne?” diye sitemde bulundu. Amerika ve Avrupa’nın birkaç ülkesinde vuku bulan ekonomik sarsıntılarda alınan tedbirlerin tamamı orta ve alt sınıfların kemer sıkma, ücretlerin düşürülmesi ve yeni vergilerin konulması esasına dayanmaktadır. 

Siyasi krizi anlamaya matuf yapılan çalışmalar bize sesini en çok yükseltenlerin orta sınıflar olduğunu gösteriyor. Doğaları gereği demokratik örgütler, sivil toplum kuruluşları, insan hakları dernekleri genellikle orta sınıflardan çıkar. Alt sınıfların kamusal müzakerelerin, talep ve itirazların yapıldığı alan ve platformlarda seslerinin çıkmadığı herkesin malumu. Bu sadece Batı’da değil, Türkiye’de de öyle. Mesela 10 senedir medya neredeyse koro halinde Türkiye’nin “hayranlık verici büyüme hikayesi”ni anlatmakla meşgul, Türkiye modeli sadece bölgeye değil, iç kamuoyuna da bir marka olarak pazarlanmaktadır. Toplumun geniş kesimlerine ulaşabilme kapasitesine sahip gazete ve televizyon ekranında uygulanmakta olan neoliberal politikaların, adaletsiz piyasa kanunlarının ve küresel ekonomiye entegre olan ekonominin alt sınıflara getirdiği dayanılmaz sıkıntılarından söz edilmiyor. Orta sınıfın eriyen orta ve alt; alt sınıfın üst-orta ve alt katmanlarına bir narkoz gibi enjekte edilen Millî Piyango reklamında kullanılan ana temadır: “Bakın şu şu zenginler milyar dolarlar kazandı, dünya zenginleri arasındaki yerlerini aldılar, siz de kazanabilirsiniz. Türkiye bir istikrar adasıdır, hızla büyümekte ve zenginleşmektedir. Çalışın, sesinizi çıkarmayın, sakın istikrarı bozmayın, siz de zenginleşeceksiniz. Şimdilik belediyeler, sivil toplum kuruluşları ve hayır derneklerinin dağıttığı iaşe ve ianelerle yetinin. Sıra size de gelir.” 

Avrupa ile Türkiye arasındaki fark şudur: Avrupa’da orta sınıfın alt katmanı ile alt sınıfın üç katmanı giderek siyasete yabancılaşır, sandığa gitmekten vazgeçerken, Türkiye’de AK Parti’nin kullandığı dini-muhafazakar kodlar ve elbette ağırlıklı olarak ulusalcılarda, bir miktar da CHP’de somutlaşan tekpartiye dönme ve dini hayata yeni baskılar getirme korkusu canlı tutulduğundan, kayda değer ekonomik istifadesi olmadığı halde geniş kitleleri sandığa sevk etmektedir. Bir fark daha: Toplumun aktif unsurları olan dindar çevreler görece sermayenin ve statülerin el değiştirmesi sürecinde bundan bir miktar yararlanmaktadırlar, bu da asıl dinamik güçlerin alt katmanlarda süren büyük sıkıntı ve yoksunlukları tolere etmelerine, hatta görmezlikten gelmelerine yol açıyor. Avrupa’da durum farklı değil. Demokrasiye karşı yaygın ve köklü bir hoşnutsuzluk yok, ama demokrasinin temel kurumlarına, sözgelimi partilere ve parlamentoya güven sürekli düşüşte. Pekiyi, bu paradoksu nasıl izah etmeli! 

HaberTürk’ten açıklama bekliyoruz: 20 Temmuz gecesi, HaberTürk’ün sahur programında Murat Bardakçı ve Erhan Afyoncu, A. Aziz Bayındır Hoca’yı konuk almışlar. Başarılı bir program. Bayındır’ın iddiası Diyanet’in bize neredeyse bir saat fazla oruç tutturduğu. İddiasını da İstanbul semalarında fecr-i kazib ve fecr-i sadık’ın doğuşları üzerinde kanıtlamaya çalışıyor. DİB’den katılan bir hoca da itirazını yaptı, ama Bayındır’ın ‘görünürdeki iddiası’ sağlam. Tam sonucu beklerken birden yayın kesildi, başka tartışma programı girdi. Hepimiz şoke olduk. A. Rıza Demircan Hoca’ya soruyorum, o da yıllarca aynı tezi savunuyor. Son zamanlarda yayın kalitesinde belli bir düşüş gözlenen HaberTürk yönetiminden açıklama bekleme hakkımız var: Bu teknik bir arıza mıydı, sansür müydü?

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89